Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

9 Aralık 2011

Popon bir kum torbasıysa, gelen gidenin çakıyor olmasına fazla alınma

Geçenlerde burda yazdığım ve hemen sonrasında Time dergisine kapak olan sex bağımlılığım hakkındaki yazıdan sonra, konuyla ilgili mail yağmuruna tutulunca, (hepi topu 2 taneydi) siz sevgililerimi bilgilendirmeye karar verdim. Zaten yazacak bi bok da bulamıyorken iyi bi fikir gibi duruyor. İyi bi fikir değilse de ne yapalım yani gidip boğaz köprüsünden mi atlayalım. Hem buralar biraz kalabalık görünsün. Baksana sevgili blogumda son zamanlarda iyice kuş uçmaz, kervan geçmez, kimse yiyişmez oldu" deyip konuya sazanlamasına atlıyorum:

Malum ülkemizde henüz sex bağımlılığı pek bilinen bir bok değil. Yada biliniyor ama, benim dışımda kimse sikişmediği için olsa gerekki hiç kimsenin bu konuda bi sorunu yok. 
Neyse işte olurda bi gün bu boka bulanırsanız, yani tavşanlar gibi sikiştiğiniz için kendinize sex bağımlısının teki olduğunuzu itiraf edip doktora giderseniz ve doktor beyfendilerle hanfendiler, size "aile geçmişiniz" ile ilgili bir kaç saçma sapan soru sorduktan sonra, sonuç olarak sizin yarrak hastası veya amcık bağımlısı veya göt delisinin teki olduğunuzu kesinleştirirlerse, en erken önümüzdeki yıla terapilere başlamanızı salık edip, siktiri basıyorlar.
"Neden önümüzdeki yıl?" dersen "çünkü eşşeğin zikinden dolayı" demeyeceğim, bunun yerine "çünkü dostum tüm doktorların randevu defterleri dolu ve bu doluluktan anlıyoruzki, Türkiye denilen bu bok çukurunda akıllı tek bir adam yok" diyeceğim. Tabii bu arada size sıra gelinceye kadar da, mecburen ülke nüfusunun geri kalanıyla da yiyişeceksiniz. Başka çıkar yolu yok. O yüzden sike sike bekleme listesine adını yazdırıp bol bol bekleyeceksin.
Ha paran varsa sağda solda sürüyle özel psikiyatr falan var. Ama  ne yazıkki bende para yok ve bu yüzden hala beklemedeyim..

Beklerken de, dedim bari "benim gibi cinselliğin bokunu çıkarmışların, etrafındaki insanlara bakışları hakkında bi iki siktiriboktan şey yazayım." Bunlar yüzdeyüz doğrudur demiyorum. Öyle bir iddiam olmadı, olmayacak. Çünkü canım sıkıldı diye yazıyorum. O yüzden okurken sadece okumak için oku, tartışmak için okuyacaksan kusura bakma sana ayıracak zamanım yok. O yüzden lütfen siktir ol git!
Çünkü sevgili canlarım tartışmakla asla bi yere varılmaz. Varan varsa da, bi zahmet getirin nasıl varılacağını bize de öğretsin. Bizde tartışıp gideceğimiz yere varalım..

Sex bağımlısıysanız, cinsel tercihinize göre etrafınızdaki insanları "bol taşşaklı yarrak" veya "etli amcık" veyahutta "götün teki" olarak yalnız görüyorsunuz. Diğer insani özelliklerini ise yatağa girdikten çok sonra farketmeye başlıyorsunuz.
Mesela yatağınızdakinin bir sanatçı olduğunu boşaldıktan anca bir kaç dakika sonra; yani kalbinizin az önce sikinizin kafasına gönderip geri topladığı kanı alıp, beyninize pompalamaya başladıktan saliseler sonra anca farkediyorsunuz veya aslında belediyede çalışan bir çöpçü veyahutta tinercinin biri olduğunu.
aaa bu arada yeri gelmişken itirafın gözüne çakıyım;  tinercileri sanatçılara tercih ederim. Çünkü adamlar akşama kadar tiner çektiklerinden dolayı herkesten daha çok ince ruhlular.

