Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

27 Haziran 2014

ev taşımak, kemalizm, halk tv ve ibneliğim

Şu ev meselesine kendimi iyice verdim ve hafta sonu gidip ev sahibiyle tanıştım. Ev sahibim kocasıyla gelmişti ve yaşlı adam tam bir kılıbıktı. Kadın höyt dese adam hemen ortadan kayboluyordu. Adamın aksine kadın ise tam bir cadaloz. Tam bir kaltak, tam bir şıllık tatlısı. O kadar paragöz bir kadınki; allahım yarabbim insan bu kadının eline düştüğü an, kiloduna kadar varı yoğu ne varsa her şeyini ona bırakıp kaçmak isteyebilirdi. Çünkü bana vereceği evi anlata anlata bitiremedi. Oysa ev gözümün önündeydi, içindyedik ama o sanki evi altın kaplamaymış gibi anltıyor, bir türlü noktayı koyamıyordu.

Son evini övme işlemleri bitince, sıra bana geldi. Kim olduğumu, ne iş yaptığımı, nerde oturduğumu, neden istanbul'da yaşadığımı, evde kaç kişi kalacağımı, kirayı nasıl ödeyeceğimi, arkadaşlarımın olup olmadığını, kaç kardeş olduğumuzu, benden başka kaç kişinin ailemden istanbul'da yaşadığına kadar onlarca soru sordu. Ailem konusunda o kadar abartılı sorular sorduki nerdeyse Hz. Adem'e kadar olan kütüğümü çıkaracaktık.

Yemin ederim kadın normal sıradan bir ev sahibi değil de, gayet bir MİT mensubu gibiydi. O kadar çok soru sorduki bir ara cinayet işlemiş olduğumdan bile şüphelendim.
Zaten bu kadar çok soru niye sorulabilirdiki. Sonuçta evi kiralamak için kadının kiralık vereceği evde buluşmuştuk ve ben de gayet sade bir şekilde, üzerimde bir kot, bi tişörtle kadının karşısındaydım. Ama hanımefendi artık csi:new york veya csi:las vegas  izlemiş olmalıki bırbırbır durmadan konuştu, durmadan sordu da sordu. Öyle çok soru sorduki; kadının kocası bir ara utancından dışarı çıktı gitti, yarım saat sonra döndü geldi ve benim hala sorguda olduğumu görünce, karısının onu görmediğinden emin olarak bana bakıp utancından dudaklarını büktü.
Adamın bu halini görünce, ona acıdım ve kadına sabr ederek, sorularını cevaplamaya devam ettim. Ama sabrıma karşılık kadın işi abarttı durmak bilmedi. Bir ara kişilik haklarıma alttan alttan musallat olunca, ben de dayanamayarrak "kiraya verecek misiniz" demek zorunda kaldım. Tabii kadın biraz şaşırdı falan ve sadede gelip "kiraya veriyorum" dedi de, oturup emlakçının hazırlamış olduğu kira sözleşmesini imzaladık.

Özetle evi tuttum ve haftaya taşınıyorum.
Kadının yüzünü görmemek için de kira parasını da her ay bankadan otomatik ödeme talimatıyla ödeyeceğim. Zaten kadın da "kirayı ödediğiniz müddetçe sorun olmaz, gelip rahatsız etmeyiz" dedi. Bende "kirayı ödediğim müddetçe zaten sorun olmasını beklemiyorum. Eğer ödemezsem de yasal işlemlere başlamak en doğrusu" dedim ve kadını alt dudağını ısırıverdi.
Ahaha sikerim götünü, yani tamam bir ev kiralıyorum ama kimseye köle olacak değilim. Siktir git beyinsiz ya. Neyse çok takılmıycam ona.

Hazır o evi tutmuşken, bu evi de toparlamaya başladım. Toparlarken farkettimki meğer benim bir televizyonum varmış.Üstelik küçük falan da değil, bildiğin LCD tv ve gayet de karşımda duruyor. Ama nasıl olduysa ben onu öyle bir unutmuşum ki öyle orada koskocaman haliyle karşımda durmasına rağmen onu görememişim. Yani daha doğrusu sanırım sadece geceleri odam çok karanlık olduğunda gece lambası niyetine tv'yi açıp uyuyorum. Çünkü normal olarak tv falan hiç izlemiyorum. bir de bir ara bilgisayarı tv'ye bağlayıp film izliyordum. ama sonra bunun da iyice aptal şapşal bir uğraş olduğu fikrine kapılınca tv'ye takmaktan da vazgeçip, filmleri de bilgisayardan izlemeye devam ettim ve güzelim tv'de oldu bana gece lambası çıktı.

Gerçi böyle diyorum ama aslında sevgilim bana geldiğinde de kullanıyoruz. Özellikle onun Halk Tv izlemesi gerekiyor. Yoksa nefes alamama gibi bir sıkıntısı var. Resmen adam dünyayı Halk Tv'den ibaret sanıyor. Ben ise o anlarda sinir harbi yaşıyorum.
Ay allah aşkına Halk Tv ne oluyor ya. Yani tamam Tayyip'i ben de sevmiyorum, ama Halk Tv izleyecek kadar da kendimden nefret etmiyorum. Kendime kin duymuyorum. Bence halk tv tayyip'den nefret edenlerin ruhsal mastürbasyon yapmak için izlediği saçma sapan bir kanaldan başka bir şey değil. 

Bir de benim Öküz'ün HalkTv'deki  her söyleneni mutlak doğru sanması varki "allahım sana geliyorum" dediğim oluyor. Oysa bence Halk Tv'dense Flash Tv daha dürüst ve yayın ilkeleri olan bir kanal gibi geliyor bana.
Eve geldiği gibi halk tv açtığı için kavga ediyoruz, sonra halk tv kapanıyor ve normal hayatımıza dönüyoruz. Buna rağmen her defasında yine açıyor. Ben de yine kavga ediyorum.
Ahh benim akılsız başım, seve seve kemalist bir yobaz sevdim.

Hiç yorum yok: