Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

22 Şubat 2013

hayat dev am ediyor

Dışarda kocaman bi dünya olduğunu unutmuşum. Ben aşık olduktan sonra dünya üzerinde yaşamın devam ettiği bilincini kaybetmişim. Sanıyordumki, ben sikindirik bi aşka tutulup acı çekerken, herkes benimle beraber aynı acıyı çekecekti. Sanki ben üzülürken herkes benimle üzülmüştü. Sanki ben sikindirik bi aşkın içindeyken herkes bu sikindiriklikte gibiydi. Ama işte öyle değilmiş. Meğer hayatın sikinde bile değilmiş benim aşık olmam. Hatta ben kendi kendime "lan çok büyük aşk yaşıyorum" diye saçma sapan düşünürken, hayat akıp gitmiş. Ortalığa yeni ibneler, yeni bedenler sürülmüş. Bende hazır ayrılmışken bi kaçıyla tanıştım. İşte onlardan bazıları;

Adı: üniversiteli;
Dün gece gaydate sitelerinden birinde "selam" diye mesaj atınca başladı muhabbet. Sabah'ın ilk ışıklarında "bugün okulu senin için kırcam, sen de bana gel sevişelim" dedi. Bende "tamam, ama işe gitmem lazım, öğlen arası sana kaçarım, 1 saat te işi ekerim, toplamda 2 saatim var" dedim ve öyle yaptık. Daha 23 yaşında. hoş salaş bi hali var. Boyu benden 20 santim uzun. Cihangir'de oturuyor. Babası paralı pullu, bu da onun parasını yiyor, bende bunu yedim bugün. Birde metres adında bi kedisi var. Kaltak biz üniversiteli'yle yiyişirken bizi izledi durdu. Acaba kediler, insanların sikişmelerini anlamlandırabiliyorlar mı?
Üniversiteli biraz nasıl desem daha çiğ. Eğer biraz kilo alırsa ve bu çiğliği üzerinden atarsa ondan süper efendi bi yetişkin çıkar. Ama atamazsa bu salaş ve çiğ haliyle o baba parası buna yetmez ehuehu.
Birbirimizden hoşlandık, ama bu hoşlantı ilişki arayışıyla gerçeklemediği için sadece sex yaptık ve belki bundan sonra sık buluşup sex yapcaz. Peki aşk? Eee hani ben aşk arıyordum :(

Adı: Bahçeşehir;
Yine gaydate sitesi ve yine paralı bi hippi. Amına koyım parasızım diye mi paralılarla tanışıyorum nedir olay anlamadım ki. Adam tuvalete bile yunanistan'a giden biri, bense tuvalete 1 tl vermemek için en yakındaki burger king'leri adres defterime not alan pezonun tekiyim.
Neyse efendime söyliyim, 2 gün sürekli yazıştık ettik ve en sonunda ben "püfff. ya yazışmak çok yorucu, en iyisi tanışalım, bakalım bu yazışmalardaki havayı tanışmada da yakalayacak mıyız? hem yakalarsak hemen gidip çat çat yaparız" dedim. Onunda hoşuna gitti ve ertesi gün buluştuk, ama ıııhhh olmadı. Yani adam çok hoş ve hatta inanılmaz sexi bi vucudu var. Sırf o vucuda dokunmak için Kur'an-ı Kerim yırtacak onlarca kız tanıyorum.
Ama işte bende de göz ve gönül aynı anda hareket etmeyince olmuyo. Bizde "tanıştığıma çok memnun oldum" muhabbeti yapıp arkadaş kalalım, dedik ve öyle kaldık. Buluşmadan sonra ikimizde yazışmadık. Sadece selam sabah o kadar. Ya bide adam çok soğuk biriydi. İki kelimeyi bir araya getiremiyordu. Kurduğu her cümleyi; amerika'dan aldığı kot pantolonlarına ve spor ayakkabı koleksiyona bağlıyordu. Ayrıca burnu da estetikliydi valla. Bilmiyorum yani acaba bunlardan dolayı soğudum ne oldu, ama öyle yani. Yalnız şundan emin oldumki; erkeğe burun estetiği hiç ama hiç gitmiyor.

