Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

20 Ağustos 2012

iyi bayramlar.

Ve nihayet yalnız kalabildim. huh bu neydi ya. Benim gibi yalnızlığa bağımlı bir mutsuzlukla yaşamaya alışmış birine bu kadarı fazla. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü ben yalnız doğdum ve sadece yalnız yaşayabilirim. Yalnızken her ne kadar mutsuz olsamda, aslında o mutsuzluk gizli bir mutluluktan başka bir şey değil. Hele birde benim kendime göre düzensizlik içindeki o düzenimi düşününce; ıııhhh ben biriyle aynı evde yaşamaya gelemiyorum. Yani gelirim de, işte ara ara böyle patlamalarım olur ve karşımdakinin ağzına sıçarım.

Adam eve yerleştiğinden bu yana, evin düzenini eleştirip duruyor. Hani allahtan, evde de çok fazla da eşya yok, ama o buna rağmen nedense eleştirecek çok şey bulabiliyor.
Bide ben evdeki börtü böcekle yaşamaya alıştığımdan olsa gerek, o eve ilk geldiğinden bu yana her tarafa ilaç milaç bırakıp duruyor. Neymiş bu karıncalar insanın götüne girebilirlermiş. Oysa karıncalara karışmaya gerek yok, sadece yürürken önüne bakman yeterli. Üstelik yatağına geldiklerinde çarşafı balkonda silkelemen yeterli. Onlar dünyanın en zararsız canlılarıdır ve sanırım aynı zamanda yeryüzünün insana en son zarar verebilecek canlılarıdırlarda. Yani en azından 2 yıldır bu evdeyim ve hala canlıyım. Dediğim gibi sadece yürürken önüne bakman yeterli. Böylece hem canlarını yakmazsın, hem de zaten kimseye bi zararları yok, onları ortadan kaldırmaya değmez bile.

Öküz Herif sadece evdeki börtü böcekle değil, benimle de çok uğraşıyor. Neymiş efendim her sabah olmasa bile, en azından 2-3 günde bir traş olmam gerekirmiş. Üstelik giysilerimi ütüsüz giymeyi de bırakmalıymışım ve birde saçlarımı hep kısa tutmalışmışım. Tüm bunları söyleyip duruyor. ama bunlar sadece aklımda kalanlar. Aklımda kalmalarının nedeni de çok sık tekrar etmesi. Bunlar dışında, pencereyi ne zaman açıp, ne zaman kapatmam gerektiğini, dolaptaki turşuyu artık atmam gerekiğini, makarna için süzgeç almam gerektiğini ve daha milyonlarca konu hakkında ufak tefek cümleler. Ama ben tüm bunlara alışamam. Bunları yapamam. Çünkü bunlar küçüçük hayatımdaki en önemsiz ayrıntılar ve ben en önemsiz ayrıntıları sevmem. Çünkü ayrıntılar beni boğuyor. Hayat bu kadar kaba sabayken, ayrıntılara dikkat etmeye gerek yok. En azından kendi yaşantım ve yaşam alanımda. Yani ben böyle mutluyum, hemde çok.

