Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

12 Temmuz 2012

Sıradakiii..

Hayat; başrolünde kendimizin olduğu, ne zaman biteceği bilinmeyen uzun metrajlı bi filmin, iyi çekilemeyen sahnesinin tekrarlarından ibaret. Tüm başarısızlıklara rağmen, aynı sahneyi her defasında farklı mekanlarda, farklı oyuncularla deneyip duruyoruz.
Aynı sahneyi farklı insanlarla, farklı mekanlarda çekersek bu sefer daha iyi olacak, bu sefer başarıcaz sanıyoruz. Oysa öyle olmayacak, bunu çok iyi biliyoruz. Çünkü tüm tekrarlarımız, kokusuna çoktaaan alışmış olduğumuz büyük bir sıçışla noktalanıyor. Hepimiz bunun farkındayız. Ama buna rağmen yine de büyük bir umutla yaşamaya devam ediyoruz.
Oysa "umut" denilen şey, insanın sadece amına koyuyor. İşte bunu da bi türlü anlamıyoruz..

Aynı şeyi yaptım. Dün öküz herif'le mesajlaşırken bana "hafta sonu tatile gidelim mi?" diye sordu, bende "olabilir, ama önce hesabıma bakmam lazım" dedim, o ise "senden para isteyen oldu mu?" deyiverdi. Bende onun bu cevabı karşısında şaşırdım ve şaşırdığım için o an bi şey de diyemedim. Hem tatile gidelim mi derken, paranı ben ödiyim demek mi olur bu? Kim bunu böyle anlarki?
Neyse işte, zaten onunla bi yerlere falan gittiğimizde, her ne kadar bazen arada bi birbirimize ufak tefek şeyler ısmarlasak da, genel olarak herkes kendi hesabını öder. Yani en azından bi yerlere gittiğimizde şartları eşitlemeye çalışırım. Buna dikkat etmek zorundayım. Hem benim yediğim içtiğimi neden başkası ödesinki? O da parayı kolay kazanmıyor, bende. Bu yüzden herkes kendi hayat standartlarında yaşamalı. Gittiği restorantta yiyemeyeceği yarrağı, sipariş etmemeli.
Herkesle olduğu gibi, onunla olan ilişkimizde de; birbirimizi sevsek bile buna dikkat ediyordum ve bu yüzden tatil teklifini şaşkınlıkla "tamam. biraz düşüneyim" diye cevaplayıp düşünmeye başladım. Sonra bol bol düşündüm ve onunla, tatil konusunun sorun olmayacağını, belki de gerçekten adamın içinden geldiği için, bu teklifi yaptığını düşündüm. Yani sonuçta aylardır tanışıyoruz ve küçük bir jest yapmak istemiştir falan diye düşündüm. Ama hani tatil dediğin de, ufak tefek bi şey gibi değildi. Ya da en azından şimdilik bana göre biraz tuzluydu.
Hem o da sırf, ben ona "..ama önce hesabıma bakmam lazım" dediğim için "senden para isteyen oldu mu?" demiş olabilirdi. Bu yüzden ben de iyice düşündüm taşındım ve kendimi ikna ettikten sonra (yaklaşık 4 saat sonra) ona "tamam. hafta sonu gidelim" dedim, o ise "ben planımı yaptım, haftasonu Bulgaristan'a gidiyorum" dedi. Bende o an mallaştım ve elim ayağım birbirine girdi.

Ne demek şimdi bu. Az önce "senden para isteyen oldu mu?" diye çıkışan adam, ben "tamam gidelim" dedikten sonra niye böyle söylüyorki? yoksa dalga mı geçiyor, yoksa beni denedi mi, yoksa yoksa ve aklıma gelen daha milyonlarca şey.
Sonra bende sakince "ok. sen benimle böyle dalga geçmeye devam et. şimdiden iyi tatiller" dedim, o ise "üff ne biçim konuşuyorsun. konuşmana dikkat et" deyince, ben de "dikkat edilecek bir şey yok, bana "tatile gel" diyorsun "tamam, gelirim" diyorum ve ben sana "tamam gelirim" dedikten sonra, sen kalkıp "ben planımı yaptım, bulgaristan'a gidiyorum" diyorsun, önce "benimle tatile gel" deyip, sonrada "ben bulgaristan'a gitmeye karar verdim" dediğin için de benimle dalga geçtiğini düşünüyorum" dedim ve başladık uzun uzun yazışmaya. Yazışma boyunca da beni suçlayıp durdu, vay neymiş de ben dengesizmişim de, hep böyle yapıyor muşum da falan da filan da, vay hayat zaten boktanmış da, ben neden güzel geçen günün içine sıçıyomuşum da... daha neler neler.