Adı: gaypornoyıldızı;
2 haftadır gaydate sitelerinden birinde, birbirimize göz kırpıp duruyorduk. Adam 34 yaşında bir gay porno yıldızı gibi bir şey zaten. Boy pos desen allah en güzelinden vermiş. Benden 25 santim uzun. kilo desen hakeza, kaş göz o biçim. Aslen iranlı, türkçesi gayet güzel. gerçi onunla konuşmak zamanı boşa haracmak demek olur ya neyse. Amerika, İngiltere, italya falan filan artık allah nereyi yaratmışsa hepsini tek ek görüp birkaç ay yaşamış görmüş geçirmiş bayaa eğitimli hoş biri.
Bugün yeni evine taşınınca, tanışalım bahanesiyle çağırdı. Hayırlı olsun demeye gitmişken, kapıyı bi açtıki meğer o da soyunmuş duşa giriyormuş. sonra salonun ortasındaki camekanlı duşa girdi ve yıkanmaya başladı. Bende onu izlerken dayanamayıp soyundum ve duşa girdim. Suyun altında bıcı bıcı yaparak yiyiştikten sonra, yatağa geçtik. Öyle böyle derken, tekme tokat allah ne verdiyse bayaa sert bi sevişme sonrası ikimizde yorulduk. Yanyana uzanıp gözlerimizin derinliklerinde terkedilmiş bi aşk ararken bulduk birbirimizi. O arada ben terkedilmiş aşklardan birinin peşine düşmüşken o nasıl olduysa "illa seni sikecem" diye tutturunca "dur amk. daha postu deldirmedim. belki başka zaman veririm. bu tanışma olsun. zamanla bakarız" dedim ve hemen boşaldım da götü kurtardım. yoksa az kalsın o iki ucuz aşk dolu bakışa postu deldirecektim. Benden sonra o da boşaldı.
Sonra kalkıp beraber duşa girdik. Bıcı bıcı yaparken iltifatlar falan edip durduk. ama yani adamın da maşallahı var. Kendimi onun yanında sokak köpeği gibi hissettim.
Bide vucudundan bol dövmeler var. Hepsi çok anlamlı. Gerçi adamın sanatçı kişiliği ve eğitimli görmüş geçirmiş halini düşününce o dövmeler de pek yakışıyor ya hadi neyse şimdilik bu dövme konusunu atlıyım. Duşta sonra karşılıklı "lütfen sık  görüşüp yiyişelim" ısrarlarıyla evi terkettim. Valla şimdi çağırsa yine giderim, yine sevişirim. O derece yani..

Adı: Domuz
Geçen hafta tanıştık. Londra'da yaşayan bir türk. Ama işleri nedeniyle Türkiye'ye çok sık gelip giden biri. Ayy allahım benim dışımda herkes dünya'yı mı geziyor ne yapıyor anlamadımki. Neyse işte, ama adam cidden domuz gibi. Böyle bi boy pos, bi kilo kaş göz ve o biçim bal dudakları varki anlatamam. Hele göbeği, hele götü, hele o kocaman pipisi ve taşşakları ayyyy alahım bana bi şeyhler oluyor.
Zaten fotoğrafını çekip instagram'a koydum.
Sanırım uzun zamandır bu kadar içten seviştiğim ve içten öpüldüğümü hatırlamıyorum. Bana çocuğuymuşum gibi, kardeşiymişim, sanki canı ciğeriymişim gibi davrandı. Sanki sol göğsünden süt emmişim gibi sarıldı. Yani işte öyle bir şeyler.
Kaç saat seviştiğimizi hesaplamadık bile. Onunla bi ömür 69 yapabilirim. Çünkü siki çok tatlıydı.
Londra da 8 yıldır beraber yaşadığı bi evgilisi varmış ama cinsel hayatları öleli 3 yıl olmuş. Ben ona "senden hoşlandım" deyince, o da "bende senden çok hoşlandım, müthişsin" dedi, ben de bunun üstüne "o zaman türkiye'ye yerleş" dedim. Yemin ederim tam bi gerizekalıyım. Neyseki güldü geçti. Whatsapp'den yazışıyoz falan. İnstagram'daki fotoğrafını gösterdim çok beğendi :))
Bu arada adamın instagram'daki fotoğrafını görmek için tıklayın!

ve tabii sadece bunlar değil, adını da, anılarını da şu an hatırlamadığım bir kaç kişiyle daha bu aralar görüştüm yiyiştim ve unuttum bile. Peki sonuç olarak mutlu muyum? tabii ki hayır..
Çünkü içimde kocaman bi boşluk var ve ben "acaba, o boşluğu bi yarrak doldurur mu?" diye düşünmeye başladım..

1 yorum:

Gay Panda dedi ki...

wuh terledim yemin ederim! valla yavrum içindeki boşluk konusuna yorum yapamıycam ben şuan :D