Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

8 Ekim 2011

Top olduğumuz için olsa gerek, yuvarlanıp gidiyoruz işte.

    Bir kaç gündür lades gibi aklımda olan deli doktoru randevusuna nihayet dün sabah gittim. Sıra bana gelmeden önce diğer rahatsızları izlemekten bıkıp hastaneden çıkıp bi tostçuya gittim. Ben tostu yerken sıra bana gelmiş ve ben olmayınca sırayı başkasına vermişler. Keşke sırayı kaçırmakla yetinseydim, ne yazıkki yediğim tostta avuç içime sığacak kadar olmasına rağmen 10 lira ödedim. Hayır yemeden önce sormak aklımda olsaydı dönüp koklamazdım bile. Ama siparişi verip tostu aldıktan sonra parasını sorunca göt oldum. Lan ben o 10 lirayla 2 gün 2 gece aksırınca, tıksırıncaya kadar yemek yiyorum. Helal etmiyorum lan paramı zalımlar.

    Sonra tostu yedim tıpış tıpış hastaneye döndümki, böyle önlüklü gençten bi adamla, yaşını başını almış bi adam "Hayat Erkeği burdamı" diye bağrışıp duruyorlar. "Benim" deyip onlara doğru gittim ve beni bi kapıya götürdüler. İçeri girmeden önce üstümde bi ağırlık, bi ne olcak hali vardıki sanki içeri girince bana işkence yapılacakmış hissine kapıldım. Ama benimle içeri giren beyaz önlüklü adamın peşinden girdiğim oda da eski sıkıntımdan eser kalmadı. Çünkü bunun yerine "burda neden 2 kişi daha var?" sorusu kafama takıldı ve bende durup, masanın öteki ucundaki top sakallı, burnunun üstünde 2-3 tane irili ufalı sivilce bulunan, yüzü uzun, saçları seyrek evden az önce apar topar çıkmış havasında olan kahverengi ceketli biraz olgunca adama baktım.

    Bu bakışmalar devam ederken bende jeton düştü ve nihayet anladım. Meğer beni çağıran çocuk öğrenciymiş, köşede oturan diğer genç kız da öğrenciymiş ve masanın diğer ucundaki kişi ise asıl adammış. Doktoru kafamda belirleyince öyle durup bana yer göstermesini bekledim, göz ucuyla "buyrun" eder gibi bir ifade takınınca solumdaki sandalyeye oturdum. Ben oturunca beni getiren beyaz önlüklü öğrenci de gidip, onun gibi beyaz önlük giyinmiş olan kızcağızın yanına oturdu. Ben onlara baktım, onlar bana baktı, doktor bana baktı, öğrenciler uslu uslu durup ellerindeki kalemlerle oynadılar doktor "evet seni dinliyorum" dedi, bende "yalnız konuşabilirmiyiz?" dedim ve doktor "ama onlarında kalması uygundur, çünkü onlar öğrenci ve ayda bir defa geliyorlar bla bla bla" falan dedi, bende "sadece 5 dakikalığına izin versinler bize, sonrasında tekrar içeri gelsinler" diye tatlı tatlı ısrar ettim ve doktor "hımfsss hımfss" falan yapıp öğrencilere "siz dışarda bekleyin ben sizi çağırım" dedi. Onlar ayağa kalkıp giderken bende onlara dönüp "çok teşekkürler" dedim ve onlar çıktığında doktora "umarım yaptığım şey kabalık değildi" dedim o da "yok yok normaldi" dedi.

    Öğrenciler çıkar çıkmaz bizde konumuza döndük ve ben işi uzatmadan, hemen ilk önce bisexüel olduğumu söyledim ve sex bağımlısı olduğumu düşündüğümü ekledim. Sonra olaylar gelişmeye başladı. Bi yarım saatlik konuşmadan sonra da pazartesi bir grubun karşısına çıkacağımı, hocalar falan olacağını söyledi ve "gelir misin" dedi. Bende "tamam" dedim ve sonra elimi uzatıp tokalaştım ve çıktım.

