Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

18 Mart 2014

Sevgilini whatsapp'de blokla kafalarınız rahat etsin :)

Sizin ilişkileriniz nasıl gidiyor bilmem de, benimkiyle bol bol kavga ediyoruz. Üstelik kavgalarımız da öyle sikindirik şeylerden çıkıyorki anlatamam. İlk zamanlar çok takmıyordum bu durumu. Amaaan boş ver gitsin diyordum. Ama şimdi bakıyorum da aslında takmalıymışım. Çünkü Öküz Herif'in yalan söyleme alışkanlığı var ve inanın benden bile daha fazla yalan söylüyor. Yalanlarını da öyle çok gerekli olduğu için değil, en önemsiz konuda bile sırf kendini haklı çıkarmak için ard arda söyleyebiliyor. Hem de öyle sakin bir sesle değil; gayet ahlaksızca bir şekilde, gözlerimin içine beni suçlarcasına, yani dik dik bakarak rahatça söyleyebiliyor.
Onun bu hareketlerine ilk zamanlar şaşırıyordum, ama artık onun böyle rahat rahat yalan söylemesine alıştığım için olsa gerek şaşırmamaya başladım ve onun sürekli yalanlar söylemesi benim için fazlasıyla normal bir şey oldu çıktı.

O yalan söylerken, gayet sessizce iş büyümesin diye "hımm tamam ben yanlış hatırlıyorum" gibisinden sikindirik cümlelerle, onun haklı olduğunu kabullendiğimi göstererek susuyordum. Hatta belki bu tutumum yüzünden vicdan azabı çeker de dayanamayıp doğruyu söyler diye düşünüyordum ama hiç sikine bile takmadı. Bende üff zaten ufacık bir şey yüzünden aramız bozulmasın, güzel güzel geçinelim. Belki ilerde o da vicdan azabı çeker düzelir diye düşüne düşüne yalanlarına karşılık gayet hissizleştim çıktım.

Benim bu hissizliğime karşın o ise; ciddi anlamda haklı olduğunu düşünmeye başladı. Üstelik yalan söyleyen kendisiydi.
Onun bu kendini haklı görme olayları ise zamanla, resmen çirkef, rezil bir olaya döndü ve bi ara; kendini her konuda en iyiyi, en doğruyu kendisinin bildiğini ve asla yanılmadığını sanmaya başladı. Hatta bu ruh hali onu o kadar ele geçirdi ki; zamanla her şeyi yalan olmasına rağmen iyice başıma kakmaya başladı. En son baktımki olacağı yok, artık dehçet derecede karşılık vermeye başladım. Sikerim iyi geçinme huylarını amınakoyim. Zaten insanların hepsi aynıdır; sen sorun çıkmasın, güzel güzel geçinelim diye düşünüp sesini çıkarmadıkça tepene biniyorlar.

Bende işte bu yüzden, yalanlarını yüzüne vurmaya başladım. Ama ben yalanlarının onun yüzüne vurdukça, yüzü kalınlaştı. Hiç ama hiç yalan söylediğini kabul etmedi. Hep benim yanıldığımı ve yalan söylediğimi söyledi. Üstelik bunu yaparkende, at sikine konmuş kelebeğin mutluluğu gibi bir surat ifadesiyle hep dalga geçti. Tınlamadı bile.

Hatta o an konuşurken söylediği yalanlarını, onun yüzüne o an da çarpmama rağmen yine de ısrarla aksini iddia edip beni deli etmekten geri kalmadı. Sonuç olarak ise, duvarı yumruklayıp sinirden deliye döndüm. Sinir krizleri yanıma kâr kaldı.

Son günlerde ise artık yazışırken söylediği yalanları, hemen telefondan açıp yüzüne çarpıyorum, ama yine de hiç tınlamıyor.

İşi hemen şakaya alıp, olayı çok büyüttüğümden girip yine beni suçluyor. Çünkü ona göre ben hep huzursuzluk çıkarıyor muşum, ben hep bu güzel geçirilmesi gereken zamana yazık ediyor muşum. Yani yine ben suçluyum. Çünkü hep kavga çıkarıyor muşum..

Bu sabah da yine whatsapp'den böyle saçma sapan bir mevzu yüzünden tartışırken baktım olacağı yok, en  azından whatsapp yazışmalarımız yüzünden tartışmıyor oluruz diye düşünerek aldım blokladım. Zaten yalanlarını yüzüne de vursam yüzü kızarmıyor, hiç oralı bile olmuyor. O yüzden gün içinde tartışıp, günü bok etmenin bi manası yok. Nasılsa akşam yine aynı yataktayız, en azından gün içinde farklı ortamlarda sinir küpü olarak dolaşmamızı önledim. Şimdilik bulabildiğim başka bir yol da yok.

Kısacası şu: eğer sevgilinizle yazışırken de çok fazla tartışanlardansanız, en azından yazıştığınız ortamlarda onu bloklayın ve ikinizin de kafası rahat etsin. Çünkü benim kafam şu an fazlasıyla rahat ve aynı zamanda hayat bana güzel.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Affedersin ama sanki aynı yatağa girmek için bahane arıyor gibisin. Tartıştığın ve sana defalarca yalan söyleyen bir adama tahammül edebilmek için kendini yırtıyorsun adeta.

Hayat_Erkegi dedi ki...

affedersin ama birini sırf yatağa girmek için çekmezsin, doğru kişi olduğuna inandığın için çekersin. benim durum budur. yoksa kimsenin kaprisini ıgıkını gıkını çekecek yaşı çoktan geçtim.

bu arada onun çekmemin nedeni o da beni çekiyor, yani aramızdaki şey karşılıklı. ve sen de aslında olayları sadece benim penceremden gördüğün için böyle yorum yaptın :)
ondan dinlesen eminim, ona da hak vereceksin :)))

cem kılınç dedi ki...

Hijayeler iyi ama bir Umut Sarıkaya, Otis abi tadı henüz alamadım. Beklentisi yukarda okuyucunda var ok ;)

cem kılınç dedi ki...

Ben whatsap dan engel koysam ayrılık sebebi olur.

cem kılınç dedi ki...

Hijayeler iyi ama bir Umut Sarıkaya, Otis abi tadı henüz alamadım. Beklentisi yukarda okuyucunda var ok ;)