Hem zaten düşünsene, yiyiştiğin adamın sanatçı olmasının, yatakta sana ne yararı var ki? İnan tinerci diye, çöpçü diye dönüp bakma tenezzülünde bulunmadığımız adamlar, yatakta sanatçı kesiliyorlar. Sadece içinde bulundukları durumdan utanmadıkları için kıymetleri bilinmiyor o kadar. Ama bana "tinerci mi, çöpçü mü daha iyi bir sanatçıdır?" dersen. Kesinlikle tinerci derim. Bence onlarla sevişmek sanat yapmanın ta kendisidir. Çünkü ödün bokuna karışmışken biriyle öpüşmek, onunla bakışmak büyük cesaret ister. Ve biliyosun "eğer icra ettiğiniz sanat, sizi ve çevrenizdekileri derinden sarsma özelliğine sahip değilse, bu sanat değildir. Sadece iş olsun diye yapılmış her hangi bi boktur."
Ve ben söylemesi ayıptır, sırf iş olsun diye bi şey yapmaktansa, sırf iş olsun diye hiç bir şey yapmamayı tercih ederim. İşte buna da gerçek sanat ederim.
Hem tinercilerle yiyişmek demek kendi kaderine kafa tutmak, silahı kafana dayamak demektir. Çünkü onunla yalnız kaldığın ilk anda, neresinden çıkardığını bilmediğin 2 ucu sivri kelebeği çekip "giy o donu ve sökül paraları" diyebilme... Neyse konu bu değil, konu bunlardan nasıl kurtulunulur olacaktı.

İlk zamanlar "çok fazla sikişmiyor musun?" imasında bulunanlara "ayyy hayıııır, ben cinselliğimi yaşıyorum,  bağımlı falan değilim tağğaam mı?" diye tripli hava durumlarında dolanıp kendince karşındakinin ağzının payını verirsin.

Bide bunun sikişirken kendini "aşk yaşıyorum" havasında sanma olayı varki "offfff" ki ne offf. Oysa sende bilirsinki "aşk" yaşıyorum derken, yarraktan başka bi şey yemiyosundur. Zaten karşına çıkan herkesle "sikiştiğini" değil "aşk" yaşadığını söyleyip vicdanını rahatlatma yöntemini bilinçli olarak seçtiğinin de farkındasındır. Ama sonra işte bi gün yalnız kalıp, kendini "aşklarım nerde?" diye düşünürken yakaladığın anda işin bitmiş, vicdanın alt üst olmuştur.
Bu yüzden, eğer sperm kokulu bu meyhoş rüyadan uyanmak istemiyorsan, düşünmeyi kendinden çok uzak kimsesiz bi köşede, içindeki çocuğun ulaşamayacağı kadar yüksek bi yerde sakla..

Sex bağımlısı için, sex yapmak demek; yemek yemek gibi, su içmek gibi, nefes alıp vermek gibi alışılmış hayati bir ihtiyaç haline gelir. Nasılki nefes alamazsan yüzün morarır, artık öleceğini anladığın için ödün bokuna karışır. Nasılki bi kaç gün yemek yemezsen, bedeninin açlıktan öleceğini anladığın için bi gözün toprağa bakmaya başlar, işte sex bağımlısı da bi kaç gün sex yapmazsa aynen böyle olur.
Aslında sexi bu kadarda kötülememek lazım. Çünkü sonuç olarak evet sex tam olarak budur. Yani bir ihtiyaçtır. Ama sex bağımlılığı, her şeyin azının daha uygun olduğunu çoktan unutmuş olmandan kaynaklanan bir dengesizliktir ve unuttuğun için de, seksi; tadı damağında kalacak leziz bir yemek olmaktan çıkarıp, bol mayonezli en kalitesiz hamburger yerine koymaktır. Hamburger yedikten sonra ağzını yüzünü bi güzel temizle. Üstünü başını düzelt. Misafirlerin karşısına çıkacakmış gibi biraz tertipli, düzenli ol..