    Aslında doktorla konuşurken aklımda beni içeri getiren tatlı çocuğun suratı vardı. Bi yandan sorulara cevap verirken, bi yandan da acaba sadece kızı dışarı çıkartsaydım daha mı iyi ederdim diye düşünmeden edemedim. Çıkarkende koridorda gözlerim çocuğu aramadı değil. Hatta bi iki defa yolumu şaşırmış gibi yapıp yanlışlıkla girip çıktığım yerlerde de çocuğa bakındım ama ııh çocuğu göremedim. Hayır hani görsem de yapacak bir şeyim yok ama işte göt bu, can çekiyor. Ordan çıkıp işe gittim.

    Akşam kır saçlıyı aradım, amacım bu akşam dışarı çıkalım falan demekti ama o "ne zaman müsait olursun?" deyince kendime geldim ve "senin için ne zaman müsaitse o zaman buluşalım" dedim. O da "tamam yarın akşam buluşalım" dedi, bende biraz boynu bükük bi halde "aa evet çok güzel, tamam, yarın buluşalım" yalakalığına girdim. Ama yani adam evli zaten, karısının koynundan çıkarıp eğlenecek değilim ya. Ayarlamaları o yapsın biz öyle buluşalım. Bide aslında karısını çok merak ediyorum. Acaba nasıl biri falan diye. Hayır hayır rakibem olarak görmüyorum, sadece merak ediyorum o kadar. Bide sanki ona biraz biraz ısınmaya başladım. Çünkü onunla tanıştığımdan bu yana kimseye dönüp 2inci defa bakmıyorum ve bakmaya yeltendiğim anda aklıma o geliveriyor.

   Bu arada şu benim askerdeki piç vardıya hah işte o geçen ay evlendi. Hemde türk ama yurtdışında yaşayan evlenip boşanmış, 2 çocuklu bi kadınla. Hayır neye bozuldum biliyor musunuz; ben, onun gelip hayatımı alt üst etmesini beklerken, onun bi telefon konuşmamızda her zamanki sıradan mutlu haberlerden birini veriyormuş gibi böyle aniden evlendim demesi, kadının çocuklarının daha ilk buluşmalarında onun boynuna baba baba babacım diyerek sarılmalarına kadar olan detayları anlatması resmen sikti attı beni. Konuşma esnasında "aa negzel" falan diye yalan söyleyip durdum ama ne bileyim tuhaf oldum. Bunun nedeni aslında benim kendimi onun orospusu olmaya hazır etmiş olmamda olabilir. Ya da başka bir şey. Ama şimdi orospusu bile olamıycam, çünkü yurtdışına gidiyor. Geçen hafta konuştuğumuzda "bi kaç güne kadar hızlandırılmış dil kursları için istanbul'a gelebilirim" deyip duruyordu. Hatta ben onun için gidip dil kurslarına bakacaktım. Ama içimden mi gelmedi, nedir gidip bakmadım. Sikmişim onun öğreneceği dili bilenlerin hepsini. Orospuçocuğu. Onun söylediği tarihe göre, güya dün gelecekti ama gelmedi.

     Üff bu adamı tamamen hayatımdan silmeliyim, ama nasıl sileceğimi bilmiyorum. Çünkü sürekli kafamın içinde bi yerlerde en önemli anlarda kolum kadar büyük yarrağıyla karşıma çıkıp duruyor. Hayır "sadece sikinin büyüklüğünden dolayı mı onu takıntı haline getirdim, yoksa başka bir şey mi var" diye sık sık düşünmüyor değilim. Ama yok, bir şey bulamıyorum.

    Gerçi sadece sik büyüklüğü olsa, siki onunkinden daha büyük olanlarla da bi şeyler yaşamama rağmen hiç biri aklımda bu kadar yer etmedi. Bu adamda başka bir şey var. Belki de eskerde onca boku beraber yediğimiz içindir. Belki de sadece birbirimizden başka güvenecek, arkadaşlık yapacak kimsemiz kalmadığı için aklımdan çıkartamıyorumdur. Bilmiyorum. Çünkü aramızda o kadar çok "belki"ler varki, hangisi olduğuna karar veremiyorum.

8 yorum:

karakedi dedi ki...

biseksüel mi!!! üzüldüm umarım iyileşir(!) ve sadece eşcinsel olursun :P asker arkadaşının da pipisi düşsün! valla önceki yazılarında bahsettiğin kadınları unutmuşum. pazartesi randevun nasıl sonuçlanacak merak ediyorum, her şey gönlünce olsun...