Bi an durup "ananın amına kadar yolun var, git gidebildiğin" kadar diyecektim ki, kendimi tutup mantıklı bi şekilde tartışmaya çalıştım:

"hayatın boktansa, şunu bil ki herkesin hayatı boktan. mutsuzsan bil ki herkes mutsuz. kimse bir diğerinden, daha çok mutlu veya daha az mutsuz değil. herkes aynı hayatı yaşıyor ve o yüzden hayat, herkes için aynı derecede boklukta. yani şartlar eşit.
çalışma şartlarım, sorumluluklarım seninkilerinden daha az diye, çok mu mutluyum sanıyorsun. tek başıma yaşadığım için eve gidince kavga edecek kimse olmadığı için sorunlarım yok mu sanıyorsun. ne sanıyorsun ha?
başıma buyruk yaşıyorum diye "senden daha çok mu mutluyum" sanıyorsun? sana sorunlarımı anlatmıyorum diye, bu; mutlu olduğum anlamına mı geliyor?
ne istiyorsun benden. kalkıp bir de "hayat zaten boktan, bir de sen sıçma günüme diyorsun" ulan burda sıçan biri varsa, o da senden başkası değil.
benimle dalga geçiyorsun ve ben bunu söyleyince de "konuşmana dikkat et" diyorsun. dikkat edilecek ne var lan, ne söyledim?
madem dikkat etmem gereken bir konuşma var, o zaman sen dikkat et, ne diye durup dururken tatil teklif edip, ben kabul ettikten sonra da "ben başka plan yaptım" diyorsun. bu dalga geçmek değil mi? sen sırf tatile gidelim dediğin için kafamın içine, ikimizin olduğu tatil kareleri yerleşti, içim bi hoş oldu, mutlu oldum ve sana döndüm, sen ise "plan yaptım bulgaristana gidiyorum" diyorsun. ananın amına git. tamam mı orospuçocu. ananın ammına git.
geçen gün de aynısını yaptın. seni 6 saat bekledim ama sen geldikten 15 dakika sonra "yorgunum" deyip, kalktın gittin. oysa ben seninle zaman geçiricez diye 6 saat bekledim ulan, 6 saat.
6 saate karşılık bana ayırdığın hepi topu zaman dilimi 15 dakika bile değildi. sen gittikten sonra ne kadar ağladığımı biliyor musun? ha sana söylemedim diye, bi sorun yok mu sanıyorsun. işte görüyorsun, ağzıma sıçıp sıçıp "hayat zaten boktan" diye söylenen sensin. hayatına sokıyım. sen yalnız mı yaşıyorsun hayatta? koca dünyada tek mutsuz olan sen misin sanıyorsun?
çok bencilsin çok. sadece kendini düşünüyorsun. sadece sen mutsuzsun sanıyorsun. oysa öyle değil. dünya senin gibi mutsuz milyarlarca insanla dolu. ama kimse mutsuzluğunu bir diğerine "hey ben mutsuzum bana karışma" diye bahane edip, bencil bir şekilde oraya buraya kaçmıyor.
sen bencilsin. sadece kendinin mutsuz olduğunu düşünebilecek kadar büyük, kibirli bi bencilsin."
falan filan gibi cümleler kurdum ve o ise "ben bencil değilim" dedi. sonra baktım, çok yazmışım ve ben ne kadar yazarsam yazayım o kendi mutsuzluğuna odaklanmışken, benimki ona koca bi hiç olarak yalnız görünecekti, bende sustum ve sonra "saçma sapan bir muhabbet çindeyiz. lütfen bi daha birbirimizi rahatsız etmeyelim" dedim.
 O ise önceki sefer gibi yine "bu son söylediğini gel yüzüme söyle. burdan yazmakla olmaz" dedi, bende "tamam. iş çıkışı buluşalım, yüzüne söyliyim" dedim, o ise bunun üstüne yüzsüz bi şekilde "akşam işim var" dedi, bende yine "siktir git o zaman. yüzüne söylememi bekleme" dedim.

