Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

5 Nisan 2013

Slm, nbr, anışalım mı?-5- (Final Bölümü)

Bu yazı şurdan geliyore: şuraya tıkla
İşte yalnızlık böyle bir şey. Aslında belki hiç sevmeyeceğin insanlarla tanışmak belki onlardan birinin canı, ya da belki onlardan birini alıp göğüs kafesinin içine sokup kendi canın yapma isteğiyle tutuşursun. Bu yüzdendir sokakta hiç tanımadığın insanların gözlerinin içinde kaybolup gitme arzusu, yoksa niye bakasınki elin yabancısının gözüne gözüne.

Ama olmadı. Zaten milyonlarca nüfusu olan bir şehirde canı olacağın birini bulamadıysan, ya da canın olacak birini bulamadıysan belki de pılını pırtını toplayıp siktir olup gitme zamanın gelmiştir. Zaten gitmekten başka elimden bir şey gelmez. Yani korkağın tekiyim. Kaçmayı çekip gitmeyi, herkesten daha iyi bilirim..

İşte geçenlerde; tanıştığım insanları yazıp durdum ve madem onları yazmıştım, bir de sonuç olarak ne oldu onu yazayım istedim. İşte sonuç olarak olanlar;


Sırık: Onunla zaten bi sik olmazdı bizden. Ben de hemen eledim onu. Hiç oyalanmadım, onu da hiç oyalamadım. Zaten kimseye umut vermeyi sevmem. Birde umut verilmesini sevmem.

Yogi: Sanırım hayatımın erkeği kavramına uyan tek kişiydi o. Ya da ne bileyim onunla konuştuğumuz, görüştüğümüz zaman ben öyle hissediyordum. Zaten pek sık görüştük. Her gün saatlerce konuş, fırsat bulduğun her an yazış, haftada 3 gün buluşup saatlerce gez toz. Hı hı işte böyle. Ama sonra bir şeyler oldu, hareketlerinin çok yavaş olduğunu farkettim. Sonra da benden kaçtı gitti. Peşinden koştum yetişemedim. Nefessiz kaldım, durdum.
Sonra bi gün hiçbir şey yazmadım. İkinci gün de hiçbir şey yazmadım. O da yazmadı. Üçüncü gün "nasılsın" dedim "iyiyim sağol. sen nasılsın :)" dedi. "İyiyim ne olsun" dedim.
Hiçbir şey olmamış gibiydi. Bende bundan rahatsız oldum ve "sanırım zorlamanın bi anlamı yok. zaten öyle görünüyorki bizden bi sikim olmaz" dedim ve o hemen offline oldu.
Bir kaç saat sonra döndü geldi. Uzun cümleler arasına "evet bizden bir şey olmaz"ları sıkıştırmıştı.
"evet bizden bir şey olmaz"ları uzun cümlelerinin arasında kaybolmalarına rağmen, göze en çok da yine onlar çarpıyordu. Zaten uzun uzun yazılmış olan cümlelerin arasında oyalanmanın bi anlamı yoktu. Çünkü yalanları anlayacak yaştaydım. Onları okuyarrak zaman kaybetmemeliydim. Özetle "sen iyi birisin, ben ilişki istemiyorum. sex istiyorum" diyordu. Bende ona "ilişki yoksa, sex'de yok" dedim kısaca. O da bunun üzerine "ama hayatımda kal, senin gibi birini bulmuşken kaybetmek istemiyorum" dedi. Bende "istediğin zaman yaz, istediğin zaman söyle buluşalım. ama unutma hayatında kalıyor olmam; seni bi gün sikeceğim anlamına gelmesin." dedim, o da bana büyük harflerle "TERBİYESİZ" dedi.  Sustum. Cevap verip terbiyesizliğimi bozmak istemdim. O yazıncaya kadar da cevap vermiycem.

EdizHun: Adamın ayrıldığı her sevgilisi, en fazla 2 ay sonra ölüyordu. Bu yüzden onunla olmazdı. Çünkü henüz çok gencim. Birinin canımı almasını istiyorum ama o kişi azrail değil.

Kültür mantarı: Bu adam fazla akıllı. Oysa aptallık diye eğlenceli bir olay varken, neden akıllı birine bulaşayım ki?
Birde insan bazen cahil gibi dolanabilmeli. Her şeyi kitabına göre yaşamayı bi kenara atabilmeli. Ama bu adamda yok. Resmen bir çamaşır makinesi gibi yaşıyor. Her şeyi planlı programlı ve bu durum; midemi bulandırıyor. Zaten bende ona göre çok ipsiz sapsız biriydim. Hiç hoşlanamadık birbirimizden. Başlatmadık, bitirmedik. Öyle hayatlarımızdan gelip geçtik.

Engin Altan Düzyatan nickli adam: Adam tasarımcıydı, ama ikimizde aynı telden çalınca uyuşamadık ve bir daha görüşmedik. Aslında bana kalsa tekrar görüşmek isterim. Ama iş sadece bende bitmiyor :)

Çocuk: Aramızda büyük bir aşk olacak sandım. O da öyle sanmıştı, ama olmadı. Öyle arkadaş olduk, birbirimizin hayatılarnda kaldık.

