Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

20 Kasım 2014

ya bi'şi diyim mi, biz öküz herif'le yine barıştık.

Bazı insanlar hayatınıza bir defa girer ve artık çıkmazlar, çıkamazlar, çıkarmazsınız, çıkaramazsınız, çıka...
bu cümleyi son kelimenin yüzlerce benzeriyle, sonsuza kadar devam ettirebilirim.
Oysa özetle; Olmuyor işte. çıkaramıyorsunuz amk.

Bazen çıkarsanız da, tekrar hayatınızın ta içine gelip yerleşmeleri için gidip yalvarırsınız ve bu olay farklı zamanlar da, tıpkı "gece ile gündüz"ün o can sıkıcılığından farksız bir şekilde tekrar edip durur..

Biz de Öküz Herif'le böyleyiz işte. Yani ben onu siktir edip ayrılsak da en fazla bir kaç hafta sonra, köpek gibi kapısına gitmiş bir halde kendimi ona "tekrar devam edelim" diye yalvarırken, ya da onu; bana özür dilerken buluyorum.

Bunun nedeni ne? ben de anlamadım.
Zaten saçma sapanlığıma ben bile tahammül edemezken o niye bana böyle tahammül ediyor, bir iki önemsiz yalvarmamdan sonra niye bana geri dönüyor, ya da küçük bir özründen sonra ben niye ona tekrar dönüyorum anlamıyorum.

Üstelik bu birbirimize dönüşlerimiz; bundan önceki boktan olan her şeyi silip süpürmüş halde oluyor.
Sanki o kavgaları biz yapmamışız gibi, sanki o günlerdeki kızgınlığımdan dolayı onu delik deşik etmek isteyen ben değilmişim gibi, sanki her siktirimde "anan ammına kadar yolun var, hadi git" dercesine gözlerimin içine nefretle bakan o değilmiş gibi oluyor, sanki o ayrılık öncesindeki nefretimiz hiç yaşanmamış gibi, sanki birbirimize hiç siktir çekmemiş gibi davranıyoruz.

Her ayrılığımız sonrası tekrar eden kavuşmalarımızdaki birbirimize davranışlarımız, birbirimizi alttan almalarımız vesaire'ye dair ne varsa işte bunların tümü de değişiyor.
Hatta sikişmelerimiz bile değişiyor. Her seferinde daha bir şehvetli olduğu kadar daha bir şefkatli de öpüşüyoruz.
Ahh o barışmalarımızdaki ilk iki gece yok mu o ilk iki gece. Sanki dersin yeni tanışmış ve ilk buluşmamız gerçekleşiyor gibi kibarca yaklaşıyoruz birbirimize, tamamen yabancıymışız gibi yavaş yavaş dokunuyor, tane tane konuşuyoruz. Ama sonrasındaki saatler için aynı şeyi söyleyemem. Çünkü yatakta sırılsıklam kalmış vaziyette yanyana düşünceye kadarki geçen o süre içinde, sanırım üstümüze bomba düşse şehvetimizden dolayı bombaları hissetmeyiz bile.

Şimdi yazarken aklıma geldi de; belki de bir daha, bir daha şehvetli ve şefkatli sevişmek için ayrılıyoruzdur. Belki de sırf öyle sevişmek için ayrılıp ayrılıp, tekrar barışıyoruz. Sahi niye böyle yapıyor, yapıyorum, yapıyoruz ki..

Yani şu anda hayatımda kalmasını istediğimden emin olduğum gibi, ayrılırken de hayatımdan siktir olup gitmesinden o kadar emin oluyorum ki anlatamam.
Hatta bazen ondan kurtulmak için kimseye söylemeden  sakin bir şekilde buralardan çekip gitmek, hatta sessizce ölmek de geliyor veya olmadı onu öldürmek.
İnancıma göre; ölmek veya öldürmek kendini ilah ilan etmek olduğundan dolayı bu düşünceleri kafamdan def ediyorum. Ama ister istemez yine de düşündüğüm olmuyor değil.
Bu gibi zamanlarda sırf ölmek veya öldürmektense, dönüşümün hiç olmayacağı bir yere siktir olup gidesim daha ağır basıyor.
Mesela pılımpırtımla beraber dilini bilmediğim bir yere taşınıp orda sessizce yaşamak ne güzel olurdu..
Bunu bir kaç defa düşünmüşlüğüm ve hatta bir ara kendimi böyle planlar yaparken yakalamışlığım da var. Ama sonra işte böyle düşüne düşüne bir bok yapamıyor ve sonra bi bakıyorumki yine kapısında bitmişim, yine onunla aşna fişna olmuşum.

Zaten onunla görüşmeyi kestikten sonra, aradan biraz zaman geçince bi bakıyorumki onu özlemeye başlamışım, aslında ben onunla olmak, onunla zaman geçirmek, onunla salak salak yaşamak istemeye başlamışım.
Hayır yani onunla saçma sapan bir yere gidip çay içmenin ne harikalığı olabilir ki? ama işte ben tutup illa onunla bi yerde çay içmek istiyorum.
onunla tutup bir sokakta aptal aptal muhabbet etmek istiyorum ve hatta onunla kavgalarımızı bile özlüyorum. "Keşke" diyorum "şu anda burda olsa da saçma sapan bir muhabbetin içine girip kavga etsek"

Yani aslında ayrıldığım o ilk iki gün falan mutlu olmuyor değilim. Baya mutlu oluyorum. Hatta sanki artık tüm dünyaya meydan okuyabilirmişim gibi, kendimi böyle bir bok sanmaya bile başlıyorum ve yine hatta; ayrıldığım zamanların ilk günleri adeta bir bayram havası oluyor bedenimde. Ayrıldığım günlerde sanki üstümden tonlarca ağırlık kalkmış gibi rahatlıyorum (hayır onun 115 kilo olmasının bu ağırlıkla alakası yok)
ama aradan bir kaç ay geçince hop bi bakıyorum gözlerim her yerde onu arıyor. sürekli yeni tanıştığım insanları onunla karşılaştırıyorum. Bi bakıyorumki ben herkes de onun eksikliklerini, fazlalıklarını, güzelliklerini olduğu gibi rezilliklerini de arıyorum.

