Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

22 Eylül 2012

hayat, aslında götümüze giren koca bir şemsiyeden ibaret

Çok fazla kırdı beni, elimden bir şey gelmediği için ben de her yanlız kaldığım anda oturup çok fazla üzüldüm. Alkol alan biri değilim. Zaten içmeyi de becerebilenlerden olamadım. Arada sırada eşi dostu kırmamak için midemin sokaklara taşmasına, böbreklerimin yer değiştirmesine, bol karın ağrısına rağmen bir-iki yudum alırım, ama kırmayacağım eş dost sayısı 2-3 olunca çok fazla alkol almadığımı anlıyorsun değil mi? Kahretsin neden bu cümleye girdimki, sonuçta çıkışı olmayan bir sokağa girmiş gibiyim ve arkamda da deli sikmiş gibi koşuşturan polisler varmış gibi bir his yaşıyorum şu an. Çünkü lanet olsunki bu cümleyi toparlayıp, bir önceki cümleye bağlamam lazım. Acaba bağlayınca içimdeki kırgınlığı yeterince anlatabilecek bir kaç cümle kurabilir miyim, onu düşünüyorum şimdi de.

Bugün oturup Öküz Herif için ne anlama geldiğimi uzun uzun düşündüm. Sonuç olarak ise, ben o'nun için sadece; evi olan ve bu yüzden, istediği zaman gelip yiyişilecek sıradan biri olduğumdan emin oldum.
Aslında birazcık zorlasam, o sıradanlıktan çıkıp, hoşlanabileceği; ama tüm hoşlanmasından sadece bir kaç santim öteye gidebilirim belki. Onun nedeni de sadece yarrağımın büyük olmasından dolayı. Yani yarrağım büyük olmasa, benden hoşlanmayacak da..
Aaa yarrağım büyük dedim de, uzun zamandır eve et alamıyorum, caba sikimi kesip yesem mi ne yapsam? Malum sikim olmayınca o da bana selam vermez, hayatımdan tamamen çıkıp gitmiş olur..

Durum böyleyken, onun için duygusal beklentilerimin hiçbir değeri yok. Bizimkisi; amaç'ın, bir an önce 4 duvar arasına girip sex yapmak olduğu bir ilişki. Sonuç ise;  kullanılmış bir kaç prezervatif içine sıkıştırılmış milyonlarca spermin çöpe atılmasından ibaret siktiriboktan bir insanlık hali...

Hem durum bu kadar açık bir şekilde ortadayken ne yapabilirim ki?
Olmuyor işte! birini sikerek veya kendini birilerine siktirerek seni sevmesini sağlayamıyorsun, birini sikerek sadece senin olmasını kabullendiremiyorsun, birini sırf o istedi diye siktiğin zaman, o da sana kayıtsız şartsız bir duygusal bağ içine girmiyor. Hayatın böyle bir şartı yok. Çünkü bazı insanların istediği tek şey götünün içine bir yarrağın girmesiyken, sen kalbinin içine girmeye çalışarak, yanlış at'a oynuyorsun. Durum böyle olunca da.... işte gerisini biliyorsun...

Olmuyor işte. Hem beş para etmez bu toplumumuz için sikişmek bir cezalandırma yöntemi iken, sana aşık olmasını bekleyerek onu sikmen koca bir aptallıktan başka bir şey değil. Siktiğin kişinin sana aşık olması için, önce toplumun "sikmek" kelimesine yüklediği o olumsuz havanın dağılması, şimdiye kadar yüklenilmiş tüm negatif anlamların yok edilmesi lazım.
Çünkü; seks'in, aşıklar tarafından yüklenilecek yeni anlamlara ihtiyacı var.. yoksa gerisi fasa fiso, gerisi sadece bir kaç kullanılmış prezervatif ve çöpe atılan milyonlarca sperm..

Sevilmeyi beklemek, en gereksiz işlerden biri oldu artık benim için. İleride birgün beni seveceğini umarak siktiğim son adam olacak o. Çünkü artık beni sevmeyeceğini kabullendim ya, canım sex yapmak da istemiyor. Mekanikleşen bir sikişin anlamsızlığı üzerine saatlerce konuşulabilir, sayfalarca yazı yazılabilir. Ama bu durum, mekanikleşen seks'in beş para etmediği gerçeğini değiştirmeyeceği için bu konuyu fazla uzatmaya gerek yok. Kısa kesmek lazım, tadı damakta kalmalı..

bide hani geçenlerde söylemiştim ya, beni öpmesini istiyıorum diye, hah işte olmadı. amcık beni 2 gün öptü üçüncü gün öpcük möpcük hak getire. hem adamın içinden gelmiyorsa, onu kulaklarından tutup, sürekli kendimi zorla öptüremem ya. İstemiyor işte naapıyım..
O sadece yatağa girdiğimizde öpüyor. Bense yatak dışında öpülmeyi önemsiyorum. Bu yatak dışındaki öpücükler onun için anlamsız ve önemsiz olsada, benim için çok önemli. hemde çok çok. Ama onun sikinde değil ve sanırım tüm yırtınmalarıma rağmen hiçbir zamanda sikinde olmayacak da..

Kaç gündür görüşmüyoruz. Sanırım 5gün oldu. Aradığında veya mesaj attığında cevap vermiyorum. Resmen ölü taklidi yapıyorum. ama ölmediğimi o da biliyor. Attığı son mesaj da "orda olduğunu biliyorum. Böyle yaparak ne yapmaya çalıştığını bilmiyorum" diyor. İşte öyle yani. Askıya aldım kendimi. Birazcık kenarda unutulmaya ihtiyacım var.

1 yorum:

huzur dedi ki...

Aylardir takip ediyorum blogunuzu. "Insanin icindeki kizginlik ve ofke demek ki boyle de islenebiliyor, kufur ve yogun cumlelerle.." diyorum. Belki bana dusmez; ama neden caninizi bu kadar acitiyorsunuz? Belki de sevmek bu olsa gerek... Umarim hakettiginiz ilgiyi size gosteren bir insan bulursunuz, her daim "yanaginiza" o cok istediginiz buseyi konduran..