Kır Saçlı: Hoş biriydi. Hatta allah'a sipariş versem anca bu kadar olurdu. Ama onun yaşı ilerde, benim ise yaşım geride. Hani yaş'a takan biri de değilim, ama yani o da yaşı itibariyle çok fazla mantıklı düşünüyor. Yani o bu kadar mantıklı düşünürken ona yetişmem biraz zordu. Zaten yapamadık. Öyle işte arkadaş gibi bir şey olduk. Arada bir mesajlaşıp, hal hatır soruyoruz.
Oysa benim yaşıma inse, her şeyi bu kadar doğru ve kusursuz yapmamı beklemese benden. Her şeye bir açıklama istemese, her şeyi allah gibi yönetmeye kalkışmasa; bence, biz onunla birbirimize çok yakışırdık. Ama olmadı,  yakışmadık.

Musevi: Keşke tanışmasaydık dediğim tek ibne. Salak ya, hala aklıma geldikçe küfrediyorum piçe.

Sarışınım: İnstagram güzeliydi. Ama işte instagram'ın efektrleri gerçek hayatta yoklar. Valla olsa bu adamlar her şeyiyle de uyuşur, güzel güzel yaşayıp giderdik. Naapalım, sağlık olsun.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Hayat Erkeği,

Birkaç gün evvel sayfaların arasında tutsak kaldım ve bir türlü doğru yolu bulup
çıkamadım;devamlı okudum,okudum...Seninle ilgili aklımda bir sürü soru birikti ve cevabını almak istediğim sorular bunlar.28 yaşında bir gencin kalemi karşısında saygı ile eğiliyorum.Cesaretin,hayata karşı dik duruşun ne kadar 'ipsiz-sapsız'desende muhteşem güçlü karakterin için öncelikli saygılar ve sonrasında sevgiler...

Şuan için 'adsız'kimliği adı altında sana yazacağım hemde en başından...Sonra...?:(
Bay C...

Adsız dedi ki...

Gay olduğunu nasıl anladın? Anladığında nasıl hissettin?

Bulki dedi ki...

Hep merak ettiğim şu partner, flört veya potansiyel sevgili, da her ne skimse, bunları anlatırken genelde cinsel rolün konusunda kararsız kalıyorum. Bazıları zırıl zırıl pasif gay iken bazıları bayağı bildiğin aktif beyler. Peki ama gönül verirken cinsel roller insanı yönlendirmiyor mu? Sike bayıldığını biliyorum. Göte ise hayır, çünkü hiç bahis etmiyorsun. Aktif gibi konuşmuyorsun zaten full aktif olsan yatağından zevk aldığın adamı sırf sevgili olmuyo diye reddetmezsin. Erkek özellikle aktif erkek böyle düşünmez, demek ki yatağından değil hayatından mevkisinden zevk aldığın bir adam ki bu konuda diretmen var. Yani aslından senden de sevgili olmaz, yerine göre adamına göre muamele çekiyorsun. Siki güzel iyi yatağı bedeni iyi, iyi sikiyor ise aman sevgili olmasak da olur yeter ki ara arada takılalım, ama seni yatakta çok mutlu edemiyor ama yeri mevkisi iyi, sevgili olup evine de taşınmayı hayal ettiğin biriyse, sevgili olmadan vermem... Kusura bakma sandığın kadar dürüst değilsin o kadar dürüst olsan hikaye çıkmaz zaten.

Hayat_Erkeği dedi ki...

@bulki

"Gönül verirken cinsel roller insanı yönlendirmiyor mu?" demişsin. Açıkçası benim için pek fark etmiyor. Karşımdakinin hayata bakışına odaklanıyorum, duruşuna ve beni nasıl sevdiğine, nasıl baktığına, yakışıklı mı değil mi gibi kriterlerine bakıyorum. Bunlar dışında aktif mi pasif mi çok sikimde değil ve zaten aktif pasif konusuna takılanlarla da yapamıyorum. Aktif pasif konusu gereksiz bir konu ve üzerinde konuşmak bile zaman kaybı. Tabii her şeye rağmen anlaşabildiğim ve uzun süreli ilişkilerimdeki partnerlerim hepsi pasif'di. ama bunu hiçbir zaman konuşmadık. Dediğim gibi; bu gereksiz bir konu idi.

Göte de, sike de aynı derecede bayılıyorum. Bu yüzden "göte ise hayır" kelimen yanlış. Zaten erkekle yatmanın doğasında sik sevmek vardır. Sik sevmeyen hiç kimse bir erkekle yatmaz. Bu erkek erkeğe olmak istemekle ilgili bir şey. Bu sik sevdiğin için bir erkekle olmak istemekle alakalı. Sik sevmeyen, erkekle yatmaz.

"aktif erkek öyle düşünmez, şöyle düşünür" gibi saçmalıkları bırakmalısın. Bu sağlıklı bir düşünce değil. Öte yandan başta da dediğim gibi; tabiki de tek başına aktif veya pasif olmasına bakarak bir karara var mıyorum, var mıyoruzdur. Bu sadece benimle ilgili bir durum değil, bu birine tutulmanın senin için olan nedenleri'ne bağlı olan bir durum.
yani sikinin güzel olması tek başına yetmez, yakışıklı olması tek başına yetmez vs vs uzatıp gidebiliriz. Bir kaç nedenin olur ve o kişinin peşinden bu yüzden koşmaya başlarsın. buna aşk diyoruz.

ama öte yandan sevgili olmasak da olur gibi bir yaklaşımım olmadı. eğer öyle olsaydı şu günlerde hala aklımda olan kişinin teklfini zaten kabul etmiş ve sırf kendi nedenlerimden dolayı ona aşık olduğum için beraber yaşıyor olabilirdik. öte yandan, içini rahatlatmam gerektiği hissini verdiğin için şunu söyleyerek içini rahatlatmalıyım; onunla ilk tanıştığımız gece hemen verdim. 2-3 sefer sikti beni. beraber sabahladık. güzeldi.