Ama diğer bir konuda haklı. Konuda şu ki; ayaklarımda çok fena mantar var ve senelerdir de bi türlü gitmiyor ve ben her yatağa girdiğimde manyak bi şekilde kaşınmaya başlarlar. Bende ayak parmaklarımdan kan gelinceye kadar kaşıyıp dururum. Hem kaşıması çok tatlı oluyor, hem de bi sefer kaşımaya başlayınca tüm gece parmaklarınız istemsiz olarak ayak parmaklarınıza uzanıp duruyor. Durum böyle olunca, bana "senin yüzünden ayaklarıma mantar bulaştı" dedi ve başladık tartışmaya. Çünkü bu güne kadar beraber olduğum hiç kimse dönüp bana "ayaklarıma mantar bulaştırdın" demedi. Ama o böyle söyleyince tartışmaya başladık. Ertesi gün ise elinde bi kremle geldi. Her gün ayaklarıma sürmeliymişim falan da filan. Oysa ben bu mantarları askerliğimden bu yana taşıyorum. Bazen kaybolup aylar sonra tekrar ortaya çıksalarda genel anlamda beni hiç bırakmayacaklarını söyledim. Bir şey demedi ve sadece "tamam. sen yine de kullan bu kremi" demekle yetindi. Şimdi ise her gün her gün sürüp duruyorum. Bakalım ne olacak. İnşallah geçer gider bu mantar.
Aaa bak aklıma geldi. Askerdeyken bu ayağımdaki mantar götüme de sıçramıştı. Götüm araları pul pul atıyor ve götüm fena kaşınıyordu. En sonunda utana sıkıla revire gittiğimde, binbaşı olan doktora "arkam çok kaşınıyor" demiştim ve o da soyunmamı söylemişti. Bende utana sıkıla kamuflajımı çıkarmış ve doktor bana "eğil dediğinde eğilmiştim. O ilk eğildiğim anda çok utanmıştım. Sanırım bunun nedeni ibne olup olmadığını bilmediğim birinin yanında götümü açıp domalmamdı, ama sonra içimden "doktor lan bu, bunun yanında da domalmazsan kimin yanında domalacaksın" diye kendi kendime söylenip sakinleşmiştim. Sağolsun doktor da bana bu benzer bi krem vermişlerdi ama işe yaramamıştı. Sanırım en sonunda hap map kullanmaya başlamıştım. Gerçi haplardan birinin tadı acıydı ama diğerleri fena sayılmazdı.

Bir de o benimle yaşamaya başladığından bu yana evine gitmemişti. Yani evi zaten orda duruyordu gitmesine de gerek yoktu zaten. Hem biz ayrı evlerde oturup "seni seviyorum len" diye mesajlaşacağımıza aynı evde oturup "ananı sikerim piç" demeyi tercih ediyoruz. Böylesi daha güzel. Ya bide ben sanırım bazı anlarda "seni seviyorum"ların değersiz olduğuna inanıyorum. Mesela bana seni seviyorum diyeceğine, tut dudaklarımdan öp, gözlerime anlamlı anlamlı bakacağına, ellerimi sımsıkı tut, ne bileyim yani. Öyle romantik olmaya çalışacağına cidden romantik ol. Hem sevmiyorum öyle yapaylık taşan cümleleri. İçten bir küfrü, yapay bir seni seviyorum'a tercih ederim. İşte öyle yani.

Öküz Herif dün ailesiyle bayramlaşmaya gitti ve dün gece de gelmedi. Aslında iyi oldu. Sonuçta her gece her gece sex yapmaktan bıkmıştık. Sex dedim de; şimdi her gece bir iki dea yapmadan yatamıyoruz. Sabah uyandığımızda da direkt selam sabahdan önce dudaklarımız birleşiyor. Sevişe koklaşa giyinip çıkıyoruz ve işte tamda bu sürekli sexden olsa gerek, benim de canım yarrak istemeye başladı. Hani tamam 69 yapıyoruz veya bazen onun sikini ağzıma atıp çiğ etmiş gibi dakikalarca çiğniyorum ama bundan daha fazlasını istemeye başladım. Aslında daha önceleri de istiyordum. Ama karşımda beni değil de sikimi veya götümü yalnız seven biri olunca, bende bu tür olaylardan geri kalıyordum ve hep "ıııhhh olmaz" deyip inada bindirerek karşımdakine siktir çekiyordum. Şimdiyse Öküz Herif'in beni sevidğinden bu kadar eminken "götünü siktirmenin tam zamanı" dedim ve bi kaç gecedir beni sikmesi için yalvarıp duruyorum. ama nedense arkama geçtiği anda yarrağı pipiye dönüşüveriyor. Beni sikmeye kıyamadığından mıdır nedir bilmiorum ama, beni bi türlü sikemiyor. Oysa ben bi gün muhakkak götümü siktireceğimi adım gibi biliyorum ve ilk beni sikecek kişinin de beni seven kişi olmasını istiyorum. Yani öküz herif olsun. Zaten beni bu dünyada ondan daha çok seven birinin daha karşıma çıkacağını hiç sanmıyorum. Hem her şey bu kadar netleşmişken şu, postu deldirme işlemini de yapmalıyız. .
Ama dedim ya o sikemiyor.

