Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

23 Temmuz 2012

Savaşma seviş benle, hayata karış benle

Ben; akıllanmaz bi aptal, tükürdüğünü yalamakta usta, hatta tükürdüğünü değil lan, sıçtığını yalamakta ustayım. Yani şimdi bunları niye dedim dersen, şey için dedim, şeyyyy ıııııımmm biz öküz herif'le yine barıştık. Aslında barıştık demek basit kaldı. Çünkü öncesinde baya kavga gürültü ettik. Kavga esnasında  anladım; meğer ne çok şey biriktirmişiz içimizde, meğer ne çok nefret ediyormuşuz birbirimizden, meğer ne çok hatalarımız varmış ve biz o an dile getirmek yerine, meğer içimizde ne çok yanlışlarımızı biriktirmişiz.

Meğer biz birbirimize karşı her zaman dürüstüz dedikçe, meğer ne çok gizlenip saklanmışız.
Meğer sürekli konuştuğumuzu, gevezelik ettiğimizi sanırken, ne kadar da çok susmuşuz, meğer ne kadar da çok birbirimizin canını yakacak cümleler birikmiş ağzımızda.
Meğer kelimelerimizi, can yakacak şekilde ne kadarda özenle seçip bileylemişiz.
Meğer ne kadar da gizli gizli nefret etmişiz birbirimizden.

Kavga esnasında anladım; onunla birbirimizi daha iyi anlamak için, yapmamız gereken tek şey sadece dilimizle canımızı yakmamızmış ve biz, meğer birbirimizin canını yakmak için ne kadar çok beklemişiz, birbirimizden habersiz ne kadar da büyük bi hevesle ilk fırsatı kollamışız..

İşte böyle. Ağzımız açılır açılmaz küfürleşmeye başladık "orospuçocuğunun tekisin. anan ammına gitmiştin, şimdi ne diye bana geldin. Ne diye benimle oynuyorsun, ne yaptım ben sana? haaa söyle. Ulan köpek gibi peşindeyim diye bana böyle davranıyorsun değil mi? Haklısın ama ne yapıyım işte sikiyim ecdadımı, sikiyim her bi şeyimi. elimde değil, ne yapıyım. Ben istemez miyim seni hiç siklememeyi, seni hiç takmamayı. ha ben istemez miyim sanıyorsun. ne sanıyorsunki? Canımın yanmasından, canımı yakmandan zevk mi alıyorum sanıyorsun. Ne yani ağzıma sıç diye her defasında bilerek mi ağzımı dayıyorum götüne. Söyle!! niye bana böyle davranıyorsun, niye benimle oynuyorsun? Ulan ben seni üzmekten bile korkarken, sen beni niye kırıp döküyorsun???"

Birbirimize olan nefretimizi, en sivri kelimeleri bir araya getirip kurduğumuz cümlelerle ruhlarımıza zerk ettikten, gözlerimizi birbirimizden yeterince kaçırmaktan yorulduktan sonra, yani konuşulacak hiçbir şey kalmayınca sustuk ve sahilde oturup dalgalarla beraber gidip gelmeye başladık. Sahile vuran her dalga yok olduğunu bilmeden bi öncekileri sahile taşırken, öküz herif'de biraz daha yanıma sokuldu ve kalabalığa aldırmadan sarıldı bana. O sarılınca bende kendimi koyverdim. Çünkü konuşmak, bağırıp çağırmak, küfürleşmek yetmiyormuş, bakışmak yetmiyormuş, gözlerinin içine bakıp gülümsemek yetmiyormuş. Meğer insana aslında yeten tek şey; yalnız olmadığını, herhangi biri tarafından umursanıldığını bilmekmiş..

O bana sarılınca, sanki bana sarılmasını bekliyormuşum gibi koyverdim kendimi, sanki "işte bunu yapacaktın öküz herif, ne diye konuşmakla zamanımızı harcadık ki, ne diye sabahtan bu yana canlarımızı yakmak için dilimizle kurşun sıkıyoruzki birbirimize, ne diye kelimelerden kocaman duvarlar ördük az önce, ne gerek vardıki az önceki o ucuz sözlere? işte bu kadardı, sadece sarılacaktın, ya da sarılacaktık. ama hayır suçlu sensin. sadece sarılacaktın ve konuşmamıza gerek kalmayacaktı" dercesine koyverdim kendimi.
Ama dur! o da suçlu değildi, bende. Aslında iyisi mi bir suçlu aramaya gerek yok. İşte böyle koyvermek lazım.
Hem kalkık götlü bir şekilde, elinde baltayla suçlu aramaya ne gerek varki? Hem suçlu aranmaya kalkışılınca, asıl suçunun insanın ta kendisi olduğunu bilmeden, muhakkak bi suçlu bulunulurdu. İyisi mi suçlu aramak yerine; her şeyi siktir edip, daha önce kaldığın yerden hiçbi şey olmamış gibi devam etmek..