Sex bağımlısı olmuşsan, sevişmek artık sana zevk vermez. Çünkü artık "tak fişi, bitir işi" moduna girmişsindir. Bu moddan da yavaş yavaş uçlara kaymaya başlarsın. Burda bi ara iç sesinin çığlıkları yüzünden kendine gelir gibi olursun, ama iç sesini hiç bi zaman siklemediğin için, bu farkına vardığın anı da siklemezsin. Artık kendi cinselliğinin kölesi olmuşsundur. Cenaze evinin çanları senin için çalıyordur. Uyan da tek başına balığa siktir ol git..

Sex bağımlıları eskiden dönüp bakmayacağı herkese dönüp bakmaya, bu baktıklarının arkalarından karanlık sokaklara korkusuzca girmeye başlarlar. Çünkü sex bağımlıları, zenginden alıp, fakire vermeye, yada; nonoşdan alıp, kırolara vermeye başlarlar.
Mesela en popüler karanlık sokaklardan biri de Taksim parkıdır. polisin bile girmeye cesaret edemediği kuytuda, gecenin bi yarısı kim cesaret edip, dalında 2 yaprak yalnız kalmış ağacın altında 2 saat çişini yapmaya çalışırki?

Bu arada, eğer sex'de sınırları ortadan kaldıran gerçek bir ahlaksızsan, gerçek bir orospuçocuğuysan, gerçek bir anası kimin tarafından sikildiği bilinmeyen biriysen hoşlandığın yaş grubu değişebilir. Zaten bağımlılığın sırasında denizdeki dalgalar bile, senin hızlıca değişen yaş grubun karşısında daha sakindir. Tabiri caizse yaş grubunun ammına koymuşsundur. Hazır yaş grubu demişken;
Şimdi çocuklardan uzak dur ve dünyaya gelmek için teptiğin yolu gerisin geri emekleyerrek siktir ol git..

Bi yerden sonra "kim olsa yatarım abi" hava durumlarına girersin. Çünkü artık sadece sikini sokacak bi delik veya vucudundaki deliklerden birine girecek bi sik arayan götün teki olmuşsundur. Hala durman gerektiğini ve hatta ilk ışıkda sağa sapıp bedenini bi  kenara çekmen gerektiğini anlamıyorsan; dostum kusura bakma ama "hayatımın aşkı" dediğin o beş para etmez adamlar, senin o boklu götünü sikerken popona bir kum torbası gibi davranacaklar. Bu yüzden her terkedildiğinde ağlamayı kes, zırıldamayı kes. Hatta sesini kes. Çünkü zırıldayarrak ağlamaya hakkın yok. Ve biliyorsun, göz yaşı sadece ruhu güzel olan insanlara yakışıyor..

Bağımlılığın en kötü taraflarından biri de modern görünsünler diye "sex oyuncağı" denilen tatlımsı bir isimde anılan alet edavatlarla tanışmaktır. Aslında bu aletlere merakın sebebi bedenini keşfetme isteğiyle alakalı da olabilir. Sebebi her neyse artık bilmiyorum ve inan sikimde bile değil. Bu tatlımsı alet edavatla tanışmışsan ve yalnızsan artık zamanın çoğunu onlarla geçirirsin. Yokluklarında ise buzdolabındaki sebze meyvelerle oyunlar oynarsın. Eğer bu aşamaya gelmişsen işte sana önerim:
Şimdi elindeki salatalığı yavaşça yere bırak ve derhal bi kaç posta osbir çek.

Hazır konusu açılmışken, bide "sex bağımlılığından kurtulmaya çalışırken yaptığım şeyler"den bahsedeyim. Denedim bende yüzdeyüz işe yarıyor, umarım sende de işe yarar:

