Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

8 Haziran 2014

Yazmam dedim ama edemedim. Zaten yazmaktan başka bi sik de bilmiyorum. Yazdım gitti

Eski yazdıklarıma baktım. Geçen yıllarda karaladıklarıma. Okudukça kendi saflığımı görüyorum. Oysa yazılarıma o zamanlar gelen yorumlarda "iyi biri olduğum, temiz kalpli olduğum" söylenmiş. Ama ben hiç de iyi olduğuma, temiz kalpli olduğuma inanmamışım. Hatta biraz daha açık konuşmak gerekirse; kendimi o kadar kötü kalpli biri olarak görürdüm ki, sırf bu yüzden iyi ve temiz kalpli olduğumu söyleyen o yorumları ciddiye bile almazdım. 

Oysa şimdi aradan bir kaç yıl geçmişken tekrar okuyorum da cidden çok safmışım. Onca pisliğin içinden geçerken, onca pisliğe bulanmışken bile temizmişim. 

Ama işte şimdi eskisi kadar temiz değilim, çünkü bu sefer gerçekten kirlenmişim ve kirlendikçe daha çok değişmişim. Hatta herkesten çok değişmişim. Öyle bir değişmişim ki nefret ettiğim, sevmediğim ve hatta sevmeyeceğim herkesten daha çok değişmişim. Onlardan bile daha çok boka bulanmışım.

 Öyle bir boka bulanmakki çırpındıkça daha derine iniyorum. 
Sahi boka bulanınca ne yapmak gerek. Şu hep anlatılan küçük kurbağa hikayesi gibi çırpındıkça altımda boktan bir kaymak tabakası oluşur mu ki? 
Sanmıyorum. Zaten öyle şeyler hep hikayelerde olur. Gerçek hayatta ise boka saplanmış halde yaşamaya alışırız hepsi o..

İşte dedim ya eski benden hiç eser kalmamış. Boka bulana bulana kirlenip, görünmez hale gelmişim.

Öyle bir kirlenmek ki artık temizlensem bile kirlerim, hep karşıma çıkmaya devam edecek. 

Kirlerim diyorum ama bunların diğer adı da; günahlarım. 

Günahkarım. En büyük günahların sahibiyim. Hepsini de bilerek işledim. Hoşuma da gittiler. Hepsini de kendim istediğim için işledim. Kimse beni buna zorlamadı. Hepsi benim günahım, hepsi benim, hepsi..

Bu yüzden ben temizlensem bile günahsız olduğunu sananlar bana kirli olduğumu bir zamanlar bok içinde yüzdüğümü hatırlatıp durarak, beni suçlu ilan ederek allah'lık davasında bulunacaklar.
Şu kendini allah sanan küçük insanlar ve kendini her şey sanan zavallılar. Bazen dünyayı yaşanmaz hale getirenlerin onlar olduğundan o kadar emin oluyorum ki anlatamam. 

Ahh "günahlarım" dedim de aklıma geldi: Sahi insan neden günah işlemeyi özlerki. Neden günahsız bir hayat yaşama şansı varken bir daha o günahlara dalıp kaybolmak ister ki? 
Yoksa aslında ben zaten kayıp mıyım da kendimi bulmak için günahlara dalmak için yanıp tutuşuyorum.

Günahlar dedimde sahi hanginizin günahı benimkinden daha az, sahi hanginiz daha namuslu ve hanginiz tanrıya daha yakın veya benim kadar uzak. Bilmiyor musunuz? Ne tesadüf ben de bilmiyorum.

Dokunduğum her et parçası, geçmişimde yer alan her an, kimbilir ne hayaller kurdurmuştu bana. Ama şimdi okuyuncaya kadar hiçbirini hatırlamıyorum. Geçip gitmişler. 
Sahi günah denilen şey bu mu oluyor. Yani unutulunca mı günah oluyordu?

Yazdıklarımı okurken sana pişman olduğumu mu hissettirdim. Hayır tam aksine yaşamış olduklarım sikimde değil. Öylesine yazıyorum işte. Sebepsiz ve nedensizce..
Hem artık yeter bugünlük. Zaten çantam doldu iyice..

