Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

2 Mart 2014

sevgili olunca, hiç durmadan sikişmek zorunda mıyız?

Ya sanki kötü hiçbi bok yokmuş gibi yaşıyorum ama aslında öyle değil.  Hayatım bok gibi ve bunu da hep kendim dışında olaylar, kişiler yüzünden yaşıyorum. İşim gücüm desen zaten belli bir çalışma saati yok, maaşım desen kedi kıçındaki yaraya merhem alıp sürecek kadar anca var. (ama yine de çok şükür allahıma.) Arkadaşlarım desen zaten ilişkilerimi iyice sınırladım, sosyal hayat desen twitter dışında sosyal bi hayatım da yok, evde oturup film ve dizi izleyip, bir kaç kitap okumak dışında bi sikim yaptığım şey de yok. Öyle bok gibi yaşayıp gidiyorum.

Sevgilim desen o zaten başka bi dünya. mübarekle sevgiliyiz güya ama, ona göre sevgili olmak demek her an sikişmeye hazır olmaktan başka bir şey değil. cidden böyle biri yaw; ona göre sanki sevgili olmak demek, yanyana iken sevişmiyorsak zaman boşa geçiyormuş gibi bir şey. buluştuğumuz anda hemen eve gidelim ve seks yapalım diyor başka bir şey demiyor. onunlayken kendimi yarraktan ibaretmiş gibi hissediyorum. bi kaç sefer bunu ciddi ciddi ona da söyledim, ama espriler yaptı, bende ortamı çok germemek adına güldüm ve beraberce geçip gittik. ama sonrası yine aynı bok.
defalarca bu konuyu ciddi olarak anlattım, konuştum olmadı, onun gibi espriye vurdum şakalar makalar eşliğinde konuyu tıkırdattım ama yok. bana mısın demiyor. aklı fikri sikişmekte. vallahi yoruldum. çünkü barıştığımız şu bir kaç aydan bu yana (kavgalarımız ve buluşamamak dışında ) daha  seks yapmadan atladığımız, boş geçtiğimiz bir gün bile yok ve belkide sırf bu yüzden artık seks yaparken midem bulanıyor. oysa benki, öpüşürken adeta zevkten canımı verir gibi öpüşürdüm. benki sırf azcık daha heyecanlanayım diye sevişirken kendi götüme parmak atardım. heyecandan bazen kendi kendimi öperdim. ama yok. seksten iyice öğğğkkk oldum. iyice soğudum.

ona da bunu anlattım. ya bak her gün yapıyor olduğumuz için olsa gerek ben artık zevk almıyorum. seks yaparken sanki bana işkence yapıyormuşsun gibi hissediyorum dedim, ama o buna karşılık "ya üfff bir şey olmaz, hadi çıkar üstünü" dedi. vallahi başka da bir şey demedi.


zaten bunu artık söyleye söyleye canımdan bezdim. artık bir yerden sonra, ona bunun gibi uzun uzun cümleler kurmak yerine "ya canım istemiyor" diyorum, o ise ben böyle dediğim an da hemen surat asıp sayıp sövmeye başlıyor. Böyle resmen bi curcuna başlıyorki anlatamam. Oysa ben değişti diyordum ama yok amına koyayım, değişen bir şey varsa o da, sık sık seni seviyorum deyip duruyor bunun dışnda bi sikim yaptığı yok. Bu söylediği seni seviyorumların karşılığında ise hemen külodumu indirmemi bekliyor. Yani öyle garip bi aşk anlayışı varki anlatamam. Sanki iki insan birbirini seviyorsa, seks yapmakdan bir an bile geri kalmamalılar gibi yaşıyor. Bunun dışında düşündüğü bi sikim yok.

Şimdi bloga bunları yazıyorum ve o da okuyacak, ama durum böyle. Ayrıca hiç de sikimde değil. Okuyacaksan oku amk.

Zaten az önce yine bana "seni seviyorum" dedi ve bir iki öpüştük, ardından da hemen seks yapalım dedi ve bende yine "canım istemiyor ya, niye anlamıyorsun. Hani tamam, seni anlıyorum senin libidon hep yüksek ama benimki yüksek değil, ne yapayım. ve yüksek olmadığı için seks yapmaya kalkışmak da sanki işkence gibi bir şey. vallahi çok zorlanıyorum" dedim ve o da bunun üstüne surat asıp, bir sürü küfürler eşliğinde kalkıp giyindi ve "ne halin varsa gör" deyip çıktı gitti.

Hay amına koyayım, beni seviş şeklin bu ise ve senin sevme şeklin böyleyse; beni sevme amına koyayım, istemiyorum.
Ne bu ya, illa iki sevgiliyiz diye, bacaklarımız hep diğerinin omuzunda mı duracak, hiç yan yana oturamayacak mıyız. Ne bu ya. İki sevgiliyiz diye sürekli çatır çatır sikişmekten başka bi bok yapmaycak mıyız. offf be.

Oysa ben onunla yine sevgili olunca, oturup saçma sapan konular hakkında da saatlerce konuşuruz sanıyordum, amaçsızca sokaklarda gezinir, gökyüzündeki yıldızları saymaya da kalkışırız sanıyordum. Ama hiç de öyle değilmiş. Galiba ben bu sevgili olayını  hiç bilmiyorum. hiç öğrenememişim. Ama eğer sevgili olmak demek, sürekli çatırdaşmak ise, kalsın ben istemiyorum.

Hiç yorum yok: