Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

2 Ocak 2014

2014 istediğin gibi gel, istediğin gibi git.

Mutluymuş gibi yapmak çok sıkıcı. Yani aslında olmadığın şeye bürünmek ve aslında olamayacağın şey'miş gibi davranmak; işte bu çok can sıkıcı.
Neden mutluymuşum gibi yaptığımı da anlamıyorum. Oysa hiç de mutlu değilim ve nasıl olunduğunu da anlamadım gitti. Oysa sevilsem mutlu olurum sanıyordum. Yanılmışım ve hayat hep yanılgılarla geçip gidiyor.

Çünkü şimdi anladımki; sevilince de mutlu olamıyorsun, sevince de mutlu olamıyorsun. Bi sikim karmaşık bir şey işte. Ne olduğunu, nasıl olduğunu hiç anlamıyorsun ve öyle geçip gidiyor.
Yani belki sevilmek de sevmek gibi tek başına bir işe yaramıyordur. Çünkü sen severken o sevmiyor, o severken sen sevmiyorsun. Hayat bu ikisinin arasında geçerken, bedenleriniz birbirine sınırsızca dokunsa da kalpleriniz hiç karşılaşmıyor. Kalpleriniz hiç birbirine bakmıyor ve sen bunun farkındasızlığından; kendi kendine "bir şeyler eksik" deyip duruyorsun.

Oysa sorunumun sadece sevilmemekten geçtiğini sanıyordum. Yani ben sevince de sorun vardı, ama sevilince sorun kalmaz sanıyordum. Meğer öyle değilmiş. Aslında seni sevmesini istediğin adam "her şeyini" vermeye hazırken ve seni sevdiğini söylerken de sorunlar devam ediyor. Belki de aslında "her şeyi" derken sadece götünü vermesinden kaynaklı bir olay bu. Çünkü sevmenin sadece sex yapmak için geçerli bir neden olduğunu hissettiriyor bana. Yani başıma kötü bir şey gelse siktirip gider, bırakıp gider, sanki aramızda hiçbir şey olmamış gibi davranır. Çünkü o böyle biri olduğunu fazlasıyla gösterdi bana ve ben şimdi onu sevemiyorken o beni sevse bile; bunları bana düşündürttüğü için onu samimi bulamıyorum. Hele birde şimdilerde bedenim onunla, ama kalbim başka bir yöne bakarken; daha önce onu sevmekle zamanımı boşa harcamışım gibi hissediyorum..
Oysa o kadar çok sevmiştim ve karşılıksızca kendimi bırakmıştım ki; şimdi dönüp bakınca nasıl öyle yaşadığımı, öyle davrandığımı anlayamıyorum bile ve şimdi o hallerime dönüp bakınca çok komik olduğumu görüyorum. Acınılası bir saflıkta komikmişim...
Oysa; o hala aynı, ben hala aynıyım ve değişen tek şey duygu durumum. Ben ona ölüp biterken o beni sikine takmıyordu, şimdi o bana ölüp biterken ben onu sikime takamıyorum. Hayır bunu isteyerek yapmıyorum ve eminim o da isteyerek yapmıyordu; ama durum bundan ibaret.

Ve üstelik şimdi dönüp bakıyordum da ben ona "seni seviyorum" derken o; lakayt, dalga geçen bir tavırla gülümsemeden edemezdi ve ben bu gülümselerini fark edince, beni ciddiye almadığı için üzülürdüm. Şimdi ise o bana "seni seviyorum" derken ben gülümsemeden edemiyorum. Ama bu gülümsemelerim onun yüzüne karşı değil ve zaten onun yüzüne karşı gülümsememek için kendimi zor tutuyorum. Çünkü bunun ne kadar can yakıcı olduğunu biliyorum.
Ama bunu bilmek "seni seviyorum" kelimesini onun ağzından duyduğum andaki komikliği gidermiyor. Cidden komik geliyor kulağa ve nedense inandırıcılığı da yok. Sadece bir zamanlar sevdiğim birinden şimdi böyle şeyler duyuyorum diye geçiştirip gidiyorum. Sonra yalnız kaldığım anda durup düşünüyorum; onu şimdi neden sevemiyorum ki??..

Oysa beni sevse tüm sorunlarım, iç sıkıntılarım bitecek sanırdım. Beni sevse, beraber olsak allah'a bile kafa tutarım gibi hissederdim. Ama şimdi hiçbir şey hissedemiyorum. Hiçbir şey..
Ve buna rağmen onun üzülmesini, onu üzmeyi hiç istemiyorum.

Bu aralar bunları hissediyorum ama geçen gün de onunla yatakta uzanmış sağdan soldan aptalca şeyler hakkında konuşurken onunla mutlu olduğumu düşünmeye başladığım bir anda "sanırım seni yine eskisi gibi sevmeye başladım" dedim ve o da bunun üstüne dönüp beni öptü ve gülümsedik. O an cidden mutlu olduğumu düşündüm.
Sonra sabah uyandığımızda kahvaltı falan filan derken öğleye doğru gün böyle geçip gitti. Bi ara onu telefonuyla uğraşırken gördüğümde, öylesine başımı uzatıp elindeki telefonun ekranına bakındığıda gayapp'lerinden birinden gezindiğini gördüm ve o da o an sanki normalmiş gibi devame tti. Sonra bir şey demedim ve o an düşündüm de bu adam hiç akıllanmayacak. Çünkü bu son tanışmamızdan bu yana bana sürekli app'leri sil, kimseyle konuşma falan diyordu ve üstelik ben ona demeden o telefonundaki appleri silmişti. Böyle bir isteğim yoktu ve olmayacaktı da. Ama şimdi o silmişken ve benden de silmemi isterken; üstelik dün gece "sanırım seni sevmeye başladım yine" demişken böyle yapması biraz tuhaf oldu. Kendimi tekrar kullanılıyormuşum gibi hissettirdi.

Akşama doğru normal bir gün geçirdik ve akşam sıradan küçük tartışmalarımızdan birinde "bana seni seviyorum demiyorsun. hadi söyle" dedi, bende "hissettiğim zaman söylerim, ama şu an böyle bir şey hissetmiyorum" dedim ve o suratını asıp olayı büyüttü ve iş ciddi bir tartışmaya döndü. Öyle o bana, ben ona bağırıp çağırırken ağzımdan "sana dün gece 'sanırım seni sevmeye başladım yine' dedim, sen ise sabahında hemen applerde fingirdemeye başladın" cümlesi çıkıverdi. O da bunun üstüne "üff bütün sorun bu mu, tamam bir daha girmiycem" falan filan deyip uzattı, bende en son "aslında şunu yap bunu yap demiyorum, ama bir şey yapıyorsun benden karşılığını bekleme. ben içimden gelirse yaparım zaten" dedim. Sonra surat astı falan olay öyle devam etti gitti.

(Üfff bu saçmalıkları yazmaktan sıkıldım ya. neyse işte öyle şeyler oluyor )

Hiç yorum yok: