Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

21 Eylül 2011

Yani tamam patron olabilirsin ama sana yalakalık yapmak için maaş almıyorum. O yüzden üzgünüm, ibnenin önde gideni olsam bile götünü yalamıycam

Hani her ne kadar buraya; koca burnum, kalın kaşlarım, zayıf çelimsiz bedenim ve kısa boyumdan kaynaklanan kendime olan güvensizliğimin nirvanasında dolandığım için, fotoğraflarımı koyarak açık saçık biriymiş gibi yaşamıyor görünsemde, bunun aksine sokakta gizliliğim falan yoktur. Gayet rahat ve kasılmadan yaşıyorum. Çünkü sokakta her an ilk kez öküz görmüş şaşkın gibi fotoğraflarım karşımda durup çirkinliğimi yüzüme vurmuyor.
İlişkilerimde bile yanımdaki adam eğer onun için bi sakıncası yoksa elinden tutuyorum, öpüyorum, sarıyorum ve o anki nefretimi, kızgınlığımı saklamadığım gibi, sevgimi de açıkça belli ediyorum.

Sonradan tanıştıklarım arasında da "eşcinsel misin?" diye soranlara henüz yalan söylemedim "evet eşcinselim" diye açık açık söylüyorum. Yani öyle aman saklanayım, aman kimse ipne oldğumu bilmesin havalarında çok dolanmam. Ama durduk yere ortaya çıkan rahatlığımla da, başkasını rahatsız etmem. Hatta bu işimden önceki ofis işinde çalışırken, patronum bi gün ne olduysa herkesin içinde alakasızca, beni lafıyla ezmek ve kafasının içindeki o küçük pencereden dışarı bakıp, diğer çalışanları eğlendirmek için "ne oldu lan yoksa benden hoşlanıyor musun?" diye sorup, ardından dalga geçen çok pis bi kahkaha atmıştı. İçimden "o, 30 kişilik ofis içinde çekinmeden böyle rahat rahat espri yaptığını sanırken, ben neden sessiz kalıyorum ki?" diye düşünüp "hayır hoşlanmıyorum. ama yine de seni sırf gıcıklığına sabahlara kadar götünden sikip zevkten gebertmeyi düşünüyorum" diyecektim, ama işten kovulmamak için bunun yerine sadece "ne yazıkki tipim değilsin" diye karşılık vermiştim.

Ofiste benden başka 2 eşcinsel daha vardı ve bizim dışımızda kimse eşcinsel olduğumuzu bilmiyordu. Çünkü gün boyunca konuşulan ipne esprileri, homofobik söylemler ve iğrenç sohbet konuşmaları yüzünden hep öyle yaşamaya alışmıştık.

Zaten esprileri de çok takan biri değilim. Olabilir insan espri yapar, konuşur çekişir de. Çünkü bunlar hayatın olmazsa olmazlarıdır ve bende bu tür şeyleri pek sikine takan biri değilim. Ama işin espri kısmı geçilip, dalga geçmek, karşısındakini yok saymak, ses tonuyla onu ezmek, anca eşşeklere yakışan şakalarla onu küçük düşürmek gibi eylemlere girildiği zaman, anında mahalle terminatörüne döner, karşımdakinin küçük dilini isabet ettirmeye çalışarak ağzından aşşağı sıçmaya başlarım. Denyo heteroysan heterosun ammına koduğum. Ağzını topla, sikerim belanı.

Ammına koyim sanki karşında ipne olunca her tür saldırganlık mübah oluyor. Sikerim lan böyle işi. Aslında bu durumun bi tek ipnelikle alakası yok. Yani genel olarak böyle karşısındakini küçük düşürmeye çalışanlara hep gıcığımdır. Ne yani amcık senin tohumun altındanmıydı? lan sol taşşağım. Ne boksunki karşındakileri küçük düşürmeye çalışarak eğleniyorsun. Afferdesin ama sikerim senin 7 sülaleni, görürsün o zaman eğlence nasıl oluyor.

En sevdiğim arkadaşlarımı bile böyle anlarda pis pis bozarım. Arkadaşımsan arkadaşımsın, ne yani başkalarını eleştirerek eğlenmek ne demek lan. Hiç öyle yakınlığımıza bakmam açık açık uyarırım, baktım eğer adam düzelmiyorsa bu sefer ben, onun farkında olmadığı aptalca hareketlerini, hatalarını herkesin içinde yüzüne vurup "önce kendine bak mal herif, sen kusursuz ol, sonra başkalarının kusurlarıyla eğlen" dercesine üstüne üstüne giderim. Zaten belli bi zaman sonrada arkadaşlığımız biter. Aman öyle arkadaşız  yoldaşız yalakalıklarını sevmiyorum. Gerçi zaten arkadaşım olmamasının en büyük nedenlerinden biri de budur. Çünkü biri sırf arkadaşım diye bu ve benzeri hareketleri hoş göremiyorum. Direkt ağzına sıçıp hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum. Bio'mda dediğim gibi "Dürüst, Tarafsız ve Ahlaksızım"

Neyse işte, ben patrona "tipim değilsin" diyince, başta bu 2 ipne arkadaşım olmak üzere, herkes bi anda suspus kesilip bana dönüp bembeyaz bi suratla bakmışlardı. Bi de hepsi güya moderniliğin ebesinin ammından girip, nikahından çıkıyorlardı. Allaha inanmayıp hayatın öldükten sonra son bulacağına inananlardı. Hayır ammına koyim allah'a inanmayanlarında neden eşcinselliği yok saydığını ve yanlış bulduğunu hala anlamıyorum. Ulan ipneler, hadi dinlere inanların beyinlerine oksijen gitmesini engelleyen örümcek ağları var, peki sizin beyninize neden oksijen gitmiyor? Onlar inandıkları dinin eşcinselliği yasakladığını bahane ediyorlar ve bu bana daha inandırıcı geliyor. Ammına koduğumun kokuşmuş allahsız salçaları, siz neye inanıyorsunuzda buna rağmen "eşcinsellik doğru bir yaşam seçimi değil" diye dır dır edebiliyorsunuz?

Ya konuyu bağlayamıyorum bi türlü dur bakıyım hah... sonra patron benim bu beklenmeyen  tavrım karşısında kem küm ederek alttan almaya başladı ve o arada küçük küçük gülücükler, sokakta görsem dönüp bakmayacağım suratsız kafalarda yerini almaya başladı. Bende hiç öyle bozuntu da değilim ve aslında millete şaşırdım. Sonra patron "ooooo demek hayat erkeği'nin tipi değilim" dedi. Bende "evet aslında biraz daha kilolu olsan ve tenin açık olsa, bide sürekli sakal traşı olmaktan vazgeçsen, belki senden hoşlanıyor olabilirdim" dedim. Sonra kahkahalar ofisi çınlattırken, patron baktı iş kötüye gidiyor, bende de hiç utanma arlanma yok, açtığı sikindirik konuyu değiştirdi ve iş konuşmaya başladılar. O arada herkes patronun götünü yalamak için attığı gülücükleri boş verip işine döndü. Sonra bende mutfağa gidip püskevit yiyip, çay içtim.

O diğer 2 ipne arkadaşıma da çok bozuldum. Gerçi 2sininde aileleri ipne olduklarını biliyordu ama iş yerinde kimseye söylemiyorlardı. Hayır anlamadığım şeylerden biri de budur. Ulan ben bizimkilerin benim götümü siktirmemi kan davasına çevirmeyeceklerini bilsem valla çıkar krallar gibi de ipne olduğumu söyler, hiç birini de takmam. Ama bu götverenlerin aileleri biliyor olmasına rağmen benden daha bi korkakça, benden daha bi saklanmaları zoruma gidiyor. Yani tamam özel hayatın tabiki de seni ilgilendirir ama yani böyle büzüşmüş göt deliği gibi de pısırıkça yaşamak da nereye kadar. Neyse işte abi saygı duyuyorum, ama yine de lütfen karşınızdaki kişinin eşcinselsiniz veya sizi olduğunuz gibisiniz diye ezmesine izin vermeyin. Heppinizi en güzel yerlerinizden öpüyorum.

7 yorum:

Lazanya dedi ki...

yerim lan konuya odaklanamadın bile öyle atar yapmışsın :)

neyse ki konunun sonunu öğrendik :D

Missbone dedi ki...

Arkadaşların da bi garip ha,ailen bildikten sonra dünya alem duysun ne çıkar =)

Adsız dedi ki...

Süpersin.

küçükşey

Vişne Çürüğü.. dedi ki...

Bu tür insanların eşcinselleri ezmeye kalkması gerçekten çok ama çok aptalca. İnsanlığından şüphe ediyorum bunların!

ev oğlanı dedi ki...

bu kadar güzel anlatılır vallahi. ezilmiş ibnelerin çatlak çığlığı!

sevgiyle kucaklıyorum seni. muck.

özge dedi ki...

aslında şu hayatta en nefret ettiğim kelime nedir diye sorsalar, aklıma 3 tane geliyor mesela,bunlardan biri dereddütsüz ibnedir..
hayat erkeği'nin bu kelimeyi kulanması canımı fazlasıyla sıksa da ironi yapıyor diyerekten yumuşatıyorum durumu..
ibne toplumdaki homofobinin kurumsallaşmasını sağlayan bir kelime, bu sebeple de ben ağzıma almıyorum keşke hiç kimse almasa..

eşcinsel hareket gelişiyor aslında bir hareket oldu mu tartışılır ama en azından bilinç ve duyarlılık artıyor, bu çok sevindirici.. hayat erkeği, kendini, kimliğini, bizzat kendini saklamadığı için onu tebrik ediyorum. eşcinselleri saklanmaya zorlayan bu kokuşmuş yoz sistemi değiştirecek güç tüm ezilenlerin kadınların azınlıkların eşcinsellerin kollektif çalışmasından geçiyor..

hayat erkeği kendi payına düşeni yapıyor, hayatını yazması, sıkıntılarını anlatması kendi gerçekliğini paylaşması bile benim açımdan yeterli..çünkü bakış oluşturuyor toplumdaki algıyı yıkmak için kendi yapabilecekleri oranında bir duruş sergiliyor, ama unutmasın bunu yaparken de "sorumluluk" alıyor.. belki böyle bir kaygısı yok hayat erkeği'nin ama yaptığı böyle bir etki doğurduğu için bu sonuç onun için de geçerli oluyor..

işte bu sebeplerle ve hayat erkeği'nin olanca samimiuyetinin de de etkisiyle onu takip etmeye devam..

Adsız dedi ki...

aman sende sanki her sorun bitti,milletin ibnelere olan tutumu kaldi,senki milleti cokda umursayansin;bosver sen yine dogru bildiklerinden odun verme baskalari ne yapiyorsa,nasil yasiyorsa yasasin herkez kendinden sorumludur,sadece bundan bir bes sene sonra nerde olacagini hayal ed ve bu hayel dogrultusunda yon ver kendine,kendi adina basardiklarinla ogun,gurur duy millet cok sey derki herkes her sey icin,basarili olsan kiskancliklarindan konusurlar,basarisiz olsan e yine herseye bahaneleri olur yani...sen kendine bir yol ciz gerisini tiktir ed....optum en kocamanindan....arkamdan konusani miksinler(ohh dedimde rahatladim)