Eğer sex bağımlısıysan, bi süreliğine topluma karışmaktan uzak duracaksın ve hatta sokakta yürürken de insanların gözlerinin içine bakmayı kesip, önüne bakarak yürüyeceksin. Hem bak gör, bu işte kazançlı bile çıkacaksın. "Nasıl kazançlı çıkıcam?" diyorsan anlatıyım;
Geçenlerde yine böyle önüme bakarak yürürken, Mecidiyeköy metrobüs durağının az ilerisindeki durakta 50 tl gördüm ve ortalık iyice sakinleştikten sonra, kimseye çaktırmadan parayı aldığım gibi cebime atıp tüydüm ordan.
Sonra tabii vızıldayan vicdanım yüzünden, parayı götürüp selpak satan dilencilerden birinin eline sıkıştırdım ama demek istediğim şey, önüne bakarak yürürken dikkatli bak. Vicdanlı micdanlı biri değilsen çok kazançlı çıkacaksın.
Neyse konu fazla dağılmadan, neden önüne bakarak yürümen gerektiğini söyliyim:
Çünkü etrafta onca yakışıklı varken insan uslu duramıyor. Bu yüzden bi müddet "evden işe, işten eve, evden bara" olaylarını terketmen lazım. Bunun yerine şöyle yapıcaksın:
"Evden işe, işten eve, evden işe, işten eve, evden işe, işten eve..."
Görüyorsun değil mi, okurken bile çok can sikici.
Hayır, hayır hayır... Az önceki cümlenin içindeki "sikici"yi noktalı okumayacaktın. Çünkü gördüğün gibi değil, cümleyi gördüğün andan daha kısa bir sürede, beyninin sana yaptığı uyarıyı dikkate alıp, cümlenin gidişatına göre "sıkıcı" diye okuyacaktın. Seni denedim dostum ve sen, daha ilk denemede kaybettin. Bana göre sen, asla iflah olmayacaksın.
Ama tabii allahtan ümit kesme. Çünkü rivayete göre; şeytan'a bile "sana verilen süre dolduğunda cehennemin dibine gideceksin" denilmiş olmasına rağmen, o bile hala allah'tan ümidini kesmedi. O yüzden beni boşver, ümitlenmeye devam et..

Sex bağımlısı bi piç olduğunu farkettikten sonra ilk yapman gereken şeylerden biri de porno film izlemeyi bırakmaktır. O hafif dobişko göbekli, kirli sakallı iki bedenin birbirine girmesini bi müddet izlememen lazım. Onların birbirini sevmelerinden uzak durmalısın. Çünkü onlar para kazanmak için sikişiyorlar, senin gibi bir arayış içinde değiller. Onların karşısındakine attığı her posta, banka hesaplarına 100 dolar yattığı anlamına geliyor. Senin burda kazancın olmadığı için, hemen pornodan uzak durup, kendini; biraz kitap, biraz blog, biraz da porno dışında dünyanın en boş işlerine vereceksin. Eğer kurtulmak istiyorsan, pornodan sike sike uzak kalmak zorundasın.

Aaa bu arada, nette dolanırken tanımadığın ve belki hiç tanımayacağın hayvanlarla olan cinsel içerikli yazışmalardan da uzak durman lazım.
Bide biliyorum bunu dediğim için "yok artık ebenin ammı" diyeceksin ama ne yazıkki takıldığın ibne sitelerindeki hesaplarını da bi müddet kullanmanı yasaklıyorum :(((
Bu en zorudur biliyorum. Ama yapmak zorundasın.
Hayır hayır sakın silme. Sadece "o sitelere bi müddet girme" diyorum. Çünkü biliyorum; eğer hesabını silersen en fazla bir iki güne kadar dayanamayıp tekrar açacaksın ve bu sefer kudurmuş halde herkese "acil sevişecek birini arıyorum" diye mesaj atmaya başlıycaksın..
Dostum, dostum, güzel dostum. Ben bu yollardan onlarca defa geçtim. Hep "yapmam, etmem" dedim ama olmuyor. Orospunun tövbesi, yarrağı görene kadardır derler. Şimdi bi orospu olduğunu kabullen ve rahatla. Rahatladıysan, orospunun yaptığını yapmaktan birazcık geri kal. Yani yarrak görmeyi azaltman lazım. Yarrak gördüğün yerde de arkanı dönüp hiç bi şey görmemiş gibi ıslık çalmaya başlayıp havaya bakarak yürümeye devam et.
"Aaa saçmalama" dediğini duyar gibiyim. Biliyorum canım biliyorum, ordan bakınca iyice saçmalıyor gibiyim. Ve hatta yarrağın, amcığın, götün; dünyadaki en güzel şey, olduğunu da biliyorum. Ama sex bağımlılığından kurtulmak istiyorsan başka seçeneğin yok..
Çünkü en sonrasında; güzel günler göreceğiz, güneşli günler...

16 yorum:

aşure dedi ki...

evet, ben de senin gibi bir seks bağımlısıyım dostum. hatta senin deyiminle senden iki tık ötede bir seks bağımlısı... uyuşturucu kullanmadan sevişemeyen ve o gördüğün porno filmlere özenip de eskortluk yapmış olan bir seks bağımlısıyım. daha doğrusu bağımlısıydım demem gerekirdi sanırım. çünkü bir süre sonra bunların hepsi o kadar çok tüketti ki beni, biraz istek ve bir sevgilinin desteğiyle çıkıp gitti şimdilik hayatımdan. bir daha da geri gelmesini istemiyorum. burada diğer yazılarından da okuduğum kadarıyla, kendine bazı konularda kapıları kapatan yine kendinsin. düzenli bir ilişki bence bütün yöntemlerden daha iyi bu konuda ama sen birisiyle sevgili olmak konusunda bahaneler bulup duruyorsun bence, özgürlüğüne düşkünsün, birisiyle sevgili olmak istemiyorsun ve bahaneler buluyorsun. biliyorum, çünkü aynısını ben de yaptım.

Hayat_Erkegi dedi ki...

Biraz haklı gibisin. Çünkü sanırım ben; herkes benim olsun, ama ben kimsenin olmıyım istiyorum.

özge dedi ki...

tenlerin birbirine teması, iki tenin birbirine karışması "bir" olmasından başka insanı hayata bağlayan başka bir şey olsa olsa elde edemediğimize duyduğumuz özlem, elde edilen ama kaybetmekten de deli gibi korktuğumuz bağımlılıklarımızmış gibi gelir bana hep..

seks bağımlılığı daha önce de yazdım aslında kolay anlaşılabilecek bir şey değil. yani seksi sevmek ve bunu yaşamak istemek insanı seks bağımlısı yapmaz. hayatımızı ciddi anlamda etkilemeye başladığı an yani iradeyi yok etmeye bize yön çizmeye gidişatı sekteye uğratmaya başladığı an, tehlike çanları da çalıyor demektir.

insanın tanımadığı kadınlarla veya adamlarla ilişkiye girmesi ahlakçı bir gözle bakmazsak ki bakmamalıyız etkilenmek kapsamında beğenmek kapsamında gayet de sıradan bir haldir bana göre. fizyolojik ihtiyaç diye bir şey var. ama işte bu bağımlılığa giden yolda da ilk adım aslında.bu durumu ne kadar çok yaşarsak bağımlı olma riskimiz artar bu sebeple dikkat etmek gerek..

hayat erkeği çok güzel bir şey yazmış herkes benim olsun ben kimsenin olmayayım demiş. bu cümle onun kendine güvenini ve gücünü de gösteriyor.ama hayat erkeği, karşına çıkacak ayakları yere basan güçlü ve kendine güvenen "özgürlüğüne" düşkün seni de "çok" seven biri olduğu zaman bu sözü yumuşatmak zorunda kalabilirsin belki. ben sevdiğimi özgür bırakabilirim diyebilir misin mesela ?

Hayat_Erkegi dedi ki...

özge sana cevaplar hazırlayıp gelcem =)

aşure dedi ki...

belki de kendini bir ilişkiye adamaktan korkuyorsundur ya da bi ilişkiye başlarken arayan ve ilgilenen tarafın karşındaki olmasını isteyip oyunlar oynarken bi anda kendini tek gecelik ilişkilerin içinde buluyorsundur ya da hoşlandığın kişi seni aramıyordur ve sen unutmak için gidip bi başkasıyla yatıyorsundur. aşk arıyorum diye ortada dolananlara kıl olurdum her zaman ama aslında önemli bi çıkar var sürekli ilişki yaşamakta. uzun veya kısa, birisiyle bi şeyler yaşarken duygusal bir şeyler yaşayacakmış gibi başlamak lazım ya da bi süre birlikte olmak lazım ki tek geceliklerden kurtulasın. ne bileyim işte. zaten bi gün biz bu işleri bırakmasak da bu işler bizi bırakacak, herşeyin bi sonu var. bi gün sönecek içimizdeki bu ateş heralde, yaktı kavurdu heryerimizi bitirdi bizi :)

Hayat_Erkegi dedi ki...

sevgili @aşure =)

ahaha "sevgili aşure diyince bi an kendi kendime gülüp durdum =))))

neyse, ciddileşip konuya geçiyorum;
aslında birine bağlanmaktan korkmuyorum. bir ilişkinin içinde kaybolup gitmek bile istiyorum. ama yok olmuyor. olmuyor derken, neden olmuyorunu şöyle açıklıyım:

İlk yorumda şunu demiştim "herkes benim olsun, ama ben kimsenin olmıyım istiyorum." neden dersen;
çünkü hayatım boyunca birilerinin olmak için çırpınıp durdum. hep bana sahip çıkacak, beni koruyacak, beni saracak bir çift kol kanat bekledim. Olmadı değil oldular ama, ben fermuarımı kapatınca da yok oldular. her defasında böyle olunca çok üzülüyordum. sonra "belki de kendimden ödün vermeliyim" diye düşünüp karşımdakinin istediği gibi oldum. aranan sevgiliydim ama baktım yine olmuyor..
sırf doğru kişi karşıma çıktı diye defalarca hayata sıfırdan başladım. elimdeki tüm her şeyi gözümü dahi kırpmadan bi anda geri de bırakıp yeni bir hayat başladım. ama çok geçmeden bazen bir sahilde, bazen bir parkta, bazende bir sokağın tam ortasında terkedildim. nereye gideceğini bilmeyen bir köpek yavrusu gibi gelip geçenlerin gözlerine bakmaktan başka çarem yoktu. o kadar şaşkındımki ağlamam gerektiğini bile bilmiyordum, o kadar inanmıştımki elimde beş kuruş para bile kalmamıştı, o kadar sevmiştimki onsuz yaşayamayacağımı sanıyordum.
ama olmadı, yaşadım. cebim her meteliksizlikten sonra yine para gördü. her terkedilişten sonra yine aşık oldum veya olduğumu sandım.

ama dediğim gibi işte, belki artık "birilerinin olmayı" değil "birilerinin benim olmasını" istiyorum. çünkü ben yıllarca birilerinin oldum bi bok olmadı. şimdi yıllarca birileri benim olsun, bakalım ne bok olacak. yani benim olsunlar derken, bunu ilişki yaşamaktan korktuğum için söylemiyorum, yaşadıklarımı tekrar yaşamamak için söylüyorum.

öte yandan, evet haklısın. elimdekini kaybedince, onu unutmak için hep başka bedenleri kullandım. ama kullandığımın da farkında olarak kullandım. karşımdakine de bunu hep söylemişimdir. yani onu kullandığımı hep bilmiştir. unuttuktan sonra da acısızca ayrılmışızdır. aslında bunlar içinde aşık olduklarım ve bırakamadıklarım da olmuştur, ama bu sefer onlar beni bırakmışlardır.

velhasılkelam sözün özü:
aşk ararken, çatır çatır sikiştim ve sonra bağımlısı olup çıkınca da böyle saçma sapan biri olup çıktım. şimdi farkında olduğum bi durumdan kurtulmak için çabalıyorum.

Evet çok şükür kurtulur gibiyim de.
Çünkü takıldığım çevreye, arkadaşlarıma ve hatta her şeye format attım. kimseyle görüşmüyorum, buluşmuyorum ve gittikçe daha iyi olmaya başladım.
kendimi daha iyi hissetmeye başladım. şimdi geriye;
hayatıma birini alıp, kapıları arkadan kitlemek yalnız kaldı.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@özge

insanı hayata bağlayan bir çok şey var, ama sex yapmak kadar hayata sağlam bağlayan başka bir şey yok =)
çünkü sex yapmak insanın hayvani yönünü doyuruyor ve doyan bu hayvani yönümüz sayesinde, kendimiz için ilham verici şeyler yapabiliyoruz..

sex bağımlı kolay anlaşılabilecek bir şey değil demen konusunda "evet belki haklı olabilirsin" diyorum. çünkü kendime karşı taraftan bakmak için bundan tamamen arınmış olmam lazım.

