Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

26 Mart 2012

farkında olmadan söyledikleri tek bir cümle ile aklıma girip, hayatımda kalanlar

Hani sikindirik biriyle tanışırsın ve onunla görüştüğün süre boyunca içinden "hayatıma alsam mı, almasam mı" diye düşünüp durursun da bi türlü karara varamadığın için, ne yapacağını şaşırıp şaşkaloza dönersin ya. Ve hatta bu şaşkaloz vaziyetteyken onunla görüşmek ve görüşmemek arasında gidip gidip gelirsinde kafan bi milyon olurya..
Ve hatta acaba götüne tekmeyi koyıyım mı, koymıyım mı? diye kara kara düşünmeye başlarsınya..
hah işte benim bu gibi kararsız anlarımda yardımıma, hep karşımdakinin farketmediği tek bi cümlesi koşar.
Çünkü hayatıma giren insanlar genelde girdikleri hızda çıkarlar ve bende iplemem bile.
Oysa bazıları hayatıma girdimi, ne pahasına olursa olsun asla çıkmalarına izin vermem. Nedenini asla öğrenmezler ve asla söylemem de. İşte sırrımı burda yazıyorum. flaş flaş flaş. son dakika... son dakika....son dakika... cnn canlı bağlantıya geç, bbc muhabirleri az daha yaklaşın..

İşin şakası bi yana. Cidden bazı insanlara, sırf tanıştığımız ilk günlerde sarf ettikleri tek bir cümleleri yüzünden çakılıp kalırım ve asla hayatımdan çıkmalarına izin vermem. Hatta beni de hayatlarından çıkarmalarına asla izin vermem. İşte hayatımdan çıkmalarına ve beni hayatlarından çıkarmalarına izin vermediğim insanlar'ım ve o cümleleri:

Öküzherif: Geçen ay tanıştığım ve bu aralar çıkmaya çalıştığım adam olur kendisi. Piçin diğer adı da götherif'tir. Çünkü hiç olmadık anda beni göt edecek laflar söyler ve bunu da gayet rahat rahat yapar. Böyle hiç sikine de takmaz beni. Ama işte o beni her ne kadar sikine takmasa da, ben onu sikime takıyorum. Nedeni de ilk tanıştığımız hafta bana "ne olursa olsun içinden ne geçiyorsa onları söyle. sakın seni kullanacağımı düşünme. sakın bu hissettiklerini suistimal edeceğimi düşünme, ne hissedersen hislerinde açık ve samimi ol ve söyle. her ne kadar ben daha önce suistimal edildiğim için şu an söyleyemiyor olsamda, sen her zaman bana karşı rahat ol" demişti ve o cümlelerle ammıma koymuştu.
O bunları söylerken, bende apışıp kalmış ve hayran hayran yüzüne bakıp "tamam" deyip yanağından öpmüştüm.  İşte o bu sözleri söylerken; bende onun, benim için doğru kişi olduğunu anlamış ve ona karşı hiç bi zaman hissettiklerimi söylemekten geri kalmadım ve o günden bu yana hep kavga ediyoruz.
Gerçi hiç kimseye karşı söylemek istediklerim yüzünden geri kalmıyorum ama işte onun bunu dile getirmesi hoşuma gitmişti. Her ne kadar piçle kavga ediyor olsakda sanırım onu sevmeye başladım.

İhtiyar: Şu benim göt kılları beyazlayan ihtiyar olur kendisi. Amerika da büyüdüğü için ingilizce karışımı bir türkçesi var ve benimle konuşurken kendimi uzaylı gibi hissediyorum. O her ne kadar "üfff nihayet türkiye'de gay aleminde oturup saatlerce sohbet ettiğim birini buldum" diye iltifatlar etsede, ben kesinlikle onun söylediklerinin yarısını anlamadığım için ve anlamayıp bir daha da tekrar ettirmemek adına "evet haklısın. aslında bende senin gibi düşünüyorum. bu konuda hemfikiriz. her şey boş abi, hayat dediğin bu andan ibaret. takma kafaya bunlarda geçer." gibi lafları söylüyorum ve o da onu anladığımı sanıyor. Oysa söylediklerinden hiç bi bok anlamıyorum, ama bu durumumuz ona, anlaşıyoruz gibi geliyor.
Aslında evet, bi yandan anlaşıyoruz da ama keşke ingilizceyi biraz daha azaltsa ve anladığım dilde konuşsa. Ama olsun, buna da şükür.
Her neyse onu hayatımda tutmama neden olan cümlesi ise: "Ben bir loser'im. Benimle boşuna vakit geçiriyorsun. Sana hiç bir şey veremem"dir.
Ahh ihtiyar vah ihtiyar, sen böyle dedinya, içimi delik deşik ettin haberin yok. Sırf bana bu cümleyi kurdun diye seni aklımdan çıkaramıyorum. Benki; öz anamı bile bayramdan bayrama ararken, seni 3-4 günde bir merak edip aramasam içim rahat etmiyor.
Sen bir kaybedensin ama beni kazanmışsın. Bende bi bokuna yaramıyorum ya, ona yanıyorum.

