Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

8 Şubat 2012

Eldekilerin bi sikim kıymeti yok, çünkü kendimiz gibi birilerini arıyoruz.

Geçen akşam istiklal'de şıkır şıkır dolanırken biragöbeği'nden "nerdesin, ne yapıyorsun" mesajı geldi. Ben de "istiklal'de dolanıyorum" diye yanıt yazdım. Aradan bir kaç dakika geçti, yine mesaj geldi "benim de canım sıkıldı. istiklal'e doğru yürüyorum" diyordu. Sonra bi an "aaa ne güzel. hadi buluşalım" diye mesaj atcaktımki, hem kontörüm gitmesin, hem ben mesaj atmayınca o arar diye de düşünerek yanıt yazmadım.  "Hem zaten ben istiklal'de olduğumu söyledim, onun böyle mesaj atmasına gerek yokki, arasın işte canım" diye de düşünmeden edemedim ve mesaj yazmayıp dolanmaya devam ettim.


Sonra bi ara yine baktım mesaj geldi "ben eve geçtim, zamanın varsa sende gel, bi kahve içelim" diyordu. Zaten aramamasına kızmıştım, bide bu mesajı görünce hepten bozuldum. Abi ne demek "gel bi kahve içelim" ohaaa yani, çüşşş öküz çüşşş yani. Ulan biz senlen yatağa girmişiz, birbirimizin götüne dil atmışız hala altan alan taraf olup "zamanın varsa gel de bi kahve içelim" demek de ne oluyor amcık? Bide o mesajlaşmalar da neyin nesi götoş. İnsan arar derki "merhaba, ben istiklaldeyim sende buralardaysan görüşelim mi?" Bende zaten dangalak değilim ya, o gece kendi rızamla altına girmişsem, bugün de seve seve "evet" derim yani. Ee ama sen bunu da yapmıyorsun ve hala mesaj gönderip "zamanın varsa bi kahve içelim mi?" bahanesine sığınıyorsun. öfff bi çekil şurdan ya, lütfen ya.

Bu tür şeyleri sevmiyorum işte. Ne bu abi ya. Biz senlen yatağa girip saatlerce sevişmedik mi, yarrağımıza öpücükler kondurup "canım" demedik mi? Ee artık bu saatten sonra "gel bi kahve içelim bahanesi"ne sığınmakta neyin nesi oluyor, ne bu kendini ağırdan satma çabaları, ne bu yapaylıklar, ne bu ecdadına dümdüz sövdürtme çabaları, ne bu götü kalkık olma durumları amcık.
Hayır tamam, fiyatını bilmeme rağmen kendini yine ağırdan sat da, insan en azından yatıp kalktığı birine karşı böyle şeyler yapmaz. Ayıptır yahu. Bi de ben istiklal'deyim dedim, sen de bi daha "istiklal'deyim" diye mesaj atma, bunun yerine "anamın amındayım" diye mesaj at bari. İnsan öküz olur da, bu kadar da öküz olmazki.

Onun bu hareketinden sonra; tüm kontörüm bitti bitecek, biterse bitsin ammına koyim korkularına rağmen aradım ve sonuçta böyle kendi kendime kızan ben, adamın sesini duyar duymaz bi yumuşadım, bi yumuşadım ki, bi anda göt silmek için "çok özel" olarak üretilen kağıt havlular gibi yumuşacık olup çıktım. Kahve teklifini kabul ettim ve tıpış tıpış ona gittim.

Eve girmiştimki, her tarafından yapaylık aktığı fazlasıyla belli dudak üstü söylenen "hoşgeldin"le salona geçtim. Ah bir anlık yarrak sevdası insanı ne hallere düşürüyor. Adamı, benim gibi bir ite bile kul köle ettiriyor. Benim gibi bir it bile bir anlık göt sevdası için, karşısındaki öküze karşı nasılda kırılıp dökülüyor.

İçerde televizyon açıktı ve bizde öyle oturup haberleri izleyip siyasetçilere ana avrat küfrettik. Her ibnenin RTE den nefret etmesi gibi biragöbeği'de RTE den nefret ediyordu. Ben ise RTE yi nefret edilecek değerde bile bulmadığım için, ilgisizdim. Sonra ülke gündeminden, yunanistanın sıkıntılarından devam edip giden yapay haberlerden sonra, biragöbeği kalkıp bana kahve yapacağını söyledi. Bende "siktir et kahveyi yatak odasına geçelim" dedim ve götüne yapışıp başımı omzunun üstünden bir yılan çevikliğiyle uzatıp alt dudağından öptüm. Mutfakta koklaşa koklaşa yatak odasına gittik ve geçen seferki gibi yine ayrı ayrı soyunduk, sonra da yine hayvan gibi seviştik.
Ama bu sefer bi farklılık vardı. Adama karşı soğumuştum hemde inanılmaz. O yüzden bi an önce boşalıp çıkmak için sabırsızlanıyordum. Sonra bi ara dayanamadım, 69dayken ağzına boşaldım ve olayı noktaladık. Ayrı ayrı soyunduğumuz için, ayrı ayrı giyindik ve sırt çantamı aldığım gibi "ben çıkıyım" dedim ve çıktım. Hoşgelgin öpücükleriyle içeri girdiğimde, güle güle öpücükleriyle çıkarım sanıyordum ama öyle aceleyle çıktımki, güle güle öpücüğünü bile, dudakarası görüşürüzlerle atlamıştık.

Oysa o ilk gece neydi öyle. Resmen ölüp bitiyordum adama. ama şimdi.
Şimdi ne oldu da böyle soğudum anlamadım. Belki yapay olmasa, belki kendini ağırdan satmaya kalkışmasa soğumam diye düşünüyorum ama yok lan, sanırım adam çirkindi diye soğudum. Gerçi tanıştığımız gece de çirkindi, şu an bi fark yokki. Ama o gece daha içten, daha samimi, daha ben gibiydi. Şimdi ise böyle bi kasılma, bi ben tek varım havaları varki adamda, resmen gördüğüm yerde selam vermeden arkamı dönüp yol değiştiresim geliyor. Özet olarak: aradığım adam biragöbeği de değil =(

1 yorum:

Adsız dedi ki...

bu kadar başarısız denemelerinden sonra bence bir kıza takıl ve sik..belkide aradığın odur:)