Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

24 Kasım 2011

Bu yıl rüzgar gibi geldi geçti. Bi bok anlamadım

Artık zaman; benim hayatı siktiriboktan hızda yaşamamdan bile daha hızlı geçiyor. Ne olduğunu bilmiyorum. Neler olduğunu hiç anlamıyorum. Bi bakıyorum sabah olmuş, bi bakıyorum akşam olmuş, bi bakıyorum her şey olmuş bitmiş, bende olup-biten şeylere alışmışım..
                                                     ---------------------------
Kalabalıkta mutluymuş gibi yaşamakta üstüme kimseyi tanımıyorum. Tanıyabileceğimi de sanmıyorum. Çevremdekiler beni; her şeyi boş veren, sikine takmayan ve ağızlarından çıkan en ufak espriye saatlerce gülen aptalın biri olarak tanıyorlar. Aslında "aptal" kısmı doğru. Aslında "saatlerce gülme" konusu da doğru. Lan aslında arkadaşlarım beni iyi tanıyorlar. Ama bi fark varki; o da yanlarındaykenki beni tanıyorlar. Yalnız kaldığım anda ortaya çıkan benden haberleri yok. Kimseyi kendimle tanıştıramıyorum. Çünkü beni incitebilecekleri fikri aklımdan çıkmıyor. Bende kahkahalarımın arkasına saklanıyorum. İnsanların yanında gülebilmek, mutluymuş gibi yapmak çok güzel lan...
                                                   -----------------------------
Suyun beni rahatlattığını söylemiştim ya, suyun gözyaşlarımı kendimden sakladığını da söylemiştimya, hah işte bu ara her yalnız kaldığım anda duşa giriyorum. Duş o kadar güzelki, su o kadar sıcak ve iç ısıtıcıki bazen yalnızlıktan üşüdüğümde bile soluğu, sıcak suyun altına alıyorum. Sanki yalnızlığıma bi tek sıcak su çözümmüş gibi yaşamaya alıştım. Ama olmuyor. Duştan çıkınca yine üşüyorum. Hemde çok..
                                                   ------------------------------
Bu yıl hayatıma birileri girip, artık hiç çıkmayacak diye ciddi ciddi bekliyordum. Çünkü yıl başına "hereos" izleyerek girmiştim. Güya o diziyi izleyerek girdiğim için de, bu yıl kahramanım gelecekti. Ama gelmedi. Yıl bitecek ve sanırım o gelecek gibi de değil. O umut dağıtarak, süslediğiniz çamlar götünüze girsin.

Oysa bu yıl bi çok kişiyle tanışmıştım. Bi çok yeni kişiyle. Ama hiç biri kahramanım olmadı, bende onların kahramanı olamadım. Öylesine sperm kokusu eşliğinde bir kaç anı yaşamak için uğramıştık birbirimize. Zaten işleri bitince çekip gittiler.
Anılar...
Onların da bi değeri yok. Çünkü yazdıktan sonra unutuyorum hepsini. Unutmak çok güzel lan...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Sicak suyu bende severim, etrafima ordugum duvarlar kalkar sadece kendim olurum o suyun altinda, birak insanlar seni yine herseye cok gulen salak biri olarak tanisin zeki bilseler degisen ne olacakki, hayata-etrafina oynadigin o salak rolu aslinda senin tek koruyucun elleme birak oyle kalsin, burundugun aptallik APDALLIKDIR aslinda iyi seneler optum en gocamanindan