Askerdekipiç: Hani daha önce anlatmıştım. Askerde aşık olduğum ve aradan 6-7 yıl geçmesine rağmen hala ara ara osbir çekerken onun yarrağının ağzımda olduğunu düşündüğüm anda hızlıca boşaldığım piç. Şu anda yine 3-4 ayda bir "nasılsınlaşıyoruz" ve bunun dışında bi bok yok. Aslında bi ara karısından boşandıktan sonra istanbul'a gelecekti, ama olmadı. Zaten işini de batırdı ve şu an beş parasız kaldı. En son avusturyalı mı ne, öyle bi türk karıyla evlendiler ama yine de bi bok olmadı. Kadın gitti avusturya'ya, o memleketinde kaldı...
Ayy dur ben, onun hayatımda kalmasına sebep olan cümlesini söyliyim;
Sanırım cümlesi yok, sadece yarrağı büyüktü. bide kendine has bi boşvermişliği vardı. Biraz sanırım o boşvermişliğini kendime örnek aldım o yüzden olsa gerek. Yoksa sırf sadece yarrağı büyük diye aklımdan ve hayatımdan çıkarmıyor olamam.

Piçkurusu: Önceki yıl internetten tanıştığım ve "aşık mı olduk lan biz birbirimize" deyip deyip aylarca yazıştığımız götoş olur kendisi. Sonra baktık aramızda bir bok olacağı yok, arkadaş kaldık.
Yazdıklarımı okuyup şöyle demişti "sen romantik bi orospusun"
Bu cümlesiyle hayatımda çakılıp kaldı. Ne gitmesine izin verdim, ne de ben onun hayatından gittim. Hala görüşüyoruz amcıkla. Beni anlayan ve anladığını da bana açıkça söyleyen tek adam. Onu sırf bu cümlesi yüzünden ölünceye kadar rahat bırakmıycam.

Ardahanlı annem: Bundan 10 yıl önce falan, en zor dönemlerimde tanışmıştık ve gidecek başka bi yerim olmadığı için aylarca evinde yatıp kalkmıştım. Şu an koca bi eşşek olmama rağmen, hala ara ara gecenin bi yarısı kalkıp sarılmak istediğim birini aradığımda, taksim parkına gidip sikişme bahanesiyle birilerine sarılmak yerine, ona gider biraz öper koklar sonrada o yatmaya gidince bende buzdolabına dadanıp, ne var ne yok yer, evin her hangi bir köşesinde uyurum. Hayatımda "boş ver olum. her şey gelip geçer, her şey olacağına varır" mottosuyla yer edinen ve tüm sıkıntılarıma rağmen hala taşşakları serip yatmama sebeptir kendisi.

Adı lazım olmayan bi emmi oğlu: Kendimi bok gibi hissettiğim, tutunacak birine en çok ihtiyaç duyduğum bi zamanda bana siktir çekip kapı dışarı etmişti. Sokakta bi aşağı bi yukarı gidip gelirken, baktım olacağı yok gece boyunca sokaklarda "işten eve dönen biriymiş gibi" gezinmiş, gündüz de bulduğum ilk yeşilliğe kendimi atıp uyumuştum.
Onu hayatımda tutmamın nedeni bana siktir çekmesi. O ağız dolusu "siktirgit"i hala aklıma geldikçe, kendimi bok gibi hissediyorum.
Ama buna rağmen onunla hala görüşüyorum ve onunla konuştuğum zaman bana çektiği siktiri hatırlatan bir ses tonuyla konuşuyorum. Çünkü bazen canını yakan insanların canını yakmak için hayatında tutman gerekir.

Şimdilik bunlar yeter. Aklıma hayatımda bulunma nedenleriyle ilgili cümleleri gelen herkesi ara ara yazarım. Bir sonraki postaya kadar kendinize iyi bakın. Hepinizi en güzel yerlerinizden kocaman kocaman öptüm.

2 yorum:

Anormal genc dedi ki...

.... Sanırım cümlesi yok, sadece yarrağı büyüktü.

Gece gece kahkaha attım. Hevesle beklediğim, yazılarını büyük bir heyecanla okuduğum tek kişisin amk.

wimparella dedi ki...

insanlar hayatlarımızda olmalarını istediğimiz kadar varlar aslında haklısın. gidenleri biz tekrar gönderiyor ya da geri getiriyoruz. her şey bizim elimizde. niye gidiyorlar sorusuna ise madem bizdelerse niye gidiyorlar herkes gider sanırım özleyip özlemiceğini anlamak için herkes bi kere gider. önemli olan kimin geri dönmesini istediğimiz.