Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

28 Aralık 2012

kafam karışık, her şeyim her yerim karışık

Sanki suç işlemiş gibiyim, sanki dersin anamı babamı kesmişim de polisten, jandarmadan, mahmut tuncer'den kaçıyorum. Şu an öyle bir stres, öyle bir gizli sinir ve kızgınlıkla doluyumki anlatamam. Oysa az önce güle oynaya girmiştim adamın evine, ağzım kulaklarımdaydı. Hatta dur lan ağzım kulaklarımda değildi, ağzım onun ağzındaydı. Evet kapıyı kapatır kapatmaz sevişmeye başladık. Zaten saat gece 01:00'di ve boşa harcayacak zamanımız yoktu. Üstelik mahmut tuncer ve polis her an gelebilirdi.
ayyy ne diyorum ben polis molis nerden çıktı.
Neyse işte, adamla gündüz bi cafede tanıştık. Tanışmamız da tam komedi ya neyse. dur lan tanışma anını da anlatayım;
Kafeye oturdum elimde bol ödüllü bi kitap karıştırmaya başladım, o da sanki kafe onunmuş gibi rahat bi tavırla kapıdan girdi ve biz bi an gözgöze takılıp kaldık. Aslında ben gözlerinden başka bir şey de görmedim, çünkü güneşi arkasına almıştı ve boy posunun karaltısından gözlerinin ışıltısı dışında hiçbir şey belli olmuyordu. ama zaten beni tavlaması için izbandut gibi oluşu yeterliydi.
Sonra ben kitaba döndüm, o kahvesini aldı ve şans eseri her yer dolu olduğu için iki basamak altımdaki yere oturdu. Dedim acaba bir daha bakışacak mıyız? bir daha on yıl gibi gelen 2 saniyelik bir bakışma anı daha yaşayacak mıyız? ama olmadı o dönüp bakmadı, bende dönüp kitaba daldım.
Kitaba daldım diyorum ama aklım hala ondan yana bir şeyler fısıldıyordu. Okuduğum cümlelerden hiçbir sik anlamadım. Üstelik okuduğum kitap önceki yıllarda, 1 yıl boyunca en çok satanlarda ilk sırayı kimseye kaptırmamıştı ve bir de piyasada ne kadar ödül varsa hepsini toplamıştı. Yani elimde böyle bir kitap olmasına rağmen aklım adamdan yana çalışıyordu. Sonra dayanamadım ve kitabı bırakıp göz ucuyla ona baktım. Adam zaten kitap gibiydi oku oku bitmez. Kokusu vardı birde, ağır bir koku ve tüm cafe yavaş yavaş bu kokuya bulanmaya başlamıştı bile.
Kokusu güzeldi ama sorun, o güzel kokuyu sürünmesi değil, sanki o kokunun olduğu bir varilin içine girip çıkmış olmasıydı. Saçları da iyiydi. Ömrüm boyunca kullanmadığım jöle hakkımı o tek seferde kullanmış gibiydi. ama ona yakışıyordu, yakışmıştı. Bir de bir kaç günlük olduğu belli olan kirli sakalı vardı. Sonra ellerine, ayaklarına, oturuşuna bakındım göz ucuyla. Zaten hemen altımda olduğu için ne yapsa hepsini görüyordum. Acaba gay mi, değil mi sorularının cevaplarını hareketlerinden çözmeye çalışıyordum. Evet fazla bakımlı, evet fazla pimpirikli olduğu her halinden belliydi, ama bu ibne olduğu anlamına gelmezdi. Belki ibne olan bedeni değil, ruhuydu. O yüzden buna takılmadım ve bir kaç işaret aradım. Ama piç kahvesini yudumlamaktan başka bir şey yapmadı. Üstelik bana da hiç bakmadı. Hani o bana baksa, ben ona baksam ve bir an'cık daha, dalıp gitsek birbirimize yeterdi. Ama bakmadı, bende kitaba döndüm.

Kitaba döndüm ama aklım ve sol gözüm adamdaydı ve eğer bu şekilde 5 dakika daha bakmaya devam etsem, sonsuza kadar şaşı olarak kalabilirdim. Çünkü sol gözüm ağrımaya başlamıştı.
Çok şükür aradan 1-2 dakika geçmiştiki olan oldu. Adam telefonunu çıkarıp gay app'lerinden birini açtı. Bende o an hemen app store'a girip o programı indirdim ve bir profil oluşturup ona "merhaba, afiyet olsun" diye bir mesaj yazdım. o da "eyvallah, nerden?" diye sordu, bende kalbim küt küt atarken "hemen yanından :) " deyiverdim ve bu arada "ya adam kalkıp bana ters bi hareklette bulunursa" diye düşünmeden de edemedim ve o mesajımı okur okumaz "hehehehe" diye yazıp bana dönerek, elini uzatıp "sen misin?" dedi ve ben ağzımı açabildiğim kadar açıp, gözlerimi parlatabildiğim kadar parlatarak "hihihihihi" dedim. Oysa "evet" demem yeterliydi. Ama yok adamın öyle güzel dişleri ve benim "hihihihihi" dememden sonra yüzüne yerleşip ordan gitmek bilmeyen öyle güzel bir gülümsemesi vardıki, benim "hihihihihi" lerim gittikçe uzuyordu.