Aslında sikemiyor değil, sanırım sikmek istemiyor. Çünkü dün beni sikmesi için çok zorladım ve o da sadece parmağını tükürükleyip götüme sokmaya çalıştı. höhhh o neydi öyle. Parmağı götüme girdiği anda çığlığı bastım. Yani tamam ağrıyacağını tahmin etmiştim ama küçücük bi parmak bu kadar ağrıtmazdı her halde? Ben bağırıp "ya senin götünde bu kadar ağrıyor mu?" dedim o ise "aslında bu kadar abartma, fazla ağrımaz. ama sen kendini çok kastığın için biraz acımış olabilir. hem beni düşün, sen küçük bir parmak için canım bu kadar yanıyor derken, bide senin yarrağın benim götüme girdiğinde ne hissetiğimi anla" dedi. Aslında bunda haklıydı. Sonuçta karşımdakinin canının yanıp yanmadığını çok iplemiyorum sanırım. Ama söz verdim kendime. Bundan sonra ipliycem ve sanırım götümü siktirme, postu deldirme işlemlerini başka bahara saklıycam. Hem insan illa sevdiği kişiye götünü siktirmek zorunda değilki, diii mi?
Hem hazır o da beni sikmek istemiyorken, çok da üsteleyip can sikmanın bi anlamı da yok.
(ya başlık ve yazı alakasız, ama yani bi şekilde iyi bayramlar diyebilmeiliydim diii mi?)

3 yorum:

balçık dedi ki...

practise makes it perfect diye bir laf var.. bilir misin? :)

arka taraf nasil olur bilmem ama, benim vajinam acilmamak istiyordu - en basta. sonrasinda hep guzellikler:)

BiGay dedi ki...

Karınca ve börtü böcek konusunda sana çok katılıyorum.. Yani karıncaya bile zehir konur mu ya?

bir de mantar konusu önemli, çok bulaşıcıdır, gerçekten adamın ayağına geçerse üzülürsün hem.. bence de sen direkt doktora git.. çok önemli bir konu bu. hatta ayaklarını sildiğin havluyu filan ayır, dikkat et, ayrı yıka gibi önemli kurallar var..

ayrıca kasma kendini, ya da kasmamayı öğren :) bak çok zevkli olacak hıhıhı

özge dedi ki...

sevgili hayat erkeği penetre olmak isteğinin karşılık bulamamasının sebebini sevgilinin ilişkide etken taraf olmak istememesine bağladım. senin tabirinle " arkana geçtiğinde penisinin pipiye dönüşmesinin" başka bir izahı yok. kıyamama hadisesi diye bir şey de olamaz çocuk değilsiniz 2 yetişkin bireysiniz... sevgilinin sekse yüklediği anlamları az çok kafamda anlamlandırdığımdan kıyamama gibi çocukluklar yapacağını sanmıyorum.

mantar konusunda sonuna kadar haklı. bu sağlık sorununu elinden geldiğince yenmenin yollarını bulmalısın. artık tek başına değilsin ona karşı sağlık konusunda sorumlulukların var.

evi paylaşmak çok zor. ben ilişkilerde arada uzaklaşma taraftarıyım. evlilik düşüncesine bu sebeple olumlu bakmıyorum. iki insan birbirini çok seviyorsa bu sözleşme imzalanabilir. ama bu sözleşmenin şartları toplumun genelinin anladığı gibi onu anlamlandırdığı gibi olmayabilir. neyse sonra konuşuruz belki konu olursa ...

arada uzaklaşın hep dip dibe olmayın arada kendi evinde de kalsın. uzun süreli ilişkilerin sırrı biraz da bu sevgili hayat erkeği. özlemek yani...