diğer yandan tabikide "seks yapmayı sevmek" demek, sex bağımlılığı sayılamaz. eğer böyle sayan varsada ciddi anlamda psikolojisi bozuktur. kesinlikle sağlıklı bi insan değildir. ama sex, eğer ki hayatımıza yön vermeye başlamışsa ve biz her fırsatta sex yapmak için yanıp tutuşuyorsak bu pek iyiye işaret değildir. o zaman kendine dönüp bi "dur" demek lazım..

tanıdığımız veya tanımadığımız birileriyle sex yapmak konusunda ise ahlakçılık yapmaya hiç gerek yok. hatta lafı uzatmadan şöyle desem daha doğru olur:
eğer konu sex ise, ahlak bi kenara bırakılmalıdır, sonra konuşmaya başlanılmadır. hem sex konuşurken kimin ahlak yapısı dikkate alınacak ki?
işte bu yüzden konumuz sex ise, "en ahlaklı benim" havalarını bırakmak lazım.

son olarak "karşına çıkacak ayakları yere basan güçlü ve kendine güvenen "özgürlüğüne" düşkün seni de "çok" seven biri olduğu zaman bu sözü yumuşatmak zorunda kalabilirsin belki. ben sevdiğimi özgür bırakabilirim diyebilir misin mesela?" diye sormuşsun. cevap olarak:

evet kendime güveniyorum, evet güçlüyüm, evet evet evet.
ama karşıma; ayakları yere sağlam basan güçlü ve kendine güvenen özgürlüğüne düşkün ve beni de çok seven biri çıktığı zamanda bu sözümü hafifletmem. çünkü kendimi başkasıyla paylaşabilirim, ama benim olanı asla paylaşmam ve buna kesinlikle karşıyım.

özgürlüğünü ise "karşımdakinin yalnızca benim olduğunu" bildiğim müddetçe asla kısıtlamam. cehennemin dibine kadar yolu var =))

ama aksi takdirde asla, izin vermem, ağzını burnunu kırarım =))))))

aşure dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
özge dedi ki...

aşure arkadaşın yazdıklarını okurken aklıma bir şey geldi onu yazmak istiyorum ilk başta. ben tüm yönelim kalıplarını birer dayatma olduğunu inananlardanım ve kişilerin bu dayatmadan aldıkları pay noktasında kendini tanımladıklarını. heretoflexible homoflexible gibi tanımlamaların da "bu zorlamaya" yeni getirilmiş tanımlamalar olduğunu düşünüyorum. bu noktada kinsey raporlarındaki ayrımlar bana daha mantıklı geliyor. biseksüellik kavramı en güzel bu raporlarda anlatılıyor keza.

sevgili hayat erkeği genel ahlak denen zırvaya hiç inanmadım. ahlakçılığın homofobiden tut her türlü fobinin tek kaynağı olduğunu da biliyorum. bu sebeple seksin, yönelimlerimizin ahlakla ilgisi yok hatta eşcinsel aktivistlerin genel ahlak kimin ahlakı sorusu çok önemli ve içselleştirilmesi gereken bir soru... sevişmenin kişinin bedenini paylaşmasını da ahlakla açıklamam. tercihtir seçimdir bazen mecburiyettir kimi zaman tepkidir..

ben bir erkeği paylaşabilir miyim? şimdiye kadar hiç başıma gelmedi. aslında sevgililerimin başka bedenleri merak etmesinde sorun yok gayet insani bir şey yadırganacak bir şey yok.. ama belki korktum bilemiyorum bana sevgisi azaları mı uzaklaşır mı kısaca egolarım yüzünden aslında korkularım sebebiyle izin vermedim. şimdi durduğum noktadan ileriye baktığımda kişi özgürlüklerini belki de içselleştiremektendir bu yaptığım diye bakıyorum olaya..
kendimi sorguluyorum düşünüyorum. özgürlüğe kişiliğe insana ve bunlarla vücüda gelmiş gerçekliğe daha fazla kafa yormalı diyorum..
"kendime güvendiğim" kadar karşımdakine de güvenmeliyim diyorum.

karakedi dedi ki...

lan ne kocaman kalbin var senin öyle ^.^ bi an için senin saçını, başını öpesim geldi! kendini hep sev emi!