Ben kendimi koyverince, o da bana daha bi sıkı sarıldı, daha bi sıktı beni ve bi kaç saniye sonra da sikim hafifçe kalkmaya başladı. Sonra ben bi an geri çekilip "ya bugün oruç'luyum, lütfen fazla sarılmayalım yoksa orucum bozulacak" dedim ve o "salak" diye söylenip güldü.
Ben de tam oruç tutacak günü bulmuştum. Gerçi o da oruçluymuş. Onun ailesi de, ona orucu bir ibadet olarak değil de, bir gelenekmiş gibi öğretmiş ve o da geleneklerden birine uyuyordu.

Neyse yani barıştık, ama tabiri caizse birbirimizin ağzına da sıçtık ve sıçtıktan sonra da, bende bi rahatlama, bi gevşeme oluştu ki anlatamam. Onun bana o tatil şeysini yapmasının nedeni de tamamen bilinçsizceymiş. Yani benden geç cevap alınca, o da planlamasını yapmış ve iş yoğunluğu esnasında da bana söyleyememiş. O söylemeyip ben "tamam gidelim" diyince de olay gümlemişti. Neyse işte böyle falan yani. İşte konuştuk ve o "yemin billah, kuran çarpsın" falan deyip "ulan manyak bunca aydır beraberiz, bunca yaşadığımız şeyi bi anda silelim öylemi? basit mi lan öyle silip bi kenara atmak, hiç yaşanılmamış gibi geride bırakmak. ne bu lan çocuk oyuncağı mı? seni seviyorum lan sadece bunu düşün" deyince bende affettim. Aslında affetmek değildi. Hem ben kim oluyorumki affedeyim. Affetmek kelimesi, insanın kendi götünü kaldıran siktiri boktan bir şey. Affetmek değil bu, bu başka bir şey.
Ama bu sefer kendimden anladığım tek şey şu oldu; şu görüşemediğimiz, konuşamadığımız 8gün boyunca, ben sadece onunla tekrar eskisi gibi olmak için bi bahane arıyormuşum. Bunu şimdi daha iyi anladım.

11 yorum:

özge dedi ki...

sevgili hayat erkeği koca bir bebeksin söylemiş miydim ?

çikolatalı gay dedi ki...

hayat mutlu olamamk için çok kısa koyver gitsin bencede

NarÇelen dedi ki...

kavga edebilmek kadar büyük bi nimet var mıdır?
sen bağır çağır, saçını başını yol, adam sakince susup otursun.
bi de böylesini düşünsene.
ağzınıza sağlık.
kıymetini bilin kavga edebilmenin :)

düş gezgini dedi ki...

iyi bok yedin, aferin. inşallah bu sefer daha mutlu olursunuz. :)

Gay Panda dedi ki...

yavrum kavga da ayrılık da sevdaya dahildir der çalıntı cümleyle ortalığı kavururum :D bi dahaki sefere bu kadar bekleyip de dolup taşıp birbirinizi üzmeyin. öncesinde konuşun bazı şeyleri problem olan ne varsa. neyse yavrum iyi iyi güzel güzel sevin birbirinizi ;)

beygirniyazi dedi ki...

dost acı söylermiş, sen onda eski bir yarana dönüyorsun, çözemediğin iyileşmeyen eski bir yarana, o yara neyse onu öküzherif'te çözemezsin, kendinde çözeceksin. ne güzel gidiyordun, biraz tek başına kalmayı göze alsaydın keşke. çok özür dilerim diğer arkadaşlardan, ben hiç sevinmedim senin adına. sen bence önce kendini sev bebek, gerisi zaten gelir... bir liste yap: kendimde neleri seviyorum? valla bak, dalga geçmiyorum.

özge dedi ki...

ilginç ilk defa beygirniyazi'ye katıldım hadi hayırlısı...

erqut dedi ki...

Adam seni kandırmak istemiş , sen de kandirilmak... Bunun da zararı yok ;) sen onu bunu bırak da böyle hikaye deneme gibi bişeyler yaz. İleride roman belki yazı konusunda yeteneklisin...

huzur dedi ki...

Anlatimi gercekten begendim. Dert soyletir dedikleri bu olsa gerek. Hayatta okuzler var olmali ki insan gercekligi haykirabilsin, hem kendine hem okuzune!:) Ani yasamak en dogrusu. Bir yakinim derdi ki: "Plan yapip olumu oldurme"...

İçimdekigay dedi ki...

Biz ne desek boş tabi... Sen gene kendi bildiğini yapacaksın. İnşallah yaşadıklarından ders alırsın diyeceğim ama o da çok zor...Valla bende sevgilim olmadan yaşamak istemiyorum. Biri olsun o boşluğu doldursunda, yenimiş, eskimiş, mühim değil...

Adsız dedi ki...

Vay ipne vay.