Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

20 Mayıs 2012

allahım nooolur bu sefer olsun, allahım noooolur bu sefer olsun

Dün güzel ve özel bi gündü. Sadece her zamankinden biraz daha şaşkındım çünkü hayatımda ilk kez biri benim için yüzlerce kilometre yol tepip gelmişti, biraz daha aptallaşmıştım çünkü karşımda fotoğraflarında gördüğümden daha hoş bir adam vardı ve sürekli "beklediğimden daha tatlısın" diyip duruyordu, olduğumdan biraz daha eşşekleşmiştim çünkü adamın söylediği her sözde samimiyet, yaptığı her harekette içtenlik vardı, öküzleşmiştim çünkü ben doğduğumdan bu yana öküzüm ve bugün onunla buluşunca hepten öküzleşmiştim. O ise inanılmaz heyecanlıydı ve içi içine sığmıyordu. Ama  buna rağmen benim gibi kontrolsüz değil, gayet kontrollüydü ve heyecanını bile kontrol etmeye çalıştığı her halinden belliydi.
Ama bunlara rağmen, o; öküzlüğüme, eşşekliğime, aptallığıma hiç aldırmadı güldü geçti. O böyle davranınca, ben de onu daha bi sevdim, daha bi "iyiki de tanıştık, iyiki de geldin" dedim durdum. O da "tabiki gelirim, saçmalama yaae" deyip durdu.

Bide ben onunla buluşmadan önce, yeni gelin gibi "nasıl anlaşıcaz" korkularıyla doluydum. Çünkü ben, bel üstüne çıkamayan ucuz şakalar yapan ve hatta kendi şakasına herkesten daha çok kendisi gülen sıradanın altında dümdüz bi tipim. Durum böyle olunca da iyice bi mala bağlamıştım.

Mallık dedim de sanırım cidden dünyada benden daha mal bi adam da yok. Çünkü buluşmaya geç kaldım. Evet evet adam teee ankaradan kalkıp geliyor buluşmaya geç kalmıyor, bense burda yaşamama rağmen geç kalıyorum. Yani bendeki öküzlük bu derece vahim bir şey. Ama sağolsun o hiç bunu dert etmedi. Böyle buluşma yerimiz Beşiktaş da olunca, o da bi cafe'ye gidip oturmuş ve beni beklemişti. Bende Beşiktaş'a gidince "geldim sen nerdesin" diye telefon açtığım an, o "sen yerinde dur, ben gelip alıyım seni" dedi ve aradan bi 5 dakka geçmişti ki bi baktım çıktı geldi.
Allahtan arabasıyla gelmişti de, daha buluşma noktasına geldiği anda onu arabada görür görmez kalbüm pıt pıt atmaya başladı. Araba durup da ben binince hemen yanacığından hafif iştahlı bir şekilde öptüm. O da beni öptü ve böyle iltifat etmeye başladı falan. Sonra da "eşşek herif! hani çirkinin tekiydin, hiç de çirkin değilsin" deyip, olmayan tatlılığıma dair bir şeyler söyledi. Bende otomata bağlayıp "sağol sağol" deyip durdum. Sonra da istanbul'da yaşadığı dönemlerde takıldığı semtlere gittik. Tabii o biraz havalı semtlerde yaşayan tiplerden olduğu için gittiğimiz yerlerin karizmasını kendi çirkin görüntümle çizip durdum. O ise bundan hiç rahatsız değildi.

En son bi pideciye gidip oturduk. Böyle göz göze dalıp dalıp gittik. Sonra siparişleri verdik ve ardından aldı bizi bi gevezelik. Bu esnada iki pide geldi, onları hüplettik ve sonra çay falan içip kalktık. Pidelerin parasını da biz kalkmadan önce, ben bi ara "tuvalete gidip geliyorum" diyerek kasaya gizlice hesabı ödedim de öyle çıktık. Tabii sonra bir sürü laf falan söyledi, bır bır bır kafamı sikti ama olsun buna değdi. Çünkü adam teee onca yolu tepip gelmiş, bense 2 pide parasından mı kaçıyım. pehhh. Ama keşke pideler o kadar pahalı olmasaydı. Lan ben 40 lirayla bi hafta boyunca öğlen yemeği yiyorum da neyse.
Yalnız ona dedim, lütfen bi dahaki sefere böyle pahalı yerlere gelmeyelim, yoksa ilişkimiz varsa bile, o da maddi olanaksızlıklar yüzünden çatırdayacak. O da gülüp "üff saçmalama salak" dedi. Hııı hııı bana salak diyor. Bide eşşekherif de diyor arada ama bunlar önemli değil. Sanırım o bunları söylerken iltifat ediyor. Naapalım onun iltifat etme şekli de böyle işte.

