Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

12 Eylül 2011

Para için "elin kiri" derler ama o kadar fakir bi piçimki ellerim bile kirlenmiyor ammına koyim

Bu aralar yine paralar suyunu çekmeye başladı. Cuma günü kirayı ödeyince ben ve donum başbaşa kalakaldık. Paralar suyunu çekmişken bende kendimi eve kapadım. Zaten dışarda çok sikindirik bi dünya var. Dışarı çıkıp ne yapcamki pehhhh.
Bi tek şikayetim, param varken keşke taze sebze, meyve falan alsaydım diyorum başka bi zırıltım yok. Evde bir şey olmayınca buzdolabının fişini de çektim. Zavallı buzdolabım, şu sıcak havalarda bana vantilatörlük yapmaktan başka bi sike yaramadı gitti gitti.

Cuma akşamından bu yana sadece makarna yiye yiye bi hal oldum. Hani eskiden makarna yapamadığımdan bahsederdim ya, saolasınız tavsiyeleriniz ve internette bir sürü ıcığı cıcığı dahil her şeyini anlatan yemek blogları sayesinde bir sürü makarna çeşidi öğrendim. Hele bide bu bloggerlar makarna yapma tarifini dünyanın en iyi aşçısı havasında yazmışlarki, bi an makarnayı 30 saniye fazla haşlasam, hepsi toplanıp beni öldürmesi için bi kiralık katil tutacaklar gibi hissettim..

Yapabildiğim makarnalar arasında ise salçalı olanı en başta geliyor, sonrasında yoğurtlu, sonrasında sebzeli, sonrasında ketçaplı, en sonraaaasında da mayo nezli makarna var. Valla makarna deyip geçmeyin anam çok iyi bir şeydir. Gerçi vucuda nasıl bi yararı var bilmiyorum ama fakirliğe o biçim iyi geliyor demedi demeyin.

Hele yoğurtlu makarnaya bayılıyorum. Mayo nezliyi de seviyorum ama mayo nez makarnada pek iyi gitmiyor, o yüzden zorda kalmadıkça mayo nezli  makarna yememeye çalışıyorum. Ama tabii benim gibi sabah salçalı, öğlen yoğurtlu, akşam sebzeli, bi sonraki sabah da ketçaplı makarna yerseniz, en fazla 2 gün sonra sırf farklı bir tad denemek için sike sike mayo nezlisini yemekten kendinizi alamıyorsunuz. Yalnız şunu da belirtmekten geçemeyeceğimki, sebzeli makarna yapmakta üstüme tanımam demedi demeyin.

Geçen yıl da, yine meteliğe kurşun döktüğüm zamanlarda yumurtaya takmıştım. Böyle sabah akşam, her fırsatta yumurta yiyordum. O ara 1 çift taşşak görsem birbirine çakıp tavaya atasım geliyordu. Hatta o ara her gördüğüm oval şeyi yumurta sandığımdan dolayı ağzımın kenarından şıp şıp şıp diye sular akmaya başlıyordu. Aylarca yenilen yumurtalardan sonra, bi gün az kalsın yumurtlayacakken artık yemekten vazgeçtim. Zaten şimdi nerde yumurta görsem hemen yolumu değiştiriyorum. Yani o derece tis tis tiskiniyorum.

Gerçi siz benim böyle şikayet etmeme bakmayın, çünkü yumurta iyi sayılır. Hele önceki yıl daha kötüydüm. Resmen domates ve ekmekle kanka olmuştum. Artık zorla bile yiyemiyodum. Hatta biri kafama silah tutsa ve "ye şu domatesi yoksa sıkcam kafana, görcen eben ammını" deseydi, ona cevaben "sık kafama göreyim ebemin ammını" diye munis bir şekilde karşılık verirdim. Çünkü o ara ekmek ve domatesle o kadar içli dışlı olmuştukki, artık onları masaya bırakıp saatlerce sohbet ediyordum. Sonra konuşa konuşa aramızda barış ilan ettik ve yememeye başladım.

