Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

17 Mayıs 2013

bi ara oturup seni ciddi ciddi sevmeyi düşündüm

bi ara oturup ciddi ciddi seni sevmeyi düşündüm.
"sevsem ne olur? neler olur acaba?" diye düşündüm.
ama olmaz, seni, sevemezdim.
yani daha doğrusu imkânı yoktu.
çünkü ülkede savaş vardı ve herkes kan ağlıyordu.
işte bu yüzden kimse aşık olmamalıydı.
hani dile getirilmemişti ama, işte nasıl diyim;
sevmek o günlerde tanrı tarafından olmasa da, günahkâr insanlar tarafından günâh ilan edilmişti.
zaten neyin günah olduğunu sadece o günahı işleyenler bilirdi ve günahlar sadece an'lara göre değişirdi.
işte şimdi de sevmenin günah olduğu an'lardaydık.

o günlerde herkes canının derdine düşmüştü.
oysa benim can'ım da sendin. söyleyemedim. susmak zorunda kaldım.
sustum.
"sus" demeden susturdular. 

bi ara oturup ciddi ciddi seni sevmeyi düşünmedim değil.
yüzünü, gözünü ayrı ayrı sevmeyi düşündüm.

hiçbir zaman bilemeyeceksin ama;
bakışlarını düşününce kirpiklerin içime battı..
için için yandım.
kirpiklerin öyle güzellerki, seni her düşünüşümde yeniden yeniden içime battılar.
sonra seni gördüm o günlerde,
içimden geçip gitme diye, durup sana baktım.
aslında durmadım, o an öyle kaldım.
adeta bir duvar gibi.
gelip, bana bir bomba gibi çarp diye bekledim.
sen'se çarpmadın.
ıskalayıp yanımdan geçip gittin. kim bilir kimlerin can'ını yaktın..

bi ara oturup ciddi ciddi seni çok sevmeyi düşündüm.
ama olmadı. çok sevemedim.
meğer her önüme çıkanı sevmişim diye seni "çok ama çok sevmeye" yüreğimde yer yoktu.
bende "çok ama çok" sevmek yerine, sadece "sevmek"le yetindim..

bi ara oturup;
seni, ciddi ciddi sevmeyi düşündüm.
ama ülkenin durumu içler acısıydı.
seni sevdiğimi söylesem, herkes "dur şimdi, sırası değil" diyecekti.
belki sen de onlara uyup "öfff beee şimdi sırası değil" diyecektin.
bende durdum. içimde sakladım.
sonra da onları taklit ederek yaşamaya başladım. yani;
henüz günah işlemeye bile fırsatı olmadan ölen çocuklara üzülür gibi yapıp, haberin olmadan senin için, kendim için, biz'im için ağladım.

bi ara oturup ciddi ciddi seni sevmeyi düşündüm.
sahi sen hiç düşündün mü?
hiç aklına geldi mi beni sevmek. ciddi olmasan da olur. beni sevdiğini düşünsene



4 yorum:

sabayat dedi ki...

yaa blog ismin çok uzun ve duygudan uzak geliyor bana acaba sana nasıl seslensem??ne isim versem bilemedim...Karışık hayatına dair birkaç kelamın belini kırmak niyetindeyim...UMARIM BANA KIRILMAZSIN KIRILIRSAN KIZIP KÜFÜR EDEBİLİRSİN:))neyse SEVGİLİ H.E dün geceki yazında heteroların hamamına gittim yazmışsın hani daha öncekki yazılarından birinde anlatmıştın psikologa gitmiştin ve sana kendini nasıl tanımladığını sormuştu sen de ona benim kimliğmi kimin yatıyor olmam mı belirliyor? kabilinden birşeyler söyleyip tepki vermiştin...Demek ki sende artık insanları seviştiği cinslere göre ayırıyorsun (ki ben bunda aşağılanacak ya da ötelenecek bi taraf göremiyorum)aslında hayat böyle kavramsallaşmış bazılarımız kabul etmesekte...MESELA KİMSEYLE OLMAYANA (YA DA Bİ KİŞİYLE OLANA)NAMUSLU,HER ÖNÜNE GELENLE BERABER OLANA O.....DERİZ.
SEVDİĞİYLE BEDAVA YATANA EVHANIMI BU İŞTEN PARA ALANA HAYAT KADINI DERİZ...galiba herşeyi tüm dünyayı iki bacağımızın arası yönetip anlamladırıyor...Başta da söylediğim gibi ben isimlendirme nokatsına takılı deilim beni üzen nokta iki bacağımızın arasında olması gerekenler dünyaya bakış açımızda...Açıkca söylemek istediğim şeey cinsellik tamamiyle bi araçken amaç haline getirerek yaşıyor olmamız..Sen de bende ve yeryüzünde ki herkes kendine şimdi ben SEVMEK Mİ İSTİYORUM yoksa SEVİŞMEK Mİ diye sormalı ve dürüstçe cevaplamalı...birini sevmek te amaç olmamalı,hayata severek dünyaya şefkatle sevgi dolu BA-KA-BİL-MEK amaç olmalı..Çünkü insan uğradığı haksızlıkların neticesinde önce sevgi ve şefkatini yitiriyor...Halbuki bizler sevgi ile bütün olmuş mahluklarız(yetimhanede büyüyen çocukların bağışıklığı daha kuvvetsiz olurmuş onlara kimse -anne-sarılmadığı için)içimizdeki sevgi ve şefkati kaybetmemek için çaba sarfetmeliyiz..(Sana bu satırları yazan kişiyi sakın laylaylom biri sanma ,o hayatını kendince çoooooook zor kurdu ve hala en ufak şey dünyasını yıkmaya yetiyor...O hala şunu merak ediyor acaba o mu güçsüz yoksa mücadele ederek kurduğu ve bu kadar çabuk yıkılan dünyası mı???)BU GÜN SENDEN SAMİMİYETLE CEVAP VERMENİ İSTİYORUM:SENİN DERDİN NE???SEVMEK PEŞİNDE Mİ KOSUYORSUN YOKSA AMACIN SEVİŞMEKTEN Mİ İBARET??vicdanınla hesaplaşman dileğiyle..

Hayat_Erkegi dedi ki...

Aklında olsun; birine kolay kızmam, darılmam için onunla yakınlık kurmuş olmam lazım. Yani anlıycağın; zor kırılırım, kırıldım mı da karşımda kim olursa olsun amına koyarım.

sabayat dedi ki...

Ben de sadece yakınlarıma KIRILIRIM ama tanımadığım yada az muhabbetim olan insanlara ise kızarım...Ama ben sana bi soru sordum ve cevap bekliyorum...(Ufff çok zorsun kendini ne kadar da derinlere saklıyorsun...)tatlı şey iyi bi gün yaşa :)))

Fallen Angel dedi ki...

çok güzel....