Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

9 Nisan 2013

yarım yamalak bir hikâye

Benim adım Ahmet. Dün gece gördüm onu. Barın ortasında şaşkın bi halde etrafa bakınıp duruyordu. Tüm gece ellerinin ceplerinde olmasından anladım yalnız olduğunu, kimsesiz büyüdüğünü, birilerine tutunmadan ayakta kaldığını. Ama tüm bunlara rağmen neden özgüvensiz olduğunu anlayamadım. Oysa tek başına büyüyebilmek, tek başına elleri cebinde ayakta kalabilmek imkansızken, o bunu başarmıştı ve buna rağmen hâla özgüvensizdi.
Yırtık kotuna sıçramış kan lekesini çok sonra farkettim. Biraz geç kalmıştım.

Benim adım Yasin. Dün gece girdim bara. Elimde olmayan bir sebepten dolayıydı. İlk defa girmiştim böyle bir yere. Kimse beni davet etmemişti, kimse çağırmamıştı, kimsenin peşinden gitmemiştim. Sadece sokakta gezinmekten yorulmuştum ve sığanacak bir yere ihtiyacım vardı ve bende hafif aralık kapının ardından sokağa taşan renkli ışık topunun peşinden içeri girmiştim. Ne yapacağımı bilmiyordum. Öylesine girdim içeri. Kaldım öylece. Oturacak boş yer aradım, ama artık nasıl bir bar ise, oturacak hiçbir şey yoktu. Herkes ayakta durmak zorundaydı. Çok sonradan anladım, burada insanlar yorulunca birbirlerine dayanıyorlar, oturacak yer olmayınca da zamanla birbirlerine daha bi ısınıyorlar.

Ben Ahmet. Yasin'in çenesindeki gamzeyi çok sonra farkettim. Kimseye çaktırmadan ona bakmak nasıl zormuş ilk defa farkettim. Oysa böyle değildim ben. Gayet rahatımdır ve bugüne kadar istediğimi elde ettim, istediğim benim oldu bende isteyenlerin. hiç ikiletmedim, hiç ikiletmem. Kısa bir hayatı yaşarken, bu kısalık yetmezmiş gibi bir de birilerinin beni tavlamasını bekleyerek yaşamak bana göre değildi. O yüzden apar topar yaşamaya alışkınım. Ama şimdi arkadaşlarımın beni Yasin'i gözlerken görmelerinden korkuyorum. Benim ona kitlendiğimi, gözlerimi ondan alamadığımı farketmelerinden ölesiye korkuyorum. Terlemeye mi başladım ne..

Ben Yasin. Bu kadar ihtiras dolu oldukları belli onlarca erkeği ilk defa bir arada görüyorum. Nasılda hoşlar bazıları, nasılda koruyucu gibiler, nasıl da rahat ve dimdik ayakta duruyor gibiler. Ama çekiniyorum, ya biri gözlerimin içine bakarsa, ya biri yüzüme 3 saniyeden daha uzun bakarsa ne yaparım. Sahi ne yaparım. En son kim baktı uzun uzun yüzüme hatırlamıyorum bile. Lütfen kimse bakmasın bana, ben bakarım yeter. Yüzünüzü bana dönün, ama bana bakmayın. Gözlerinizi açık tutun ama beni görmeyin, ben bakarım gözlerinizin içine.

Ben Ahmet. Yasin'in kirli sakalları arasında geziniyorum şimdi. Sahi kaç gündür traş olmadı acaba? Saçlarına en son ne zaman tarak değdi. Kimbilir belki de berbere gittiğinde yalnız taranan saçlara sahiptir. Kendisi bile saçlarıyla ilgilenmediğinin farkında değildir. Sahi yüzünden haberi var mı? Üst dudağının hemen üstünde, bıyığının arasına saklanır gibi duran ben'inden haberi var mıdır? Acaba hiç öptürdü mü ben'ini. Hiç öpen oldumu o kurumuş dudaklarını. ellerini tutup, gözlerinin içinde kaybolan oldu mu?

