Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

21 Kasım 2013

evlenme hakkının verilmesi özgür olduğun anlamına gelmiyor canım

Son yıllarda dünyanın çeşitli yerlerinden eşcinsel evliliklerine izin çıktığı haberleri basında sik sik yer alıyor. (Evet izin veriyorlar, düşünsenize kocaman adamlarız ve bize ne yapmamız gerektiği hakkında izin veriyorlar. neyse zaten başından beri apayrı bi komiklik olan bu duruma girmiycem) Bu haberler eşcinseller arasında bayrammışcasına sevinçle karşılanıyor, homosever heterosexüeller arasında saygıyla alkışlanıyor, homofobik heterosexüeller arasında ise köpek dişlerinin arasından havaya yükselen "amınakoduklarımın çocukları" küfürleri arasında öfkeyle karşılanıyor.

Soru: Peki sizce ben hangi grubun duygu durumunu daha samimi buluyor olabilirim? Cevap: hiçbiri.

Neden mi? Alın size neden:
Bi kere evlilik denen şey devletlerin ayakta kalmasını sağlayan tek kurumdur. Evlilikler olmasa devletler olmaz, evlilikler olmasa sömürülecek insan sayısı yok denecek kadar azalır. Çünkü devletler; insanların birlikteliklerini sadece kendi imzalarına bağlamışken ve biz gerizekalı insanlarda bunu tıpış tıpış kabullenmişken, yani bireysel anlamda köleleştirilmeyi kabul etmişken kimse kalkıp özgürlükten bahsetmesin. Ne yazıkki özgür değiliz ve ne yazıkkı eşcinsel evliliklere izin çıkması, sevinilecek bir durum değildir. Açıkçası ne kadar acınılacak durumda olduğumuzun açık bir göstergesidir.

Evet dünya benim düşündüğüm kadar güzel bir yer değil, ama bu demek değilki ben de güzel yaşamıyorum. Evet insanlar kötülük yapıyorlar ama bu demek değilki ben de kötüyüm. (Ayrıca birinin bana kötülük yapması demek, sonucun devlet tarafından ona layık görülen cezayla verilmesi de kanıma dokunan diğer bir durumdur. Neyse bunu da başka zaman açarım, ama şimdilik başka diyarlara gidiyorum.) Hadi tutun elimden sizi de götürüyorum:

Eşcinsellik günümüz toplumunun zaten tam tersi iken, evlilik haklarının verilmesi başlı başına sorundur ve ne yazıkki biz zavallı eşcinseller bunun farkında değiliz. Çünkü dünya küreselleştikçe insanlar, kendileri gibi bir çok ibnenin daha yer yüzünde dağınık ve birbirinden habersiz yaşadığını farketti. Daha önce kendini aşağılık gören, biz zavallı erkek hastası erkekler veya kadın sevici kadınlar veya bilumum adla ayrıştırılarak, birbirine zıt olduğuna dair ilk nifak tohumlarının serpildiği farklı bedenlere sahip güzel ruhlar,  kendimiz gibi insanların dünyanın her yerinde farklı renklerde ve farklı dinlerde var olduğunu öğrenince; kendimizin de normal olduğumuzu kabullendik ve cinselliğimizin de içinde olduğu yaşam sürme haklarımızın olduğunu düşünmeye başladık. Bu düşünceler gruplaşmayı başaran ibneler tarafından dile getirildi, sokaklarda bağrış çağrışla seslendirildi vesaire falan yaniii

Neyse işte, bizim gibi farklı insanların da var olduğunu görünce; o zaman biz neden aşağılızki tartışmaları sürdü, sonra bu tartışmalar da aşıldı ve ardımızdan yeni gelmekte olan ibneler ve aileleri de olayı aslında korkulacak bir durum olmadığını anlamaya başladılar. Yani oğullarının da, kızlarının gibi başka bir erkek tarafından sikilmesi aileler tarafından normal kabul edilince aslında sorun bitti. Çünkü bu olayın sadece yatak kısmında olup bitiyordu ve aslında kutsallaştırılması gereken şey yataklarımızdı. Yani oraya dokunulmamalıydı ve her isteyen istediği kişiyle olabilirdi.
Bu anlayış toplumun farklı kesimlerinde kabul görmeye başlarken, devletler yine yarrak gibi ortaya çıktılar ve kadın erkek ilişkilerine zaten burunlarını sokmuşken, erkek-erkek, kadın-kadın ilişkilerine de burunlarını sokmaya başladılar.
Durum böyle olunca hemen planlar yapıldı ve evlilik serbestiyetleri yayınlanmaya başladı. Günümüz eşcinselleri "hobareeey" diye halay çeke çeke duruma sevine dursunlar, gelecekte köleleştirilmiş eşcinseller (sado mazo şeyleri aklınıza getirmeyin, toplumsal kölelikten bahsediyorum) olacaklarını düşünemiyorlar.