Sonra bi ara topladım kendimi, ağzımı kapattım, gözlerimi kıstım ve elimi uzatıp tokalaşırken, sakince karşımdaki sandalyeyi gösterip "gelip oturmak ister misin?" dedim. Sağolsun kırmadı beni, kalkıp geldi. Bir süre bakışıp gülmeye devam ettik.
Burnu, dudakları, sakalı sanki allah beni ne kadar öylesine yaratmışsa, onu da benim tam tersime her şeyiyle özene bezene yaratmıştı ve bana "al ye hayvan" diyordu. İçimden allah'a "şimdi kafedeyiz olmaz, başka bir yer de yerim" dedim ve piç'le konuşmaya başladık. Klasik nerelisin, ne bok yiyorsun muhabbetini bitirdik ve konuşacak bir şey kalmayınca muhabbetimiz gittikçe xxx'e doğru kaydı. Bi ara lakaplarımız konusuna değindik. Onun lakadı "ken"miş. Çünkü çocukluğundan bu yana bakımına, giyimine çok dikkat eden metroseksüel'in tekiymiş. büyüyünce de zaten homoseksüel olmuş. Ben de lakabımın  "tripod" olduğunu söyledim ve bunun üzerine kafeyi inleten bir kahkaha atıp "arkadaşların sikini ne zaman gördülerki?" dedi, bende "küçükken birbirimize zaten gösterip dururduk, büyüyünce de bana tripod dediler" diye ekledim :)

Güle oynaya 1 saat falan beraber oturduk ve sonra "kalkalım mı?" dedi. Zaten saatler yerinde durmadığı için bayaa geç olmuştu. Neden olmasın deyip beraber kalktık. Cadde de bir kaç tur attık. Biraz elledik birbirimizi, küçük bir kaç kaçak öpücük kondurduk kimsesiz kalmış dudaklarımıza. Kimsesiz diyorum çünkü ben Öküz Herif'den ayrılmıştım zaten, o ise 1 yıldır sadece işte yiyişmelik ilişkiler yaşıyormuş. Bunun dışında hayatında biri olsun istiyormuş ama ne olacağı, nasıl olacağı konusunda bir fikri yokmuş.
Cadde boyunca birbirimizin güzel yanlarını konuştuk, espriler yapıp güldük. Sonra bana gidelim mi demişti ve işte şimdi onun evinde onun yatağındaydık...

37 yaşındaymış. Tek çocuk olduğu için hep ailesiyle yaşamış ve ailesi şimdi diğer yakadaki evdelermiş. İşten yeni ayrılmış. 12 yıl boyunca aynı şirkette çalışmış ama şimdi kovulmuş ve bu aralar iş arıyormuş falan da filan. "Sen iş bulursun ya boş kalmazsın" dedim gülerek, o da "niye lan" dedi. "Eee bulursun, senin gibi adamlar bi yere kolay kapak atarlar" deyip soru sormasın diye hemen dudaklarına yapıştım. O an farkettimki aslında hiç de güzel öpüşmüyor. Üstelik o kadar kuru öpüşüyorki nerdeyse ağzına tükürmek zorunda kalıyorum. Oysa biz öküz herif'le yanak yanağa bile öpüşürken, birbirimizi adeta yıkardık. Ellerimiz de boş durmazdı hep bi yerlerimizde gezinirdi. Üstelik sevişirken de hep konuşurduk ve bu yüzden bazen sevişmelerimizi yarıda bırakıp kavga bile ettiğimiz olurdu. Oysa şimdi ben bu adam konuşmasın diye öpmeye kalkışıyorum ve üstelik öpüşmesini de beğenmiyorum.
Öpüşmesini beğenmiyorum falan diyorum ama, siklerimiz çoktan kalkmıştı. sonrası işte bildiğin porno film. Zaten anlatmaya gerek yok. Ama içine girerken farkettimki aslında ben şimdi altımda Öküz Herif olsun istiyorum. Sonra hemen boşaldım ve alelacele toparlanıp kusura bakma gitmek zorundayım deyip çıkıp eve döndüm.

Aradan bi kaç gün geçti, bi kaç defa mesaj attı falan. Cevap vermeyince umudu kesti. Sonra biriyle daha tanıştım aynı olaylar aynı flörtöz davranışlar derken onu benim eve getirdim. Kondomsuz gir içime diyince göbeğine patlayıp "hadi sende boşal" diyerek onu da parmaklayarak boşalttım ve sonra da "ya bi arkadaşım gelecek" deyip onu da gönderdim. Çünkü adamın kaşları falan aynı Öküz Herif'inki gibiydiler. Hele gülümsemesi, hele yanakları falan böyle sanki Öküz Herif'den ödünç alınmış gibilerdi. Adamı öperken Öküz Herif'i öptüğümü falan hayal ettiğim bile oldu.

Sonra biriyle daha yaptık, ama ıııh olmadı. Hepsinde Öküz Herif görür gibiydim. Sanki bundan sonra kiminle yatsam, kime dokunsam Öküz Herif'i görecekmişim gibi hissettim ve bir kaç gün sonra dayanamadım mesaj attım "bi yerde oturup biraz konuşalım mı?" diye, o da "konuşacak neyin varki?" diye yazdı ve başladı muhabbet. Aynı günün akşamında oturup sağdan soldan konuştuk ve birbirimizi özlediğimizi söyledik. Sonrasında da bir daha deneyelim deyip öpüşmeye başladık. İşte bir kaç gündür tekrar görüşüyoruz falan. Ne olacak bilmiyorum. bir de birbirimize söz verdik, asla birbirimizden habersiz bi bok yemiycez diye..

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Umarım bir daha asla aranız da bozulmaz öküz herif ile... çünkü kimle birlikte olsan onu görüyorsun. lakin bu da onu hala çok sevdiğini gösteriyor. Onu bırakma erkeğim..

Çağla*

Adsız dedi ki...

Peki okuz herif bu sraya giren 3 kisiyi bilecek mi ? Tresor

Aslısın dedi ki...

Daha ayrilik zamani gelmemis demek ki. Belki de bu sefer farkli olur kimbilir? Buna cok inanamasam da belki oyledir canim. Sen mutlu ol, gerisi teferruat.