Hayat_Erkegi dedi ki...

eşcinsellik veye diğer cinsellikler hakkında düşüncelerimi şurda yazmıştım;

http://hayaterkegi.blogspot.com/2011/06/ozet-bir-iliskide-seven-yalnz-sen-isen.html

doktora "bisexüelim" deyişim ise sadece karşımdaki kişinin kafasındaki doğruya göre beni anlamasını istediğim için söylüyorum. yoksa "şuyum, buyum" demek kadar saçma sapan bir sınıflandırma yok. canım isterse bi kızla sikişriim, isterse bi erkekle.

özge dedi ki...

cinsel yönelim yelpazesinin kriterleri kimi durumu açıklamada yeterli .. ama dediğim gibi "kimi durumu". örneğin bir eşcinsel erkek, hayatı boyunca erkelerden hoşlanmış onlarla sevişmekten haz almış ama bir kadına duygusal bir çekim hissetmemesine rağmen onlarla yaşadığı cinsellikten keyif alıyorsa ne kadar eşcinseldir bu kişi ya da bir hetero erkek, erkek arkadaşlarıyla beraber mastürbasyon yapmaktan zevk alıyorsa gerçekten kendisini tarif ettiği gibi hetero mudur?

yönelimler kimileri için bir kesinlik taşımıyor. biseksüellik bir çok durumu açıklamada daha mantıklı geliyor. ama biseksüellerin toplumdaki saklanma halleri eşcinsellğe göre daha fazla olduğu için genelde herkes bu yönünü saklıyor bu ayrı bir konu..

Hayat_Erkegi dedi ki...

Özge, aslında bisexüellerin saklanmalarının nedeni; toplumun herkesten tek bir seçim yapmasını beklemelerinden kaynaklanıyor. Çünkü toplum kişiyi tek bir tarafı seçmeye zorluyor. Oysa bu çok acımasızca, çok vahşice bir şey.

özge dedi ki...

bir nedeni de bu ama başka nedenler de var..
bir kadın örneğin, başka erkeklerle birlikte olmuş bir erkeğe ona öğretilmiş dayatılmış ahlak anlayışı sebebiyle dokunmak istemezken, bir eşcinsel erkek de biseksüeli beni terk edecek bir kadınla olmayı seçecek yani yalnızlık fobisi sebebiyle kabul etmek istemiyor. eşcinsel hareket daha yeni sayılabilecek bir süredir onları da hareketlerine dahil etmiş bulunmakta.. ama hala bir çok eşcinsel erkek, bifobik davranışlar sergiliyorlar ve bu kişileri kendi hareketlerinin içinde görmek istemiyorlar..
toplum yani heteronormatif yapı eşcinselleri baskılarken, biseksüeler hem toplum hem de diğer yönelimdeki kişiler tarafından baskılanıyor ..
dediğin gibi seçim yapmaları isteniyor..

karakedi dedi ki...

hay ağzını öpeyim özge! zaman, yer ve koşulları düşünürsek bifobik olmakta haksız mı millet?

Hayat_Erkegi dedi ki...

@karakedi ipneliğe luzum yok, ne sanıyosun?! tabiki haksız.

isteyen istediğiyle, istediği kadar yatar kalkar kimene?

olay işte bu kadar basit. o yüzden, cinsellik konusunda çok fazla kompleks düşünmeye gerek yok.

özge dedi ki...

bifobik olmakta haksız karakedi, bu sebeple öpücüğünü geri alabilirisin..

ben biseksüelliği özel ve farklı bir durum olarak tanımlıyorum ve herkesin vurkaç tahtası olarak görüyorum. eşcinsel hareket bile kabul etme zorlanıyor onları. neden? erkek egemen ahlak anlayışının dayatmacılığı ve sistemin kuşatıcılığı sebebiyle. eşcinsel erkekler dayatılmışa, genel ahlaka kimin ahlakı diye itiraz ederken ki bu itiraz haklıdır aynı ahlakçılığı yalnız kalma fobisi sebebiyle biseksüellere yönlendiriyorlar. bunu kabul etmek olanaksız..

bu arada biseksüellik cinsel açlık da değildir.herkes öyle tanımlıyor biseksüellik her cinsle "olabilme" halidir olma demiyorum aman dikkat!!