Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

28 Mayıs 2012

bize her yol ankara olsa da, sike sike istanbul'a dönmeyi de biliriz

Hafta sonu ankaralarda gezdim tozdum, sonrada boynu bükük bi şekilde sike sike döndüm geldim istanbul'cuğuma. Ama gelirken koymadı değil, hele bi de sevgiliciğimin ayrılma anında, o "hadi kendine iyi bak, görüşürüz. ben gidiyim, sende inince çaldır muhakak" deme şekli yok mu, yavrum güldürmen bi yana, bi de seni alsam kanadımın altına "gitme bre kafir, gitme bre imansız, gitme zalım gitmeee, sen de benlen gel" diye çığlık atasım geldi de tuttum kendimi. Ama işte dedim ya sike sike döndüm geldim.

Sike sike geldiğim için olduğundan olsa gerek, istanbul hiç de güzel gelmiyor, varsa yoksa ankara artık. Bide bilmiyorum lan, işte adamı sevdim ve gittikçe daha çok sevmeye başladım. Zaten beni havalanından aldığı gibi eve attı ve dış kapıyı kapatır kapatmaz üstümüzü parça pinçik ede ede sevişmeye başladık. Yarabbim nasıl bir öpüşmeydi, nasıl bi dilleşmeydi o öyle. Zaten sevişmeye kendimizi öyle bi  kaptırmışızki bi ara gözümü bi açtımki salondan yatak odasına geçmişiz ve nasıl geçtiğimiz hakkında en ufak bi bilgim yok. Aklımda olan tek şey "acaba dış kapıyı kapadık mı, yoksa konu komşuyu davet eder şekilde ardına kadar açık mı?" sorularıydı. Yatakta biz güreşirken kırlentler götümüzün, göbeğimizin arasından fırlıyor, yastıklar ayaklarımızın altından yerlere doğru sallanıyor ve yatak örtüsünün pestilini çıkarmaya çalışıyorduk.

Hele bide bu dilleşme, yalaşma olayına iyice kendimizi kaptırdığımız bi anda içimden "bakıyım ne yapıyoruz" dedim ve  gözümü bi açtımki, meğer kendi kolumu bacağımı öpüyormuşum. Yani adamla ikimiz bir olmuş, beni öpüyormuşuz. "Tüüü" dedim kendi kendime ve hemen onun gözlerine baktım ve allahtan onun gözleri sımsıkı kapalıydı da, o da beni öpüyordu. Sonra tabii bende hemen kendimi öpmeyi bırakıp, o beni öperken bende onu öpmeye başladım. Artık neresi olduğunu bilmiyorum. Zaten bi ara kendimizi kaybettiğimiz an da boşaldık ve ben onun poposunu öperken uyandım ve içimden bi ses "öğkk ne yapıyorsun, kıllı bi göte yamulmuş dünyanın en tatlı çikolatasını yiyormuş gibi davranıyorsun, oysa o pasta değil ve diline gelen ekşi tad'da birazdan mideni bulandıracak" aklımdan bunlar geçerken, o  da boşaldı ve dönüp kıkırdadı. O gülünce bende "amcık ne gülüyorsun len" diye dönüp baktığımda, az önce sikildiği için zevk aldığından dolayı kıkırdadığı her haliden belli bir ses tonuyla "hiiç" dedi ve durup gözlerine baktım, sonrada ağzımdaki ekşi bok tadını siktir edip dudaklarına yumuldum ve öpüşerek ağzımdaki bok tadını yok ettim.

Zaten en sonrasında da uyuya kalmışız. Saatler sonra uyandığımızda kalkıp yıkandık ve hemen sonrasında tekrar öpüşe koklaşa yatağa girip yine hobba en başa sardık. Boşalınca da yıkandık ve sonra da mutfağa kapanıp yemek falan yaptık, zaten gece olmuşdu ve 3 çeşit yemeği tabaklara boca edip bi güzel yumulduk. Her şeyi olduğu gibi bırakıp koştura koştura yatak odasına geçtik yine en başa ve hobba yine boşaldık yine duşa girdik ve yine yıkanıp çıktık.
Aradan 1 saat falan geçti biz yine öpüşe koklaşa boşaldık ve yine duşa girip yıkanmaya başladık ve ben o anda bastım küfrü "aaaa yeter ama valla, her defasında böyle yıkanacaksak ben oynamıyorum. ne bu ya? birazdan şampuan zehirlenmesinden ölcez haaa" diyerek patladım. Anam ben duş almayı falan seviyorum ama yani böyle her duşa girdiğimde de şampuanı kafama boca etmiyorum. Hatta olabildiğince şampuansız yıkanmaya çalışıyorum. Çünkü sevmiyorum öyle çok kimyevi şeyleri, sevemiyorum.

Hayır bide tamam yani, sevgili peygamberin "temizlik imandandır" lafzı başım gözüm üstüne de, ama yani bu da "eşşeğin amına zevk suyu kaçırmak" olmuyor mu? bırak elindeki şampuan şişesini allah aşkına, ruhuna zarar vereceksin. Bırak bi tenin koksun biraz. insan gibi kok! Ne bu ya?? sentetik sentetik ne yapcam ben seni. Seni, böyle az önce pantene şişesinden çıkmış gibi koklayacağıma, gider naylon bebiş alır öper koklarım daha iyi.