Evet evlilik kurumuna karşıyım, evet evlilik denilen şey yalan dolan ve bilumum ikiyüzlülükle dolu ve evet insanlar beraberliklerini devletlerin imzaları karşısında kazanmamalılar. Lütfen bu oyuna düşmeyin. Birliktelikleriniz sadece sizi ilgilendirir, bunu imzalamakla kendinizi köleleştiriyorsunuz. Yapmayın etmeyin. Yatakta hangi cinsiyetten kiminle beraber olduğunuz önemli değil, kiminle yatarsanız yatın; ama birinin veya bir kurumun size evlenebilirsiniz deme hakkı yok. O yüzden size evlenebilirsiniz diyenlere götünüzle gülüp geçin. Onları ciddiye almayın.Özgürlüğünüz bireyselliğinizde gizli. Devletlerin sizi korumalarında ve bu koruma karşılığında siz farkında olmadan köleleştirmelerinde değil. Lütfen buna sevinmekten vazgeçin, çünkü sinirleniyorum.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Madem ben evlenemiyorsam kimse evlenmesin gibi bir duygu ile yazılmış sanki. Devletin evliliği kullanarak insanları kullandığı konusunda haklısın. Ama devlet insanları sisteme uydurabileceği her şeyi istismar eder. Özgürlük, demokrasi, insan haklari vs. Bunları koruyormuş hesabına bizi köleleştirir. Ama demek değildir bunlar kötüdür.

Adsız dedi ki...

Devlete karşısın yani.Böyle sağlam temellendirmeler yapmadan binlerce yıllık bir kurumu alaşağı eden bir safsata geliştirmen içler acısı ayrıca devlet ve hukukun birbirine haklı nedenlerle bağlı olduğu da düşünülürse tabii ki de medeni hukuk'un bir maddesi olarak evlilik ve koşulları yasası gereklidir.Evliliğe karşı olursun veya olmazsın orası tabiiki de kendi görüşün ama böyle çocukça "ban göre saçma siz de yapmayın" demen gerçekten komik.He sen şimdi yine benim bloğum benim düşüncelerim dersin ama eğer hiç sevmesen de -aslında içten içe seviyorsun popülist yaklaşımları- diline ve yazdıklarının ardıllarına dikkat etmen gerektiği aşikar bir durum.Kendi yatak odanız derken takındığın biopolitic tutumu takdir ettiğimi söyleyebilirim.En başa dönersek eğer yine sana göre ters olan "devlet" kurumunun eleştirilmesi argümanının arkasından bir sürü başka hipotezlerin de geldiğini ve bunların arasında "anarşizm"in de olduğunu biliyorsundur.Bütün bunlara rağmen senin yine kendinle çelişip kapitalist sistemin tam da göbeğinde "özel sektör"de çalışman pek de hoş karşılanmasa gerek burada seni seven insanlar için.Hoş bunları açıp okuyan kaç lgbt bireyin eleştirel düşünceye sahip olduğu da tartışılır bir durum.Bütün bu yazdıklarım asla seni yermek veya kötülemek için değil sadece yaşından ve tecrübelerinden ötürü daha bilimsel,felsefik temelli şeyler yazabilecek potansiyeli sende görmemden ötürüdür.

Hayat_Erkegi dedi ki...

Arkadaşlar sanırım yanlış anlaşıldım, ya da aklımdan geçenleri, üzerinde çok düşünmeden yazıp hemen yayınladığım için yanlış anlaşılmaya ben sebep oldum.

Ama yorumlara karşılık olarak cevap vereyim:

1-Evlenemiyorum, diye kimsenin evliliğine karşı çıkmıyorum. (öyle bir duygu içinde de yazmadım) Çünkü özgürlüğü savunurken başkasına bir dayatmada bulunmak pek özgürlükçü değil. Bu yüzden lütfen saçmalamayalım. (kıskanç da değilim:))

2-"Devlet zaten her şeyi kullanırken suistimal ediyor, insanları kullanıyor" diye, evliliği de suistimal etmesine göz yumulmaz. Ben bunu farkettiğim için bunu yazdım. Senin de farkettiğin başka bir suistimal konusu var ise sen de onu yaz ve doğrularınla bunu savun. Devletin her yaptığı doğru değil, her yaptığını da kabul etmek ozrunda değiliz. Sonuçta sistemleri bizler oturtuyoruz. Direnirsek tabiki oturamaz. (Gezi parkı güzel bir örnektir bunun için)

3-Evet devlete karşıyım. Sağlam bir temelim yok diye, her şeyi kabul edecek değilim. Kendimi yeterince iyi ifade edemiyorum diye, ufak ufak gördüğüm sorunları da dile getirmeyeceksem robottan ne farkım var?