Onun dışında adamı cidden sevdim lan. Böyle içi dışı bir biri. Kimseye kötülüğü dokunmayı bırak, dünyaya kelebekler tarafından getirildiğine inanacak kadar temiz ve berrak biri. Oysa ben onun yanında o kadar kirli, o kadar siyah, o kadar pislik kalıyorumki, kendimi ve onu düşündüğümde sanki kendimi ona yakıştıramıyor gibi görüyorum. Neyse işte. Bide onun şimdiye kadar hep uzun süreli ilişkileri olmuş. Öyle benim gibi saatlik ilişkileri olan biri değil, aksine en kısa ilişkisi 1 yıl sürmüş. O yüzden bi ara "ölünceye kadar seni bırakmam" dediğinde içimde kocaman bir sevinç patlaması oldu ve kendimi tutamayıp "ne olur hiiiç bırakma" dedim. 

Neyse işte, pideciden çıktıktan sonra arabaya atlayıp yollarda turladık. Arada ufak tefek öpücükler kondurdum. Ama o utangaçtı ve bu yüzden sürekli "yok şu gördü, yok bu gördü" deyip durdu. Bende "öff siktir et görürse görsün. Çocuk değiliz ya, ne yaptığımızı biliyoruz" diyerek sakinleştirmeye çalıştım ama nafile. O diken üstünde yaşamaya alışmış ve böyle mutlu. Benimse artık dikenler canımı yakmadığı için bu durumu pek takmıyorum.

Onun bu rahatsızlıklarından sonra bende birazcık kendimi tuttum ve sadece yanaklarından öpmekle ve göbeğine sarılmakla yetindim ve böylece akşamı ettik. Akşam da kalktı gitti. Giderken ayrılma anında dudaklarına asılıp uzuuuuun uzzzzuuuuun öptüm. O ise yanımızdan geçenlerin bize olan bakışlarından kaçmakla meşguldu. En son baktım rahat olamıyo bende "ya siktir et milleti, nasılsa sen gidiyorsun, bi sorun varsa benim için sorun olacak, çünkü ben burda kalıcıyım sen gidicisin. O yüzden rahat ol, rahatsız olacak kişi ben olmalıyım" diye sakinleştirmeye çalıştım. Ben böyle dedikten sonra o "tamam. haklısın. ama alışkın değilim" dedi ve o cümlesini bitirdiği anda, ben bi daha yapıştım dudaklarına. Bi kaç saniye sonra dudaklarından ayrıldığımda gülüyordu ve "yaaa benim en büyük çılgınlığım işte kalkıp buraya gelmemdi, bundan daha çılgın şeyler yapamam" falan deyip durdu. Bende "tamam" deyip güldüm ve sonra "hadi git" dedim ve arabadan indim. Ben arabadan indiğimde o da gülüyordu ve sonra da gaza basıp gitti. Giderken de bir şeyleri mi veya bir şeyi mi alıp götürdü sanki..

8 yorum:

bir tırtıl dedi ki...

bak bu sefer maşallah diyorum, bilgilerinize.. :)

bir tırtıl dedi ki...

bak bu sefer maşallah diyorum, bilgilerinize :)

Mavi Balon dedi ki...

Sen aşık olmuşsunnnn..Ne güzelll...ayrıca lütfen kendini yerden yere vurup acınası hallere sokma olur mu..hadi bakalım gelişmeleri bekliyorum bak

Oath dedi ki...

inşallah, istediğin gibi olur :) Okurken allahım benzerinden bana da nasip et dedim durdum, şu bilmem kaç cümleyi okuyup da ben böyle bir dilekte bulunabiliyorsam sen o an, neler neler hissettin de yazamadın kim bilir :)

beygirniyazi dedi ki...

kıskandım. :)
seni yani, ondan kıskandım.

polly dedi ki...

hadi bu sefer :))

O Gay; Ben de... dedi ki...

mutluluklar daim olsun diyelim

Joy dedi ki...

yaa çok da iyi olmuş çok da güzel olmuuuş. maaşallah maaşallah. dualarına katılıyorum nooluur noolur güzel olsun^^