Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

25 Ağustos 2012

başlıksız yazı

Bu aralar Öküz Herif'le çok fazla aşna fişneydik. O bendeyken genelde nete falan giremiyordum, çünkü ya sevişiyorduk, ya da yanyana uzanıp saçma sapan bir konu hakkında saatlerce konuşuyorduk. Bazen bilgisayarı açacak gibi oluyordum ve o "öffff tamam tamam, hadi aç amına koyim" diyordu. Sonra bende bilgisayarı açıp Avrupa Yakası'nı izlemeye başlıyordum. O da bana arkadan sarılıyordu ve pipisi götüme dayanmışken kendimi daha güvende hissettiğim için olsa gerek saatlerce bu şekilde avrupa yakası'nın 1-2 bölümünü üst üste izleyip duruyorduk. Sonrası malum işte sevişe koklaşa huzurlu bi şekilde uyuya kalmış oluyorduk. Ta ki saatin alarmı çalana dek, taki rüyalarımızdan uyanıp beş para etmez insanlarla dolu işyerlerimize gitmek için kalkana dek...

Genelde dışarı çıkmamak gibi bir huy da edinmiştik, nasılsa dışarda yiyecek bir bok yok, evde yanyana bir şekilde, yüzyüze bakarak uzanıp bakışmak, dışarda gezinmekten iyiydi. Ama işte artık bende sık kalmıyor. Sanırım yarağa doydu, yada bana. Çünkü artık 2-3 günde bir bende kalıyor. Ama yine eskisi gibi sık yazışıyoruz. ama ama ama (ben yazışmaktan bıktım)

Ayaklarımdaki mantar için getirdiği kremi düzenli kullanıyorum. Bir fark yok gibi. Yalnız buna rağmen ayaklarımın kaşıntısı durdu, ya da ben kaşımadığım için onlarda kaşınmıyorlar. Zaten ona göre bu mantar geçmezmiş benden. Çünkü ben pisliğin tekiymişim ve bu evde ölmeden nasıl yaşadığım hakkında da bi fikri yokmuş. Ama işte yaşıyorum ve zaten bana bir şey olmaz. Hem hayat çok ciddiye alınmaya değmez. İyi veya kötü; yaşa gitsin amına koyim.

Şu an yine evde yalnızım ve bu sikindirik satırları yazıyorum. Öküz Herif az önce işe gitti. dün gece bende kalmıştı. Her şey, her zamanki gibi alışılmış sıradan bir güzellikteydi. Artık çok fazla seks yapmıyoruz. Gecede 1-2 defa yapıyoruz o kadar. Birde sabah ereksiyonumuz sırasında artık mecburileşen bir oral seksimiz var.
Seksi falan siktir edin de; bence öpüşmek her şeye yeter. Çünkü öpüşmek çok masumca, çok fazla anlamlı ve belki sik kadar küçük bi çocukken hiç öpülmediğimden olsa gerek; öpüşmek nedense bende anlamını hiç yitirmiyor ve yitirmeyecek de. Keşke yanaklarım hep öpülse, sağa sola çekiştirilse..

Hiç yorum yok: