Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

19 Mart 2012

bana bir şeyler oluyor ihihihi

İhtiyar dedim dedim ne oldu? ha ne oldu. Tabiki yalan oldu. Aslında yalan olmadı, sadece hayatıma giren herkes gibi o da bi köşemde yerini aldı. Yani bi bok olmadı. Bazen buluşup bir şeyler yiyip işiyoruz. Bazende gecenin bi yarısında birbirimize cam açıp osbir falan çekiyoruz. Bundan daha fazlası yok. Hem tanımadığım adamların bedenlerine bakıp, onları siktiğimi düşünerek osbir çekeceğime, bir kaç ay boyunca yanıp tutuştuğum birinin bedenine bakıp sikini ağzımdan hiç çıkartmadığımı düşünerek osbir çekmek daha iyi.

İhtiyar'la arkadaş kalmakla iyi mi ettim, kötü mü bilmiyorum ve aslında şöyle eğri büğrü oturup, doğru dürüst düşündüğümde doğru yaptığımı düşünüyorum. Çünkü sonuçta adamın kendisinden başkasına zarar veremeyeceğinin fazlasıyla farkındayım. Bir de abi adamın kafası net, neyi neden istediğini gayet iyi biliyor. Ne istediğini bilen insanlardan zarar gelmez. Çünkü ne istediklerini sana fazlasıyla belli ederler ve sen de ona göre oyuna ya dahil olursun, ya  da işine gelmez oyundan çıkar siktir olursun.

Her neyse, ihtiyar'la ilişki, anlamına dönüp bakacak olursak zaten ondan bana bi bok olacağı yoktu. Adamın aklı fikri başkalarındaydı ve ben onun için sadece "iyi biri"ydim. "iyi biri" olduğum için de hala hayatında bir yerlerdeyim. Yalnız o beni hayatına almış gibi görünsede, aslında ben onu hayatıma almış gibiyim. Gerçi şimdi düşününce bunun hiç bir öneminin olmadığını anlıyorum. Sonuçta ikimizde bu konuda aynı şeyleri düşünürken, hangimizin kimin hayatında yer ettiğinin ne önemi varki? Bence hiç.
İşte bu yüzden onunla geçen aydan bu yana sadece iki arkadaş olarak kaldık.
Bi de "iyi biri" olmaktan nefret ediyorum. Çünkü ben aşık olmak istiyorum, iyi biri değil.

Zaten tüm sevgili adaylarımla arkadaş olup çıkarım. Yediğim boklar, hissettiklerim de yanıma kâr kalır. Sonradan dönüp ne kadar aptalca hislerle yanıp tutuştuğumu görünce, kendime o kadar kızıyorumki o an hemen bi hayvanat bahçesine gidip kendimi gergedanlara siktiresim geliyor. Ama hepten mundar olmıyım diye bunu yapmıyorum.
Neyse durum böyleyken, bende bu arada başkalarıyla görüşmeye devam ettim. Sonuçta aşk denilen şey, ilgiye bağlıdır. Birinden ilgi göremiyorsan istediğin kadar yan tutuş, geriye sadece küllerin kalır ve o yanından o kadar hızlı geçerki rüzgarı seni darmaduman eder. Bende hepten bitmemek için tutunacak başka bir yarrak aradım. Ve tabii buldum da. Zaten günümüz dünyası yarraklar sayesinde ayakta duruyor. Yarrak denilen şey olmasa yaşam son bulur, hayatımız alt üst olur.

Neyse ya ben neler diyorum. İşte baktım ihtiyarla bi bok olamıycaz, ben ona "seni seviyorum lan" dedikçe o götünü dönüp pişmiş kelle gibi "ihihihi" yapıyor, bende kararımı verdim ve geçen ay netten yazışmaya başladığım biriyle tanıştım. Hoş beş falan derken baktım adam baya düzgün ve efendi bi tip. "Hadi tanışalım" dedik ve böyle az romantik bi yerde buluşup gezinmeye başladık. O günde allahın en bereketli günlerinden birine denk gelmişiz, ufaktan ufaktan kar yağıyordu. Sadece kar değil, hava da öyle bi soğuktuki, anamın deyişiyle kâfir bile o soğukta müslüman olurdu. Yani o derece soğuktu. Bi yandan kar yağıyor, bi yandan biz onla konuşuyoruz, bi yandan benim botlar su çekiyor ayaklarım sırılsıklam olmuş, götüm dondu donacak, o ise giymiş montu, sarmış atkıyı, elinde eldivenler, başında bi örgü şapka, ben onun yanında kondomsuz sik gibi kalıyorum. Böyle adama da ayıp olmasın diye bir şey diyemiyorum, ama üşüdükçe de üşüyorum. En sonunda dayanamadım ve "ya ben yoruldum, şurda bi kahve içelim" dedim ve o daha gıkını çıkaramadan kafeye doğru yürümeye başladım. O da sağolsun düzgün efendi bi tip olunca ardımdan geldi, içeri geçip kahve istedik. Kahveler gelirken bende iyice yayıldım, ohh sanki dersin babamın mekânı.

Neyse, efendime söyliiyim; ben işte böyle yayılırken, o da konuşacak bir konu açma telaşıyla hemen farklı ülkelerdeki sikiş maceralarını anlatmaya başladı. Bende ağzım açık dinledim de dinledim. İçimden de "öff bu ne mal yaw" deyip durdum. Ama yani öküz, hayvanoğluhayvan insan böyle bi konu açacaksa bile biraz tanışır değil mi, ama yok bu benden daha mal çıktı. Mübareğin gitmediği ülke de kalmamışki. "niye bu kadar çok geziyorsun" diye sorduğumda da "ya akşama kadar çalışmaktan, gün boyu kazandığım parayı yemeye fırsat bulamıyorum, işte bu yüzden bende yılda 2 defa tatile çıkıp hepsini bitirip geliyorum" diyecek kadar da dürüst ve aptal. Ayy dur devamını sonra yazıyım. bu aralar yazarken sıkılıyorum.

4 yorum:

pırassa dedi ki...

''Yarrak denilen şey olmasa yaşam son bulur, hayatımız alt üst olur.''
çok doğru çooook:)

anlatsam bi bok olmaz dedi ki...

insan elindekinin değerini boşaldıktan sonra anlıyo :D

bisexie dedi ki...

"""Bi de "iyi biri" olmaktan nefret ediyorum. Çünkü ben aşık olmak istiyorum, iyi biri değil.""

sabahın bu saatinde azıma sıcılması pek hoş oldu cidden.

ps: bu blogu okuyunca depresyona giriyorum. bi kraliçe bu kadar renksiz hiç bi şeyin sahibi olamaz! blog olsa bile.
:*

ps2: mail fln bi ulaşınız efenim. ekseriyetnen bir kitap okumanız lazım, önercem bekliyore.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@anlatsam bi bok olmaz;

sabah sabah beni kopardın. ahahahaha çok sağol.