Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

2 Mayıs 2012

Zaman akıp gidiyor, bi tur daha ver demek olmazzzzZzz

Artık porno filmlerin de bi tadı yok. Geceler gittikçe kısalmaya başladığından bu yana sabahlara küfürlerim çoğaldı. Önceki yıldan bu yana sarınıp uyuduğum battaniyeyi geçen gün attım banyoya ve sonrada soyunup açtım suyu. Şırıl şırıl akan suyun altında o kirlerinden, bende günahlarımdan arınırcasına iyice köpüklenip yıkandık.
Ev sahibimle aramızda kalın bir duvar ördüm iyice. Kirayı artık banka hesabına yatırıyorum, ne o beni görüyor, ne ben onu. Zaten teee ne zamandan bu yana artık bana sıcak yemek de getirmiyor. Hem bir şey söyliyim mi, bende makarna yapmayı ve patates kızartmayı iyice öğrendim. birde sucuklu yumurta yapıyorum sabahları. Midem bulana bulana yiyorum.
Geçen mahalledeki zencilerden birini dövmüşler. Ağzında iki dişi eksik dolaşıyor artık. Neden dövdüklerine dair bi fikrim yok. ama yediği dayak sonrasında artık iyice kenardan kenardan yürüyor.

Geçen üst sokaktaki travestiyi gördüm. Sigarayı öyle bir içine çekiyorduki, dersin bütün dünyanın yükü sadece onun omuzlarında. Başı; ipneliğinin getirdiği alışkanlıktan dolayı hafif yana düşmüş olsada, omuzları dimdikti. Saçlarının rengini açmış bide. Doğrusu eskisinden güzel olmuş. Sokakta erkek gördümmü bakınıp benim olsa beraber yaşasak derdimya, şimdi onu da görünce öyle diyesim geliyor ve bundan çıkarttığım ders şuki; sanırım yalnızlık, tercihlerimizi değiştirmekte çok önemli rol oynuyor.

Mahallemizin gençleri taksim parkına iyice alıştılar. Artık yeni yeni türeyen ibnelere saxo çektirip duruyorlar. Bende eskisi gibi değilim artık, fazla takılmıyorum taksim parkına. Çünkü polisler iyice azıttı ve saxo çekmek için dolanan ipneleri gördükçe kimlik falan sorup sorup joplayarrak parktan kovuyorlar. Kimse sesini de çıkaramıyor, işte yediğimiz önümüzde yemediğimiz sırtımızda yaşayıp gidiyoruz.

Ben mi, bende iyiyim işte. Önceki ay aldığım oturma takımında yayılarak günlerimi geçiriyorum. Bide patronum maaşımı azalttı. Meğer onun da işleri düşmüş falanda filan. Sesimi çıkarmadım. Ses çıkarınca ne olacakki. Bence sessiz kalmak en güzeli. Böylece herkes her şey yolunda sanıyor.

1 yorum:

missipisi dedi ki...

yıkanarak günahlarından arınabilmek, bir benim beceremediğim bir şey sanırım.