Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

15 Eylül 2012

yaza yaza yaz bitti

Bu aralar "bloga düzgün şeyler yazıyım" diye, kendi kendime söylenirken, hepten yazı yazmayı unutmuşum amınakoyim. Böyle düşünmemin en büyük nedenlerinden biri de, sanırım deliler gibi kitap okumaya başladığımdan olsa gere. Çünkü dönip kendi yazdıklarımın bi boka da yaramadığını ve aslında bi boka yarayacak şeyleri de hiç bi zaman yazamayacağımı farkettim. Durum böyleyken de "amaaaaan koy götüne gitsin. böyle gelmiş böyle gider. sen boşver iyi yazıları, sen kendi kafana göre yaz gitsin" dedim ve o yüzden açtım blogu.

Hayır zaten bana ne bok oluyorsa, böyle güzel kitaplar okuyup "yaaa ben hiç bi bok bilmiyormuşum, ben hiç de böyle güzel şeyler yazamıyorum" diyorsam. Yani değil mi? Hayır yani seçici kurul yok karşımda veya yazdıklarımın onaylanmasını beklediğim kimse de yok. ee durum böyle olunca ne diye hala yazdıklarım için "öğğğ çok kötü ve çirkin şeyler yazıyorum" diye söyleniryorsam artık. Neyse işte, artık söylenmiycem ve inşallah yine böyle son sürat saçma sapan yazılarla sık sık yazmaya bakıcam.
Bide aslında, sonuç olarak yazdıkalrımın aslında hiç bi sike yaramıyor, olduğunu bilsemde, en azından bloga bir şeyler karalayarrak içimi döküyorum ve kendi psikanalizimi yapıp, rahatlıyorum ya, o bile yeter. Neyse işte dur yazmaya başladık zaten...

Öküz Herif'leydik az önce. Daha doğrusu burdaydı ve o evine gitti. O eve gidince de bende kendimi direkt bilgisayarın karşısında attım. Blogumdan haberi yok ve aslında olmasını da istemiyorum. Bu yüzden o burdayken pek bilgisayar açmıyorum. Bilgisayar açmayıp ne yapıyoruz derseniz, işte 3-4 posta sikişiyoruz, o aralarda bol bol muhabbet ediyoruz ve bu bol bol muhabbetlerde de kavga ediyoruz. Mesela sabah birbirimize girdik yine ve bi kaç yumruk salladık birbirimize. Gerçi ben onun yanında sağ bacağı gibi kaldığım için o bana kıyamayıp sert vurmuyor, ama ben valla allah yarattı demeden vuruyorum. Gerçi birazda onun karşısında ufak tefek kaldığım için onun vuramamasını suistimal edip, o vurmaya kıyamadıkça ben daha sert vuruyorum. Ama buna rağmen, o bana hiç sesini çıkarmıyor ve en sonunda dayanamadığında ise, beni altına alıp elimi kolumu tutup "hadi ne bok yiyeceksen şimdi ye" diyor. Sonra tabii bende biraz kıvranıyorum falan, ama bakıyorum olmuyo, küfürler falan ediyorum ve o da beni bırakıyor. Sonrasında ise bir kaç dakka konuşmuyoruz ve bi ara bi bakıyorum yine muhabbetin dibine vurmuşuz, kahkahalar ardı ardına patlıyor ve biz yatağa girip sevişmeye başlıuyoruz. Hayır bunlar normal ama yani, az önce kavga ediyorduk daha 6 dakika önce kavga edip ana avrat düz giden iki adam, 7inci dakikada nasıl olurda sevişmeye başlarla anlamıyorum. Neyse işte böyle tıkır mıkır gidiyoruz.

Aslında onda tahammül edemediğim bir çok şey de yok değil. Mesela beni kıskandırmaya çalışması falan. Allahım yarabbi bundan nefret ediyorum. Kocaman adamlar olduk hala birbirimizi kıskandırmaya çalışmak ne oluyor ulan. Ama yok o hala kıskandırma numaraları yapıyor ve ben de o anda patlıyorum. O ise sanıyorki ben onu kıskandığım için kızıyorum. Öküze yaptığının yanlış olduğunu da anlatamadım gitti gitti. Hayır "yapma" diyorum ama dinlemiyor. Hala "kıskançsın" deyip duruyor. Bende en sonunda "evet kıskancım. götünü başkalarına siktirmeni kıskanıyorum" deyip sertçe konuşup, kırıcı oluyorum. Sonra da "öfff" falan deyip konuyu değiştiriyorum. Aslında seviyor muyum, sevmiyor muyum bilmiyorum. Şimdiye kadar yatağa girdiğimizde ben hep ona sorardım "beni seviyor musun?" diye, ama bu aralar o soruyor. Taraflar değişti sanırım. Çünkü eskiden ben onun peşinde köpek gibi koştururdum ve o beni siklemediği için de inanılmaz duygusal çöküntüler yaşardım. Şimdi ise, o daha fazla bana ilgi göstermeye başladı ve bazen ona böyle sert sözler söylediğimde onun anlık duygusal çöküntüler  yaşadığını anlayabiliyorum. Anlamama rağmen ise siklemiyorum.

2 yorum:

Kelimelere Sadakat Enstitüsü dedi ki...

yani bence yaptığı çocukça olsa da kırma bence onu.Gerçi o böyle yaparak o da seni böyle yaptıkça kırıyor ama olsun.

bisexie dedi ki...

"Taraflar değişti sanırım. Çünkü eskiden ben onun peşinde köpek gibi koştururdum ve o beni siklemediği için de inanılmaz duygusal çöküntüler yaşardım. Şimdi ise, o daha fazla bana ilgi göstermeye başladı ve bazen ona böyle sert sözler söylediğimde onun anlık duygusal çöküntüler yaşadığını anlayabiliyorum. Anlamama rağmen ise siklemiyorum."

kısmını çaldım. blogumdasın gene 7484yıl sonra..