9 yorum:

deeptone dedi ki...

:) hadi iyisin boşveeer hayat güzel. bi dee biraz yalnızlığı dene bencee :)

Dördüncü Tekil Şahıs dedi ki...

Okurken pişman olduğunu hissettirmedin bana hiç. Ki bence pişman da olmamalıyız zaten. Kimse hiçbirşeye zorlamıyor bizi. Saflıklarımız da bizim günahlarımız da. Hepsi bizim...

Adsız dedi ki...

GERİ DÖNECEĞİNİ BİLİYORDUM :)

Hayat_Erkegi dedi ki...

@deeptone öküz'leyim işte, yalnız değilim ama istediğim an yalnız kalmayı da isterdim aslında. çünkü insan bazen yalnız kalmaya da ihtiyaç duyuyor. ama bu hayatımda hiç kimse olmayan bir yalnızlık değil. sadece bir süreliğine kimseyi iplemediğin bir yalnızlık olsa daha güzel olur.

@dördüncütekilşahıs aynen :)

@adsız ben bilmiyordum :))

deeptone dedi ki...

:) ben hayatında hiç kimse olmayan yalnızlığı kast etmiştim ama anladım. bunu sana bi kez daha sölemiştim. sen de yalnız kalmayı hiç istemediğini, ilişkisiz hiç olmayacağını sölemiştin.:)

peki ama bir ilişki içindeyken neden istediğin zaman yalnız kalamıyorsun. kalabilmelisin. iyi bir ilişki iki kişinin de istediği zaman yalnız kalabileceği bi ilişkidir ki.:) yani bunu yapabilmelisin hem de için rahat olmalı. anlayışlı olma durumu bu. ilişki özgürlüğün kısıtlanması değil. bak bu konuyu hallet o zaman. :)

Hayat_Erkegi dedi ki...

@deeptone seni anladım. ama hayatımda kimse olmayan bir yalnızlık istemem ben. yani zaten yalnız da kalamam. hiç şehirler de bile, bir anda insanlarla kaynaşabilir, arkadaş olabilirim. böyle bir yavşaklık var bende. benim için kadın veya erkek, yaşlı veya genç insanlarla bir anda kaynaşmak hiç zor değil. bir anda kendiliğinden oluyor. zaten bende yeni insanlar tanımayı, onlarla konuşmayı, hikayelerini dinlemeyi seviyorum. anlatmaları için de onları farklarında olmadan çok teşvik ederim.

ilişkimde neden yalnız kalamadığım ise; bu ona bağlı. beni anlaması biraz zaman alacak. çünkü yalnız kalma isteklerimi yanlış anlıyor. bu konuda olgunlaşacak. zaten her şey zaman alıyor. o zaman da biz yaşlanıyoruz, ama bu önemli değil. öyle falan işte.

deeptone dedi ki...

:) anladım. olgunlaşcak büyücek yetiştircen yani pışpışlıcan filan işte. büyücek adam olcak felan. allam ne zor iş. bunun hazır büyümüşü filan yok mu olmuyo mu bir üst modeli :)

mavi dedi ki...

Hoşgeldin......

Adsız dedi ki...

İnsan eylemlerinde özgürdür. Kimse sana kirlendiğini söyleme hakkına sahip değil. Günah senin günahın elbet ama unutma Allah her şeyi affedendir. Seni koşulsuz seven bi yaratıcın var, onu daha yakından tanı lütfen. Onu tanıdıkça koyduğu kuralların sebebini anlarız, O'nun kurallarına göre yaşadıkça zavallı insanların kurallarından kurtulursun. Asıl özgürlük onu tanıdığımızda başlıyor dostum. Ama bunu hangimi tam anlamıyla yapıyoruz ki.. Yapmadığımız için bu kadar kirli ve mutsuz hissediyoruz kendimizi. Bu da benim tavsiyem dostum, öpüldün ;)