Geçen sefer de ben ona "seni seviyorum" diyordum, o ise "başkalarıyla yanımda buluşup, bana göstermediği sıcaklığı onlara gösteriyordu" ve ben de en sonunda dayanamayıp "seni tanıdığıma çok sevindim. hayatında başarılar dilerim" demiştim ve öyle bitirmeme rağmen, çok sonra biz yine arkadaş gibi görüşmeye falan başlamıştık ve işte bu güne kadar gelmiştik.
Şimdi tekrar ben ona "hayatında başarılar dilerim" dediğimi düşününce, sanki büyük bi aptallık yapmışım gibime geliyor. Ama bunlara rağmen telefonunu sildim, facebooktan sildim her yerden sildim ve blocklayıp "bi daha birbirimizi rahatsız etmeyelim" dedim bile..

Şimdi onu düşününce bile orospuçocuğu beni inanılmaz sinir ediyo. Sinirden onu gördüğüm ilk yerde tutup, ağzını yüzünü sikesim geliyo.
"sinirden onu gördüğüm yerde ağzını yüzünü sikesim geliyor" dedimya, ee ulan insan sevdiği kişinin de ağzını yüzünü sikiyorsa bu ne demek oluyo şimdi?
Bence "sevgi" ve "nefret" arasında derin bir bağ var ve sadece yoğun anlarda ortaya çıkıyor. Tıpkı şu an ortaya çıkmış olduğu gibi.

Neyse işte, aslında uzatmaya gerek yok. O "sadece kendisinin mutsuz olduğunu düşünebilecek kadar bencil" biriyken ve kendisine bile zaman ayıramazken, bana zaman ayırmasını bekleyip, üstüne üstlük bide beni sevmesini beklemek büyük bi aptallıktı zaten. Onunla olmuyor, olmayacak. Bu yüzden zorlamanın bi anlamı yok. En iyisi yeni bir sayfa daha açmak ve sıradakine "gel gel" yapmak..

7 yorum:

Aslısın dedi ki...

Ders alana kadar tekrarlari yasiyoruz canimin ici. Uzulmene kiyamiyorum, sevgini hak etmeyen birine verebilirsin ama geri almayi da bilmelisin. Belki bu sefer bu son vedadir.

çikolatalı gay dedi ki...

kendini bu kadar yıpraatma bırak o yıpransın dicem ama öküz herif kendine toz kondurmuyo bence ''sıradakine gel gel'' yap

İçimdekigay dedi ki...

Canım benim,şahsi fikrimi paylaşmak istiyorum iznin olursa; bu ve bunun gibi adamları düdüklemen gerekir. Bir söz vardır: ''seven sikilir siken kıymete biner!'' şahsen senin adamı düşünerek söylemedim.Başkalarının erkek arakdaşına ne olursa olsun laf söylemek haddimi aşıyorum demek olur... Benimde hayatım'da böyle biri vardı. Yazını okuynca hani demişsin ya ''ağzını yüzünü sikesim geldi'' hah aynen öyle ayrıldığım adamın azını yüzünü sikesim geldi yemin ederim.

İçimdekigay dedi ki...

İzninle şahsi fikrimi paylaşmak istiyorum...''seven sikilir siken kıymete biner! '' Benimde böyle bir erkek arakdaşım olmuştu hani demişsin ya ''ağzını yüzünü sikesim geliyor'' hah aynen öyle...

beygirniyazi dedi ki...

benim anlamadığım senin bu "sevgili"lerin bu blogu okumuyor mu? bu adam adının öküzherif olduğunu biliyor mu?

Hayat_Erkegi dedi ki...

@aslısın bu son artık son. bu defa cidden son.

@çikolatalıgay :(

@içimdekigay onun ağzını yüzünü siksen, ohh çok şükür der. hiçbir şey yapmamak daha iyi olacak.

@beygirniyazi ona öküz herif diyorum, ama blogumdan haberi yok. daha öncekilerin vardı, onlar hakkında yazdığım zaman, hep söylüyordum. ama bunun haberi yok. zaten söylemeyi de artık gereksiz buluyorum.

Biri İşte... dedi ki...

Ne kadar çok isterdim seni tanımayı ...