(¯`·._.·[ (Afilli Yazar) ]·._.·´¯) dedi ki...

Uzun zamandır bu kadar keyifle yer yer gülerek, yer yer iç geçirerek bir blog yazısı okumamıştım. Çok yaşa sen! :) Hemen ardından yetinemedim yorumları da okudum tabi ama aşure arkadaşın yazdıklarının içimi kabarttığını söylemeden edemeyeceğim. Tabi kabartan o değil aslında kabaran benim ve birileri buna köstek oluyor. :)
Yazıya gelince... Hem çok tanıdık hem çok yabancı olduğum bir konu olduğunu belirtmeden edemeyeceğim. Tanıdığım çünkü gerek etrafımda seks bağımlısı olarak yaşamış ya da hala yaşayan insanlar var. En kötü takip ettiğim onlarca blog yazarı var ki bu da yaşamadığım seks bağımlılığı hakkında yeterli teorik bilgiyi görmemi sağlıyor. Yabancıyım çünkü teorik olan pek yaşamsal gelmiyor. 25 yaşındayım, eşcinselim. Şimdiye dek günü birlik bir seks deneyimim olmadı. Olmadı çünkü istemedim. İstememe nedenim çok şuurlu değildi başlarda tamamen muhafazakarlık ve aşırı romantiklikti. İstediğim ve beklediğim şey (ki hala öyle) çok basit; biri benim olsun beni sevsin, ben birinin olayım yalnızca onu seveyim. İşin cinsellik kısmı dışında birlikte yapacağımız şey çok samimi iki dostun yapabilecekleri şeylerden ibaret. ''Hadi astronot kıyafetlerimizi giyelim bu gece ayda takılacağız'' dese sevdiğim onu da yaparım tabi. :) Yani yapabildiklerimden ibaret görmüyorum yapabileceklerimi.
Neyse konu bu değildi, hem kim sikler şimdi benim ne beklediğimi ne vaat ettiğimi, ne istediğimi?
Yıllardır kör topal dahi olsa bir ilişki sürdüreyim ve sonu ayrılık olsa bile birbirimizi yeterince tanımış olup ayrılığımızı somut bir nedene dayandıralım istedim ama olmadı. Her seferinde bir iki ay sonra çoğunlukla gerekçe gösteremeden ''sen mükemmel bir insansın, sorun sen de değil ben de'' diyilerek terk edildim. Sorun bendeyse bile bu gerekçesizlikler yüzünden öğrenemedim. Bu bir iki ay içerisinde tabi seks olmazsa olmaz şekilde yaşanıyor. Ve sonunda şunu görüyorum ''evet seks bağımlısı değilim ama kölesiyim.'' Bir iki ay kullanılıp kenara atılıyorum sadece bedenen değil üstelik duygularımla birlikte. Sonuç olarak sözün özü sadece sevdiği adamla yatan ben bile istemsiz günübirlik değil belki ama aylık seks bağımlısı olmuşum. Evlilik gibi sevgilikte seks bağımlılığının hafifletici sebebi olarak görülüyor. Yani adı sevgililikse yaşadığınız düzenli seksin size leke sürülmüyor. Ne yani şimdi ben ve benim gibiler sizden daha mı az bağımlı oluyoruz?

(¯`·._.·[ (Afilli Yazar) ]·._.·´¯) dedi ki...

Ve tabi unutmadan aşurenin sözlerinin tersine inanarak; ''Sevgili Hayat Erkeği, seni seviyorum çünkü bana hiç benzemiyorsun.''

bisexie dedi ki...

gozlerim tansu cillerin soyleyemedigi seyden oldu sanırımi halisünasyon fln olmalı bu..

hetero seks fazlasını bagımlılık saymayan fakat, anal seks, escinsel sex de denebilir, fazlasını seks bagımlılıgı diye nitelendiren bir gay blogger görüyo olamam di mi su an?

Hayat_Erkegi dedi ki...

@bisexie neye dayanarak öyle gördüğünü anlasam, belki bi göz damlası filan tavsiye edebilirim =Pp

Adsız dedi ki...

Kara kedi meraba

Adsız dedi ki...

Sevdim seni hayat erkegi