Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

6 Ocak 2015

Modacı, reklamcı, makyöz falan olamadım, gittim bakkal açtım!

Kendimi bildim bileli işçi olarak çalışıyorum ve geçen ay artık işçi olarak çalışmaktan sıkılıp istifa ettim. Zaten işçi olarak çalışmak çok keyifsizdi ve uzun zamandır bir işçi olarak çalışmaktan artık bıktığımı kendime itiraf edip duruyordum.
Gerçi çalışma hayatı başlı başına keyifsizdir ve çalışma alanında yaşanan ufaktefek pürüzler bile insanın psikolojisinin içine ediyor. Benim gibi zayıf bir kişiliğiniz var ise bu durum daha da kötüdür. En ufak şeyde bile hemen gelecek korkularınız depreşir, 15 sene sonra kendinizi gördüğünüz yer; çalışmakta olduğunuz şu süslü ofis binasının karşısındaki kırık dökük otobüs durağının önündeki çöp kovasında yiyecek bulma umuduyla poşetleri tırmalayan kedi yavrularının en yakın arkadaşı olursunuz. Ya da başka bi ihtimalle; yaşınız ilerledikçe iyice huysuz bir ibne olursunuz ve bu yüzden işverenler size iş vermezler ve zaten yaşınızda geçmiş olduğundan dolayı karın tokluğuna götünü siktirebilmek için, en fazla bir kaç ay sonra kanser eden ucuz makyaj malzemelerini yüzüne götüne boca edip otobanlarda bir palyaço gibi gezinen ibnenin teki olursunuz.
Ben böyleyim işte, en ufak bir olumsuzlukta en kötüsünü düşünür ve kendimi iyice mutsuz ederim. Çünkü hayat mutsuz olmamız için her fırsatı kullanır, ben ise bunları hiç kaçırmam..

"istifa ettim" dedim ya, aslında istifa etmemin nedeni; geleceğimi garantiye almak için attığım bir adımdı.
Çünkü geçen yıl taşındığım bu mahallemizin bakkalı, dükkanı satmaya karar vermiş ve camına da "DEVİREN SATLIKTIR" yazısını asmıştı.
Evim bakkalın hemen karşısında olunca, işçilikten sıkılmış olan ben, adamın o yazıyı sanki benim için asmış olduğunu düşünüp çok da geç kalmadan öyleymiş gibi de hissetmeye başlamıştım bile.
Sanki hazır birazcık para biriktirebilmişken "allah bana bir mesaj vermek istiyordu" gibi de düşündüm ve gittim bakkal sahibiyle bir kaç defa ciddi ciddi pazarlık yapıp durdum.

Adam bakkalını satma sebebi olarak "evime hiç zaman ayıramıyorum, gece eve geç gidip, sabah erken çıkıyorum. bu yüzden karımı hep uyurken veya o kendisi, gün içinde bakkala gelirse görebiliyorum" diyerek ve "zaten artık yaşlandım, bu işler de benden geçti" diyerek açıklıyordu.
Haksız da değildi hani, çünkü yaşı ilerlemişti ve eminim artık götündeki kıllar bile hayata tutunamıyorlardı. En çok da; eskiden çocuklarıyla bol bol vakit geçirebildiğini anlattı, ama artık onları bile göremiyordu. Zaten çocukları da büyüyüp kendi hayatlarını kurmuş oldukları için, çocuklarını çok nadir gördüğünden dem vurdu. Hem sanırım çocuklarını sık göremediği için biraz değil, çok üzülüyordu.
O böyle üzüntüsünden falan bahsederken, ben de içten içe babamın erken ölmesine sevindim. Yani tabii aslında babamın 10 yıl önce, henüz 65 yaşındayken ölmesi belki erken sayılmazdı, ama yinede bizi ailece çok fazla dağılmadan önce birarada görüyorken ölmesi, onun bizim için az üzülmesi anlamına gelmişti. En azından o ölmeden önce biz bir aradaydık ve bizi istediği zaman görebilmişti..

İşte böyle; o an bile bencilliğim tutmuş, adamın üzüldüğü şeyden kendime üzülünmeyecek bir şey çıkarıp konuştukda konuştuk. En sonunda tekrar sözleşip ayrıldık ve ben bir kaç gün sonra istifa etmiştim.
Çünkü adam yaşlı olduğu için bakkala bakamıyordu, ama ben onun aksine daha "gençtim ve eğer enerjimi seks yapacak birilerini arayarak  harcayacağıma, bu işe harcarsam belki bakkal işini büyütüp ilerde bir marketler zinciri kurabilirdim" diye düşünmeye başlamıştım bile. Hayâlden hayâle atlarken kararımı vermiş, bankadan krediyi çekmiştim bile..
 
En sonunda Öküz Herif'in tüm engellemelerine ve onlarca defa kavga edip birbirimize bağırıp çağırmamıza rağmen gidip bakkalın sahibiyle anlaştım ve bakkalı 13gün önce devr aldım.
Evet artık karşınızda küçük bir mahalle bakkalı olan bir ipne var. 
Ekmek veya salça lazım olursa bana gelin, yumurtanın çift sarılısı da bende, ayrıca haftanın 4 günü taze sebze, meyve de bulunur. İsterseniz günlük taze süt falan da getirebilirim. Yani para verecekseniz karşılığında ne istediğinizin hiçbir önemi yok. Sadece götümü istemeyin yeter..

Ha unutmadan; tabiki para üstü olarak vereceğim 25 kuruş bozuğum yok, ama isterseniz şurdan iki sakız alabilirsiniz. Alışveriş yaptığınız için teşekkürler, tekrar bekleriz.


6 yorum:

Adsız dedi ki...

Ben Deniz yani headweard@gmail.com neden cevap vermiyorsun yaa ozur dilerim :(

O Gay Ben de dedi ki...

:)) Hayırlı olsun, bu sene senin için güzel başlamış diyelim ve umarım öyle devam eder.

+ Ne derler? Allah borcundan kurtarsın, bol kazançlı müşteriler :D

beygirniyazi dedi ki...

ciddi misin?

Adsız dedi ki...

Ya ama sen çok tatlısın :) keşke bakkalının nerede olduğunu bilseydim.

(bu arada ben kızım yanlış anlaşılmasın:) )

Hayat_Erkeği dedi ki...

@ogaybende sağol :)

@beygirniyazi ne yapıyım, ofislerde çürüyim mi?

@adısz :)

kendi modaniz dedi ki...

kadın giyimelbise,
abiye,kıyafet,
tunik,tesettür giyim,
bayan giyim,etek,
elbise,moda,
marka,trend,
viskon,vizon,
şifon elbise,şifon tunik,
kreasyon,kayra,
fuşya,ekru,
türban,günlük elbise,
çocuk giyim,sexi iç giyim,