Hayır yani, mesela adamın iğrenç bi şekilde burnunu silmesi niye aklıma gelsinki. Üstelik bu burun silmesi olayı her hava birazcık bozduğunda aklıma geliyor: hava biraz bozulunca hemen içimden, öküz şimdi üşütmüştür ve cebinde onlarca peçete biriktirip sürekli o koca burnunu sümkürüp duruyordur" diyorum kendi kendime ve onu pis pis sümkürken düşünüyorum.

evet evet resmen hava soğuduğunda veya ben üşüttüğümde bile o iğrenç burun silmesi aklıma geliyor. ayy iğrencim.
bazen banyoya girdiğimde de aklıma geliyor. mesela geçen yine köpüklenmiş bıcı bıcı yaparken  aklıma aniden düştü ve içimden "şimdi burda olsa dur başını sabunluyum, dur sırtını ovalıyım" diye diye beni çileden çıkartarak banyo yapacaktık. Böyle böyle düşünürken tuttum osbir çektim ve osbir çekerken de onu siktiğimi düşünerek boşaldım. Bunların hepsini de ondan nefret ederken yapıyorum. Üstelik o kadar nefret ediyorumki; böyle karşıma çıksa tutup imüğünü sıkar bi kenara atarım.

ama işte dediğim gibi, ayrılsak bile onu bi kaç gün içinde hemen özlüyorum ve ne bileyim işte; sanırım onu tüm pislikleriyle seviyorum. Yalnız bu ayrılıp ayrılıp barışmalarımıza da bir son vermeliyiz artık. Çünkü iki yetişkin ibneyiz ve bu ayrılmalar bize hiç yakışmıyor. Hazır barışmışken bir daha hiç ayrılmamayı diliyorum. Çünkü ayrıldığım zaman ben bile kendimi çekemiyorum. öğğğk resmen hepten iğrenç bir ibne olup çıkıyorum.

10 yorum:

PoLLy dedi ki...

Sana diycek hiç bişi bulamıyorum hayat erkeğim...
çok da yüksek perdeden sallamak istemiyorum çünkü bir benzeri de bende var ama olsun..
umarım bu defa kötü olmasın bari sonu, yeminle ben tükendim bu öküz heriften :D

Adsız dedi ki...

Bütün yazılarını okumuş olmanın verdiği donanımla rahatlıkla söyleyebilirim ki ben biliyorum nedenini hayat erkeği..çünkü yalnız ve çaresizsin ve kendini ona mecbur hissediyorsun.Aslında birisini bulabilmiş ve onunla hoşça vakit geçiriyor,ondan hoşlanıyor ve ondan da aynı sevgiyi içtenlikle görüyor olsan öküz herif aklına bile gelmeyecekti.Tabi bu bilinçaltında gerçekleşen bi olgu ayrıca sende bunun farkındasın ve kendine itiraf etmeye korkuyorsun.
Sevgi yok,aşk yok..sadece yalnızlığı bastırmak,birbirine mecburiyet ve güvende hissetmek var.
Walla dost acı söyler hayat erkeği

Hayat_Erkeği dedi ki...

@polly: amin :)

@adsız: evet güvende hissetmek var. ama sevilmek de var, hem de gerçekten sevilmek var.

beygirniyazi dedi ki...

sen sevgi yok - aşk yok diyenlere aldırma kuzum, ikisi de var. hem de nasıl. yalnızca biz erkekler zor yaratıklarız. ondan o parlamalar patlamalar. sakin olun biraz. bu bir film değil, hayat. fonda müzik çalmayacak. sevin artık birbirinizi. ben nikah şahidiniz olmak istiyorum. ya da imam nikahınızı kılan imam. :) alttan alın birbirinizi. bence başlangıç olarak sevgiline yeni bir isim bul, öküzherif değil, tatlıçocuk de mesela, ne bileyim, oradan başla. çok sevindim. yapışın birbirinize. aşk o kadar var ki bence başka da bir şey yok...

Hayat_Erkeği dedi ki...

@beygir niyazi: güzel dileklerin için teşekkürler. bir ara yemek yiyelim. sizi tanıştırayım :)

Hayat_Erkeği dedi ki...

@beygir niyazi: güzel dileklerin için teşekkürler. bir ara yemek yiyelim. sizi tanıştırayım :)

HeadWeArd dedi ki...

Ulan ne manyak adamsin ya olm evlende kafan rahatlasin bu be boyke he bn kizim oyle seylerden de pek anlamam ama sen ii birini bul evlen bro ins cok mutlu olursun he unutmadan mail arkadsm olur musn :D

playful dedi ki...

Bu alışkanlık gibi bişey, gün aşırı başına gelenleri veya geçmişten aklına gelen bi hatirayi anlatabilecek kimse yoksa yine lazım geliyor.

beygirniyazi dedi ki...

tamam :)

Adsız dedi ki...

kadinlari pek sevmem anlamiyom onlari ben... okuz eskilerden cocukluk sicakligi ve guvenden... opucuk