Ben Yasin. Ahmet haklı aslında. Saçlarımı hiç taramam. Sevmem saç taramayı. 3 ayda bir traş olurum ve sadece o zaman tarak değer saçıma. Sevmem kendime pek dokunmayı, kendimle ilgilenmeyi. Öğrenemedim kendime bakmayı.Üst dudağımın hemen üstünden, bıyığımın arasına saklanmaya çalışan ben'den haberim var tabiki. Çenemdeki gamzeden de haberim var. Çenemdeki gamzeden annem ve babamda da vardı. Diğer kardeşlerim de de vardı. Çok eskiden daha onlarlayken annem çenemi tutup burnumu öperdi. Babam hiç öpmedi beni. Çenemdeki gamzeden de haberi yoktur belki. Ben'imden bahsetmeye gerek var mı yine? Yok sanırım. Zaten o da benim gibi bir yerlere saklanmaya çalışıyor. Ben ortalıkta görünmeyince dünya daha sakin bir yer haline geliyor sanki. Ama ben ortalıkta olunca her şey içiçe giriyor. Herkes bana karşı çıkıyormuş gibi geliyor bana. İşte bu yüzden herkes baksın bana, ama kimse görmesin beni istiyorum. Yani garip bir şey, daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum.

Ben Ahmet. Yasin'in yanına doğru gidiyorum. aramızda bir kaç adam kaldı. Sahi ona merhaba desem, karşılık verir mi? Ya kendisini umursamadığı gibi beni de umursamazsa ne yaparım?

Ben Yasin. Ahmet'in bana doğru geldiğinden haberim var. Daha önce görmediğim birinin gözlerinin sürekli olarak üzerimde olması çok tuhafmış. Biraz korku, biraz heyecan, biraz ne olacağını bilmemenin verdiği büyük bir anlamsızlıkla yüklüyüm. Sahi ne olacak şimdi?

-------

Not: Bu da yine devamını getiremediğim hikâyelerden biri oldu. Eşlik etmek isteyen var mı? Eğer eşlik etmek isteyen varsa, devamını yorum olarak yazın. Güzel olur bence :)

3 yorum:

beygirniyazi dedi ki...

Ben Ahmet. Tek başıma büyüdüğüm için özgüvenimin fazla olacağını düşünen bir Yazar yazıyor beni. Çok yanılıyor. Ayakta kalma savaşını insanın kendine güvenini ertıran bir şey sanıyor. Sansın. Şimdilik ona müdahale etmeyeceğim. Zaten şu anda benim baktığım çocukla bana bakıyor ve benim bunu farkettiğimden haberi yok. Kısa boylu biri. Şarlo'ya benziyor. Kendini çirkin ve görünmez sanıyor ama ben onu farkettim. Yasin beni anlayacak bir tipe benziyor. Ben de beni anlayacak birini arıyorum. Yazar biraz bezmiş görünüyor, beni anlayacak vakti olmayabilir. Ama Yasin belli ki deneyimsiz. Bir heves beni dinler. O yüzden ona doğru yürüdüm. Merhaba diyorum, üstüne alınmıyor ve arkasında duran birine merhaba dediğimi sanıp dönüp arkasında duran Yazar'a bakıyor.

ASİ YAPINCAK..... dedi ki...

Hayat erkegi elini sıkmak isterdim senin,bu nasıl bir hikaye bu nasıl bir anlatım ya,helal olsun valla,dur bir aklışlayım seni şak şak şak yapılır ya,harikasın,sonuna geldikçe üzüldüm hikaye yarım kaldı,devamını bekliyorummm sabırsızlıkla..

Vişne Çürüğü.. dedi ki...

Kesinlikle devamı gelmeli.
Şahane bir hikaye olmuş ya!
Bravo valla ^_^