Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

16 Ağustos 2012

dırdırdırdırdırdırdırdırdırdırdır

İşte Öküz Herif'le aynı evde yaşıyoruz artık. Ne oldu? hiç bi sikim farkı yok. Sadece kavgalarımız azaldı ve nerdeyse kavga etmiyor gibiyiz. Bu durum; iyi mi, kötü mü bilmiyorum. Sadece eskiye nazaran daha az kavga ediyoruz o kadar.
Bide benim eve daha tam alışamadı sanırım. Gerçi evde de alışacak bir şey de yok ya neyse.
İki koltuk bi masa, 2 sandalye, perdeler, halılar falan filan. Alışmayacak ne varki? Eşyalar insanlar gibi değildir. Onlar alışılabilecek en kolay şeylerdir. Çünkü onlar sen müdahale etmedikçe hiç değişmezler. Ama insanlar öyle mi? Sussan, değişirler, konuşsan değişirler.
Yani insanlar sürekli değişirler. Hatta değişmek için bahane ararlar. Çünkü insanlar eşya değil. Çünkü insanlar büyüdükçe, ölüm korkusu sarar dört bir yanlarını ve bu yüzden sadece kendilerini düşünmeye başlarlar. Sadece kendileri için, sadece kendi doğrularını başkalarına dayatmak için yaşamaya başlarlar.

İşte biz de öyleyiz. Mesela sevişmeye başlıyoruz, o ağzını kocaman kocaman açıyor. Hatta ağzını azıcık daha açsa içine düşcem. Zaten burun murun bir şey bırakmıyor her tarafımı yalıyor. Bi ara fırsatını bulup da nefes almaya kalkıştığımda, burnumdan onun tükrükleri eşliğinde balonlar çıkıyor. İşte bu kadar tükrüklü ve kocaman öpüşüyor. Sevgisini ifade ediş tarzı böyle. Bense sevişirken kendime göre normalim. Ufak ufak öpüşmeyi, tükrüksüz bir şekilde sevişmeyi seviyorum. Taki işler kızışıncaya dek. Ama o tam aksi. Her şeyin ıslak olanından yana. Bense kuru kuru seviyorum.

Anlaşamadığımız tek şey bu değil, mesela ben boşaldıktan hemen sonra uyuya kalıyorum, o ise bana küfürler etmekle meşgul oluyor. Dün gece yine boşaldıkta sonra, altında uyuya kalırken, o "çok bencilsin çok, beni hiç düşünmüyorsun" falan demekle meşguldü. "tamam ya, dur biraz dinleneyim kalkıp sikerek boşaltıcam seni" dedim ve o anda kendimden geçmişim. Sabah bi uyandım, sevişiyoruz "allam yoksa geceden bu yana sevişiyor muyuz?" diye kendi kendime sorarken, bi baktım onunda gözlerinde çapaklar, azğının kenarından geceden kalma kurumuş salyalar var. Rahatlayıp kurumuş salyalarını dilimle temizlerken tam uyandım ve uyanmamla onun sinirlenmesi bir oldu. Neymiş; ben gece uyuya kalmışım da, falan da filan da. Uzattı da uzattı. Ayy allahım sus biraz sus. Sabah sabah kavga edecek enerjiyi nerden buluyorsun be adam, bi dur kendine gel amcık.
Ama yok saydırdı da saydırdı. Tabi o saydırdıkça, o daha ateşli küfürler ettikçe bende daha bi uyandım ve o anda kavga ederek sevişip onu boşalttım, sonra da piç götünü dönüp uyuma numarası yaptı. Lan ibneye bak, daha sabahın köründe, benden dün gecenin hıncını çıkarıyor. 

Götünü dönüp yattıktan sonra, biraz uğraştım ettim ama sonuç olarak ne yaptıysam vermedi de. Bende götüne sürtünüp arada meme uçlarını sıkıp omzunu dişleye dişleye boşaldım ve sonra da kalkıp banyoya girdik. Temiz temiz yıkandık giyindik ve "kahvaltı ister misin?" diye sordum, o ise "ben oruç tutucam" dedi. "Lan neyin orucunu tutuyorsun, az önce sikiştik, tutacağın oruç kabul olmaz ki?" dediysem de dinlemedi beni. Gerçi doğrusu kabul olur mu olmaz mı onu da bilmiyorum. Bu konuyla ilgili ezbere konuşmaktansa, öğrenmek de iyi olacak. Bi ara bu konuyu derinlemesine araştırayım.
Neyse, beyimiz bugün oruç tutacak. Bense kırdım yumurtayı, doğradım sucuğu, doğradım domatesi attım hepsini tavaya ve kendime güzel bi kahvaltı ziyafeti çektim.

Kahvaltıdan sonra yine kavga ederek, arabaya bindik. yol üstünde beni durağa bıraktı ve durağa gelinceye kadar da kavga edip durduk. Neymiş efendim gece onu yüzüstü bırakıp uyumuşum. dır dır dır. Yemin ederim sikse beni daha iyi olurdu, resmen işkence gibiydi. "Ama ne yapıyım canım benim, valla boşaldıktan sonra dünya sikimde olmuyor" dediysem de dinlemedi beni. Neyse bi kaç gün daha böyle dırdır eder, zaten sonra da ben bi şekilde gönlünü alırım ehuehu

3 yorum:

İçimdekigay dedi ki...

Dırdır olduğuna göre Her şey yolunda sorun yok o zaman.

Adsız dedi ki...

Sex mi yapıyorsun...

Leylek dedi ki...

Alakasız olacak da şöyle bişey gördüm belki ilgini çeker, görmek için üye olman gerekebilir:

http://www.morhipo.com/kampanya/detay/2253612/7873/pop-art-design-kanvas-tablo-vip-75-canvas-tablo-saat