Hem belki ben sana dokunduğum da, terin bana yapışsın istiyorum, belki terin tenimde nasıl duruyor görmek istiyorum. Olamaz mı yani. Belki terin bana yakışıyordur, belki kokun bana en çok yakışacak giysilerden biridir ve ben kendi bedenime göre bir koku arıyorum. Bi dur amcık, yıkan yıkan nereye kadar.  Bide, hadi siktir et yıkanmayı her defasında şampuanla bol bol köpüklenmek ne lan, ölcez ammına koyim olcak o. Sonra da, yaşarken beş para etmeyen bedenlerimizi yanyana çıplak bulanlar, gazetelerin üçüncü sayfalarına "İPNELER BANYODA GEBERMİŞ BULUNDULAR AHAHAHAHA" diye büyük puntolarla yazarlar da beni siktir et sen madara olursun. Çünkü ben kimseleri takmıyorum. Takıldığım tek şey sensin şimdilik. Hem ölürsek,  kimse seni sevdiğimi bilemeyecek, sadece sikiştiğimizi sanacaklar. Dur ne olur at elindeki şampuan şişesini. Ben herkesin seni siktiğimi değil, seni sevdiğimi bilmelerini istiyorum.

Ben böyle bunları düşüne durup, düşüncelerim bazıları dilimin ucunda özgürlüğünü ilan etmiş piçler gibi onun kulağında girip çıkarken "dur artık. bırak o elindeki şampuanı ve sadece suyun etkisine kendini bırak. biraz insan gibi kok" diyerek noktaladım ve o da gözlerini açıp bi küçük kahkaha patlattı, ardından da "haklısın" dedi ve sonra ben ayak parmaklarım üzerinde hafifçe uzanıp onu öptüm, elindeki şampuan şişesini alıp kenara bıraktım, öpüşe koklaşa yıkanıp çıktık ve sonra da sevişe sevişe uyumuşuz. ilk günün hasılatı toplam 5 postaydı.

ikinci gün öğlen sonrasında anca uyandık. Gece uyanıp uyanıp seviştik, sevişip sevişip uyuduk. Sabah kahvaltısını dünden kalan yemeklerle yaptık. Annesinin bi önceki günden yapıp getirdiği börekler ve pastalar da vardı. Sonra akşama kadar sevişip sevişip durduk ve akşama doğru dışarı çıktık. Beni cumhurbaşkanlığı köşküne kadar götürdü. Hepsini de tek tek anlattı, genelkurmay bilmem nesi falanda hepsini gördüm. Neden gösterdiği hakkında bi fikrim yok, o götürdü bende sesimi çıkarmadım, zevk alıyormuş numarasına yattım. O beni gezdirdiği için mutluydu ve bence onun mutluluğu için bu seferlik numara yapmaya değerdi. Yalnız şunu anladımki, ankara da tanıdığınız biri varsa ve siz ilk defa ankara'ya gidiyorsanız, ilk iş sizi alıp bu mekanları gezdirmek oluyor. Tıpkı hacca gitmek gibi, tıpkı kutsal toprakları ziyaret etmek gibi, tıpkı siktiri boktan bilmem daha ne gibi.

Cumhurbaşkanlığı köşkü falan filan derken, sonra da büyük bi alışveriş merkezine gittik bana orda bi kitap hediye etti. Meğer benim ve kitaptaki kahramanın benzer yönleri varmış. Ben de o kahraman gibi hayatı takmayıp, sikime göre yaşıyormuşum, o kahraman da öyle yaşıyormuş. Çok fazla benzemiyormuşuz ama hayatı siklemeyen tavırlarımız aynıymış, o yüzden de bu kitabı kesinkes okumalıymışım. Bana adı "zorba" olan bu kitabı, kendine de entel dantel bi yabancı şarkıcının albümünü aldı ve çıkıp ordaki starbucks'a girdik. Vişneli ve limonlu iki kek, ve beyaz çikolatalı bilmem ne kahvesi alıp geldi ve içtik. Sonra ben dayanamadım onu mıncıkladım, o biraz beni fırçaladı kalkıp dışarı çıktık. Arabaya bindiğimiz gibi öpüştük yine ve uçağın kalkmasına 1,5 saat kaldığı için beni havaalanına bırakmak için yola çıktık. Ama yolun yarısında dayanamadık ve eve dönüp bi daha seviştik, alelacele boşaldık ve ben "lan dur ben duş alııyım, yoksa uçak benim yüzümden düşer müşer allah korusun" deyip duş aldım, sonrasında da son sürat havaalanına gittik. 1-2 dakikayla anca vardık ve yolumuz ayrıldı. Bu arada onun ismi Zorba olsun. Zorba'nın bana yakıştığını söyledi, ama kitabı okuyunca aslında ona daha çok yakıştığını farkettim.

1 yorum:

Oath dedi ki...

"...gözümü bi açtımki, meğer kendi kolumu bacağımı öpüyormuşum. Yani adamla ikimiz bir olmuş, beni öpüyormuşuz." Allah kahretmesin seni, iyi ki Zorba'nın gözler kapalıymış ki farketmemiş :D
Bir de sen baya baya aşık olmuşsun artık hayırlı olsun mu diyeyim buyur cenaze namazına mı diyeyim bilemedim :D
Darısı benim başıma diyor, iyi temennilerle yorumumu bitiyorum :)