Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

14 Haziran 2012

deli diyorlar bana, desinler değişemem, desinler değişemem beeeeen

Her tanıştığım adama o kadar büyük umutla aşık olmaya kalkışıyorumki, ne yaptığımı, ne bok yediğimi bile doğru dürüst anlamadan "sen daha iyilerine layıksın" denilerek tekmeyi yiyorum. Amına koduklarım kötü olduklarını söylemiyorlar, benim sadece daha iyilere layık olduğumu söylüyorlar. Lan piç, lan orospuçocuğu benim neye layık olduğumu sen mi söyleyeceksin. Götoş. totoş, ipne.

Ben iyilere layığım siz neye layıksınız biliyo musunuz? koca bi yarrağa layıksınız.
Gerçi dur dur, şimdi siz koca bi yarrağa layıksınız deyince, size iltifat etmiş oldum. Çünkü gerçekten sadece yarrak istiyorsunuz. Çünkü cidden sadece yarrak tapıcılarısınız ve bu yüzden hepinizden nefret ediyorum. Götoşlar, ipneler. orospuçocukları.

Sizin yüzünüzden aşka olan safça inancımı kaybetmeye başladım ve artık sadece sikişebileceğim birilerini aramaya başlayacağımdan korkuyorum. Oysa sex yapmaya başladığım daha o çocuk hallerimde bile sadece beni sikecek veya sikeceğim birilerini değil, sadece beni sevecek birilerini arıyordum. Şimdi aradan 14 sene geçmiş. yaşım olmuş 28 ve elimde kendi sikimden başka bir şey yok. İşte bu çok acımasızca. işte bu çok insana koyuyo.

4 yorum:

Canlı TV dedi ki...

Güzel blog sitesine'de güzel yazılar yakışır harika yazılar için teşekkürler...

Biri İşte... dedi ki...

Her zaman ki gibi number one!

özge dedi ki...

"sadece içlerine bir şeyler girmesini istiyorlar. oysa bu ahlaksızlıktı ve bende sırf böyle düşündüğüm için elimden geldiğince bu hareketten kaçardım." demiş sevgili hayat erkeği...

bir erkeğin bir erkeğin içine girmesi ya da bir erkeğin bir kadının içine girmesi tek gecelik bir ilişki bile olsa neden ahlaksızlık olsun ki sevgili hayat erkeği? ahlak dediğimiz kavramı salt cinsellikle örtüştürmek ne kadar doğru ? bu kavramı arzularla ve isteklere hapsetmek bunu bir ölçü kabul etmek ne kadar özle bağlantılı...

insan çeşitli cinsel dürtülerin etkisi altındadır. aşağılanmak kölelik mazoşizm hepsi bu kavram altında okunabilir. bunun temeline psikolojik altyapısına girmeyelim ama işte insan dediğimiz canlı biraz da bu.

sevgili hayat erkeği kendini kaybetmiş değilsin. hayatın farklı bir penceresine göz gezdiriyorsun. dışarıdaki manzara hoşuna giderse kısa veya uzun bir gezintiye de çıkabilirsin ama çıktığın veya çıkacağın bu yolculuğun toplamı sensin unutma. seçimler senin kararlar arzular sensin. kaybettiğin bir şey yok, geride kalmış şeyler de keza. kendini keşfe çıkıyorsun. hepsi bu...
sonsuzluk içinde kaybolmak diye bir şey yok. saflık kaybolmaz yerini olgunluğa tecrübeye bırakır ve bu da kötü bir şey değildir.
asıl sonsuzlukta kaybolmak bilmemektir kendini tanımamaktır...

oyun sahane dedi ki...

özge harika bir yorum gedirmişsin seni tebrik ederim:)