Bak şimdi kötüydüm dedikçe, daha kötü hallerim aklıma geliyor. Çünkü domates ekmek yılımdan önceki yılım salça ekmek yılıydı. O ara o kadar parasızdım ki, nerdeyse o küçük salça kavanozunu çantama atıp öyle dolaşacaktım da tutuyordum kendimi. O zamanlar da yine bi ofiste çalışıyordum ve öğlenleri patrona "yemeğe çıkıyorum" deyip bi kaç sokak ötedeki büfeden bi ekmeği bi kağıda sarmalatıp sokak aralarında gezinerek yiyordum. Sonra hıçkırık tutmuş vaziyette ofise koşturup suya dadanıyordum. Çünkü dışarda su alacak param yoktu. Ofiste ise beleş, sınırsız su. pehhhh.

Benim bu meteliksizliklerimden dolayı yılları artık "2008 yılı-2009 yılı-2010 yılı-2011 yılı" diye rakamlarla değil "kuru ekmek yılı-yumurta yılı-ekmekdomates yılı-makarna yılı" diye kelimelerle aklımda tutuyorum. Zaten yakında yazılarıma "fi tarihin birinde" diye değil "bi keresinde makarna yılımın tam ortasındayken..."  yada "hatırlıyorumda yumurta yılındaydım o zamanlar..." diye yazmaya başlayacağım. Neyse hafısss, her şeyi siktir etde kafam rahat, içim rahat, gönlüm rahat ya, sen ona odaklan.

8 yorum:

denizero dedi ki...

__bi de makarna üstüne bakkal beyaz peyniri ve ince kıyılmış maydonoz çok şahane oluyo.... bilmem denedin mi.... :)...en kısa zamanda ziyafet dileklerimle__

Hayat_Erkegi dedi ki...

peynir bu aralar bana çok lüx =)))

Patrick San. Tic. Ltd. Şti. dedi ki...

-baba ben ne zaman doğmuştum?
-dometes yılının sonu makarna yılını başlkangıcıydı galiba. yok yok yumurtalar daha yeni çıkıyodu tavuk götünden.

ehehe böyle de komik insanım

Adsız dedi ki...

yine zilgiti ve kufuru yiyecegimi bilebile yaziyorum anasini satayim.....sana yaz dedikte bune boyle....sayende makarna ve yimirtadan sogudum....ne pissin ya...piril piril duru sabun koksan yazsan ne olur sanki...nerde bok pusur var onu yapiyor onu yasiyorsun,temiz duzen tertip ogren azicik.nokta(kufur edeceksen usturuplu ed bari,haybeye sallama,gozluksuz salla)

O Gay; Ben de... dedi ki...

bir patatesi keşfet bence; ondan da envayi çeşit yemek çıkarabilirsin.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@Ogaybende; Geçen hafta patates yapayım dedim ıııh yapmak ne kelime, resmen mide bulandıran şeyler yaptım. bildiğin kızartma yaptım ama kızartmadan başka her şeye benzedi. Hani nimettir, günahtır çöpe atmıyım dedim ama budolabında 5 gün bekletmeme rağmen elimi değdiremedim. ıyy aklıma geldikçe i tuhaf oluyorum.

femme fatale dedi ki...

inşallah bi solnrakı yılın deniz mahsullu risotto havyar ve şampanya yılı olur erkekcim

Adsız dedi ki...

ya normal de blogunu okuyunca ne hali varsa görsün derdim ama bu sefer acıdım be sana.Birazcık mutluluğu hak etmiyor musun ki sen :( Ne yapmış olabilirsinki bu kadar ceza çekiyorsun.Yazık sana çocuk :(

Umarım mutlu olacağın günler yakındır da blogunu okuyunca bizde mutlu oluruz :)