Binlerce yıllık bir kurum olması onun her yaptığının doğru olduğunu göstermez

dinlerce yıllık bir kurum olması, tartışılmaz olduğunu göstermez. Bence bunları söylemen safsata oluyor, benim yazdıklarım değil.

5-"Bana göre saçma" demiyorum, kendimce toplumsal sorunlarını dile getirerek söylüyorum. Sen koyun olduğun için güdülmeye alışkın olabilirsin, ama ben çok alışkın değilim. Kusura bakma. Bu yüzden "yetmez ama evet", değil "yetmez ve hayır" diyorum.

6-Tabiki de benim blogum, aklımdan geçenleri de istediğim gibi yazarım. Zaten o yüzden blog tutuyorum. ama sana da konuşman ve istediğini rahatça söyleme hakkını veriyorum. Sana gelip yazılarımda istediğini söyleme gakkını verdim diye, sana karşılık vermeyecek miyim? Saçmalama, okursun, okumazsın ama burası sonuçta benim blogum ve aklımdan geçenleri istediğim gbi yazabilirim. sen de istediğin gibi yorum ayapbilirsin. bu kadar.

7-Popülist yaklaşımlara girmemek imkansız. Ama ben popülist yaklaşımlara bilerek değil, gerçekten kendimi zorunlu hissettiğim için girdim. Çünkü "eşcinsel evlilik iznini alkışlamak" bana o kadar zavallıca ve iğrenç geliyorki anlatamam. bunu ifade etmek zorunda kalmak da ayrı bir acınılası durum ya neyse.
ama sırf popülsit bir yaklaşımda bulunmak için yazmadım. sadece gerçekten üzüldüğüm bir konu hakkında yazmak istediğim için yazdım.

8-biyopolitik kelimesini öğrenmem iyi oldu. ban yeni bir dünyanın kapılarını gösterdin gibi geldi. şimdi ben bu konuya takıldım ya, gidip "foucault" diye birini okumaya başlıycam. wuhuuu çok heyecanlı :)

9-nasıl ve ne şartlarda çalıştığımı bilmiyorsun. o yüzden kalkıp kapitalist sistemlerde çalışarak kendinle çelişiyorsun deme. haa bide inan kullandığın cümleleri daha iyi anlamak adına, yazdığın kelimeleri google'da aratıyorum. anlaşılmak için çaba harcamak lazım olduğu gibi, anlatmak için de gerekiyor.

10-Bu arada zaman zaman yorumlara kızdığım anlar olsada, genel anlamda eleştirel yapıcı yorumlar, aşağılayıcı ve üstten bakan yorumlar ve öğretici v.s yorumları cümleleri birbirinden ayırt edecek kadar da zekiyim. Kızdığım tek yer o üstten bakış açısıyla yazılmış yorumlar oluyor. diğerlerini ise, gayet herkesin kendi seviyesine göre, kendimce cevaplıyorum. Senin yorumların ise gayet güzel ve iyimser duruyorlar. o yüzden lütfen beni yorumlarından eksik etme. senden çok şey öğrenebilirim.

beygirniyazi dedi ki...

yalnız adsız hocam, "felsefik" diye bir laf olmaz.

PoLLy dedi ki...

bence eşcinsel evlilik de bir özgürlüktür...
partneriyle evlenmek isteyen bir bireyin, ne şartla olursa olsun; evlenmesi engellenemez!
belli bir zaman öncesine kadar "benim doğrularımla yaşayacaksın" dayatmasına maruz kalan bireylerin, bundan sonrası için kendi doğrularıyla yaşayabileceklerinin garanti altına alınmasıdır.
evlilik; devlet eliyle bireyin sömürüsü olabilir, bunu tartışmıyorum.
Lakin evlenmek isteyen şahıslara bu özgürlüğün verilmesi yanında, evlenmek istemeyen şahıslara da bu özgürlüğün verilmesini savunuyorum...
bırakınız; isteyen, istediği konuda sömürülsün!
gerçek özgürlük, o zaman başlar ;)