Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

28 Ocak 2013

Sevilmediğini bilmek özgürlük müdür?

Eskiden "sevilmediğimi bilmenin" özgürlük olduğundan o kadar emindimki, bundan mutluluk duyardım. Yani yanlış anlamayın mutluluğum sevilmediğim için değildi, sadece sevilmediğimi bildiğimdendi.
Ama şimdi...
Sanırım yaşın gençken böyle oluyorsun. Yani gençken sevilmesen ne olacak ki? Aramaya devam edersin. Ali Ağaoğlu gibi "bu değil, bu değil, bu hiç değil" diye diye seni sevmeyenleri geri"nde bırakarak götün arkanda sen önde yürümeye ve büyümeye devam ediyorsun..

Daha bi kaç yıl öncesine kadar da sevilmediğini bilmenin özgürlük olduğunu sanırdım. Çünkü sevilmediğini bildiğinden dolayı istediğin an bi yerlere kalkıp gitme lüksüne sahipsindir. Seni bu şehirde kalman için tutacak kimsen yoktur. Bu şehir sadece bir mekan olur senin için. İnsanlar birer yabancı, sende herhangi bir rüzgarla kalkıp gitmeye hazır bir toz zerreciğisindir..

İşte tamda böyle yaşadığın için, ertesi gün boynun bükük döneceğini bile bile; seni sevdiğini ima eden herkesin arkasından yüzlerce kilometre gitmeye kalkışırsın. gidersin de. gidişin kadar dönüşün de ani olur.
Sorun değildir hiçbiri.
Sonunda sevilmediğini, arzulanılanın, istenilenin yüreğin, kalbin olmadığını götün olduğunu bir kez daha anlarsın ve geri dönmekten başka yapacak bir şeyin de yoktur.
Sonra bir başkasıyla tanışırsın ve yine aynı şeyler. ama bir kaç defa üst üste yatağa girip boşalınca biter bu da. Öncekinden tek farkı 2 gün önce birbirinize armağan ettiğiniz şarkılardır..
Sevilmediğini bildiğin için pek kafaya takmazsın bunları ve bu yüzden pes etmezsin. Sonuçta herkes aynı değildir diii mi? Hani o seni sevmemiş olabilir ve seni sevmeyecek olabilir, ama bu karşına çıkacak olan herkes için geçerli olan bir sebep değildir. Yani o seni sevmedi diye, herkes seni sevmiyordur anlamına gelmezki.
İşte tam da bu yüzden "amına koduğumun dünyasında beni de seven biri vardır" diye kendi kendine bağırarak aramaya, aranmaya devam edersin. Bulursun da, ama yanlış mekanlarda, yanlış zamanda, yanlış insanlarla.
Mecburi olarak kaybedersin, olmaz işte.
Ama bu da seni yormaz, pes ettirmez "orada, kalabalığın içinde beni sevecek biri vardır" diye düşünerek aramaya devam edersin. Umudunu yitirmeden, hiç yorulmadan aramaya devam edersin. Aramak bedenini yorsada aramaya devam etmek zorundasın. Çünkü sevilmediğini bilmek özgürlük olsada, sevilemeyeceğini düşünmeye başlamışsındır ve bu çok fena can acıtıyordur..

8 yorum:

Aslısın dedi ki...

düşündüm de hayat çelişkilerden ibaret

Vişne Çürüğü.. dedi ki...

Sevilmediğini bilmek insanın canını gerçekten çok yakıyor. Şu sıralar canım bu yüzden çok yanıyor. Ve ben bunun üstesinden gelemiyorum Hayat Erkeği.

Hayat_Erkegi dedi ki...

aslında sevilmediğini değil, sevilemeyeceğini bilmek insanın canını yakıyor.

çünkü hep dik kafalısın, hep boyun eğmek yerine boynun dik yürümeye alışmışsın.

Mavi Balon dedi ki...

Aranmak için oraya buraya bakınırken anlarsın ki gözünün önündekini fark etmemişsin bile.

İçimdekigay dedi ki...

Bir offf çektim valla, birilerinin peşinden nerelere geldim,geldiğim ve yalnızlıkla tanıştım o gün bugündür mutlu mesut yaşıyoruz,

Patrick Kızılsakal dedi ki...

Adam, ben seni seviyorum!

xcoach dedi ki...

paragraf denen şeyin farkına varmışsın.
aferim.
xoxo

Adsız dedi ki...

Surasi da bana da gelsin "bağırarak aramaya, aranmaya devam edersin. Bulursun da, ama yanlış mekanlarda, yanlış zamanda, yanlış insanlarla." Hep bunu yapiorum yanlis yerlerde digru kisiyi aramak.. Tresor