Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

7 Haziran 2012

bence bazen çok fazla düşünüyoruz ve çok düşündüğümüz için çok mutsuz oluyoruz

Bugün günlerden madonna konserinin olacağı her hangi bir dünya günü. Bugünü özel kılan şey madonna değil,  madonna için istanbul'a gelecek olan zorba'nın ta kendisi. Geçen haftaki o tarihi "ben uzaktan aşk yaşayamam, bizim yaşadığımız şey arkadaşlıktan başka bir şey değil" konuşmasından sonra bi daha hiç konuşmamıştık. Ta ki bu sabah konser için istanbul'a gelinceye kadar.

Oysa ben onunla olan o son konuşmamızdan sonra, aynı akşam aradım cevap vermedi, sabah aradım cevap vermedi, akşam olup güneş binaların arkasında kaybolup şehri terkederken yine aradım yine cevap vermedi, pazar günü sabah oldu aradım yine cevap vermedi, akşamında aradım yine cevap vermedi, pazartesi sabah telefonu aldım yine aramaya kalkıştımki artık vazgeçtim. Çünkü, cevaplanmayan her arayışımda telefonu kapatırken "hımmm şimdi işi vardır, müsait olunca o arar" diye kendimi kandırdım. Kendime her defasında aynı yalanı söyleyip, sonra tekrar onu aradım ama o her defasında aynı inatla aramadı beni. En son pazartesi günü artık dayanamadım ve şöyle mesaj attım dedimki;
-hi, deneme
+deneme?
-nasılsın
+iyiyim. teşekkür ederim. bunca zamandan sonra.. sen nasılsın?
-farklı zamanlarda defalarca aradım cevap vermedin.
+bi kaç defa aramak kafi diyorsun
-ben hep "sen müsait değilsin ve müsait olunca ararsın" diye düşündüm
+peki. sen nasılsın?
-bok gibiyim. sen neden hiç aramadın?
+canımın acımasını istemedim..
-o telefon konuşmasından sonra aramalarıma hiç cevap vermedin ve şimdi böyle diyorsun. keşke sadece kendini düşünmesen. cevap vermedin ve böylece senin canın yanmadı. peki cevap vermeyince benim canımın nasıl yandığını, kendimi ne kadar değersiz hissettiğimi biliyor musun?
+bilmiyorum. tahmin ediyorum ama.. O konuşmadan sonra kendimi daha hafiflemiş hissettim ben.. Ama sonra her şey daha ağır gelmeye başladı. Hani bazen "işte bu o kişi" deriz ve o kişi hep en uzak yıldız olur ya, işte sen o şekilde yer ettin benim hayatımda.
-ben seni hayatıma girdin ve hiç çıkmıycan sandım. Ama büyük bi gürültüyle girip, sessizce çıktın. Bu çok acımasızca.
+kaldığım zaman, ne nasıl olabilirdiki?
-nasıl olabileceği hakkında bir fikrim yok. Sadece kalmanı istiyordum, hemde çok.
+kalmayı çok istiyordum bende
-hem fikirler hemen ortaya çıkmaz, biraz zaman gerekir. Olgunlaşması gerekir. Belki de acele ettiğimiz için güzel şeyleriin bize yetişmesine fırsat vermiyoruz. Keşke insanlar biraz yavaş olsa, bazı şeyleri ağırdan yaşasalar.
+bana kızma.
-kızmıyorum. hem öyle bir hakkım da yok. Hayat senin hayatın, ben sadece gelip geçtim.
+Keşke geçmiş olsan.

Görebiliyor musun bilog. Hayat sadece kendisine ilgi gösterilmesini ve peşinden nefes nefese koşulmasını isteyen zorba'larla dolu. Ya bende aynı şeyleri istiyorsam ne yapcaz. Belkide sorunumuz budur. Hep bize ilgi gösterilmesini ve peşimizden koşulmasını istiyoruz. Sonrada akşam olunca tek başımıza yataklarımıza girip, siki tutmuş halde "yalnızlık çok rererö" diye söylenip duruyoruz. Olmaz böyle bilog olmaz.

Hem artık sanki bende kendim gibi birini arıyorum. Benim gibi her haltı yemiş ve yediği haltlardan pişmanlık duymayan birini arıyorum. Kendini defalarca kaybetmesine rağmen tekrar bulmuş birilerini arıyorum bilog. Öyle hayatı boyunca bir şeylerin, birilerinin peşinden koştuğu için artık yorulmuş birini arıyorum. Yenilgiyi kabullenmiş ve bu kabullenişi canını yakmayan birini arıyorum. Çünkü artık yenilgiler canımı yakmıyor ve zaten beni sadece, artık yenilince canı yanmayacak biri anlar, başkası değil.

Hiç yorum yok: