Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

22 Ağustos 2011

İnsan hayatının içine edecek kişileri kendisi seçiyor. Hayatına edilincede yapayalnız bi şekilde ağlıyor

Hani bugünlerde kafam karışık diyorum ya, aslında kafa karışıklığımın tek bi nedeni yok, 3 nedeni var. Biri işte şu bayramdan sonra illa geleceğini söyleyen askerdeki piç, diğeri şu metroda tanıştığımız hulk, bi diğeri ise hulk'dan bi iki hafta önce netten tanıştığımız sarışın tombalak.
Aslında tombalakla sadece normal bi tanışma olmuştu. Yani öyle buluşup tanışacaktık. Ama ne olduysa oldu ve biz bi anda o gün karşılıklı oturunca çok fazla muhabbete daldık. Ayrılmaya yakın mecidiyeköy'de turlarken bi ara elini biraz çekinerek omzuma attı ve bende onun çekindiğini farkedince elini tutup biraz daha ileri getirip tamamen omzuma oturttum. Konuşmadık bi kaç dakika o şekilde dolaştık. Sonra ayrılırken metrobüs durağında vedalaşırken tokalaşıp "kendine iyi bak, tekrar görüşelim" falan dedik birbirimize ve yanaklardan öpüştük ve ben elimi hemen çekerken, o elimi bırakmadı ve ben elimi çekemedim. Elim onun elinde sıkılmış halde kalınca bi anda afalladım. Gitme der gibi, ama gitme demesi de "bak işte ben adamı böyle göt ederim" der gibiydi. O an afalladım, durup gözlerine baktım. O da bana hafif sırıtan bi ifadeyle bakıyordu. Belliydi apaçık benlen dalga geçiyordu. Bakışlarından, o anki hareketinden "bi kaç saattir tanışıyoruz ve o samimi muhabbetimizden biraz yakınlaşmış gibiydik, ama bak sen vedalaşırken hemen elini çekip arkanı dönmeye hazırsın. Oysa ben seni anlamaya, tanımaya çalışıyorum, sense bu iş oldu havalarında dolanıyorsun" diye avaz avaz bağırıyordu.

Aslında surat ifadesinden belli ettiği bunları düşünürken haklıydı. Çünkü onunla uzun uzun sohbet etmiştik, eli manalı bi şekilde omzumda dolaşmıştık ve sonuç olarak adamı çantada keklik diye, kendim bile farkında olmadan bilinçaltıma işlemiştim bile. Oysa o çantada keklik olmaktan çok uzaktı. Çünkü bi kaç yıldır mutlu süren beraberliği, onun anlatımıyla (sanırım) geçen yıl aldatılmayla son bulmuştu ve o da aldatılmayı kaldıramayınca ayrılmışlardı. Tabii durum böyle olunca onun kafasında hala devam ediyor ve bu yüzden unutamıyor da.

Neyse işte biz o günden sonra haftada bir defa falan görüşmeye başlayınca işler karıştı. Beynimin bi tarafı sürekli onunla ilgilenmeye onun hakkında bir şeyler öğrenmeye başladı. Tanıdıkça daha bi ısındım, ısındıkça daha bi sık görüşmeye başladık. Hayır aramızda sex falan da yok, hatta sağda solda buluşup konuştuğumuz konularda işte havadan sudan şeyler, ama işte ne bileyim, bir şeyler kendiliğinden oluyor demekki.

Bide tombalağı bi görseniz, hemen içinizden "allahım böyle şeker bi adamı nasıl sikerler, kıyılmazki buna" diye bi çığlık yükseliyor içinizden. Gözlerinin o derin yeşilliği, saçlarının güneş sarılığı, dudağındaki her an yüzüne yerleşmeye hazır o gülümsemesi, içten hareketleri, kasıntısızlığı, yürürkenki hantallığı, konuşurkenki o sürekli söylediği "olsun" kelimesi sanki dünyada hala yaşanılacak bir şeyler var hissi yaşatıyor insana.

Hani aslında ondan hoşlandığımı anladığımda bunu ona da hemencecik söyledim. O da "aslında bende senden hoşlandım" dedi. Ama işte sadece karşılıklı hoşlanılmış olmak yetmiyor. Çünkü o kendi deyimiyle hardcore bi aşktan, aldatılmayla çıkıp gelmişken ve onu hiç unutamıyorken başka birine kalbinde yer açması biraz zaman alacak. Onun dışındaki hoşlanmalar ise sadece yatağa girmekle yeterli görülmüş hoşlanmalar olarak kalacak. Çünkü o uzun süredir hoşlandığı kişiyle ilişki yaşamak kafasından çok, hoşlandığı kişiyle yatağa girme kafasında yaşıyor. Hayır böyle dememden, onu sex düşkünü biri olarak algılamayın. Çünkü öyle biri olsa biz bir kaç aydır tanışmış olmamıza rağmen hala yatmış değiliz. Sadece bi ara kuytu bi köşede ayak üstü elleştik o kadar. Bide buluşmalarımızdan birinde ayrılırken her zamanki gibi yanaklardan öpüşürken onu yumuşacık dudaklarından öptüm. Sonra da ayrıldık.

Bi ara "madem bu kadar sık buluşuyoruz çıkalım" dedim. Güldü. Sonra söylediğim şeyi düşününce bende kendime güldüm. Salağın tekiyim valla. Hiç öyle bir şey söylenilir mi? pehh. Ama o gülmesine rağmen benimle neden ilişkiye hazır olmadığını "çok kibirlisin ve seninle konuşurken nefesimi kesiyorsun" diye belirtti. Sonra o böyle diyince bir kaç gün bu konu üstünde düşündüm ve aslında gördümki evet ben sikindirik bi kibre sahibim. Kibrim yok derken bile o kadar kibirli bi şekilde düşünüyorumki kibrimi farkedemiyorum bile. Bi yandan kibirli biri olduğumu geç farkettiğim için kendime üzüldüm, bi yandan onun böyle düşünüp bana söylemesine üzüldüm. Bi kaç gün sonra tabii bunları ona da söylemeden edemedim. O yine güldü.

Aslında gülmek ona yakışıyor. Hani, sanki gülmek için dünyaya gelmiş gibi biri. Ya da ben ona böyle yakıştırıyorum. Zaten birini beğenince onu her haliyle kendimden üstün görüyorum ya, o da ayrı bi kafa tabii. Ama tombalak'da cidden ayrı bi hava var. Onun yanında rahat hissediyoum kendimi, ne ben kasılarak yürüyorum ne o. Bi rahatlık çöküyor üstüme. Sanki "dünya yıkılsa sikimde olmaz" havalarında gezinmeye başlıyorum. Böyle bi rahatlık işte. Neyse işte ilerde neler olacak bilmiyorum ama, kafamın bi bölümünü de o meşgul ediyor ve bu ara bu 3ünü düşünmeden edemiyorum. İçlerinden biri hayatımı altüst edecek bundan eminim. Ama bakalım piyango hangisine vuracak.

5 yorum:

YaşamPINARIM... dedi ki...

tombalağa bak sen neler yapmış ;)

femme fatale dedi ki...

kibrini yesinler senin hayat erkeği:))

O Gay; Ben de... dedi ki...

daha düne kadar neden benimde sevgilim, arkadaşım yok diyip sızlıyordun önüne fırsatlar çıkıyor ve kafanı ! kendi kendine karıştırıyorsun

oluruna bırak ve mutlu olmayı dene

hani şöyle bir durum var biraz ayakların yerden kesilince kendi kendine "hop yavrum sen ne acılar çektin uçma o acitasyon hayatının sınırlarından çıkarsan kendini yok gibi sayarsın" diyorsun sanırım

ya da "sen öyle sanıyosun lol" de diyebilirsin şimdi :))

Hayat_Erkegi dedi ki...

@Gaybende ne dedin sen? valla hiç bişi anlamadım =)

O Gay; Ben de... dedi ki...

:)) bak şimdi tekrar okuyunca ben de içinden çıkamadım yazdığımın :)

sonuç; mutlu ol aşık ol işte; damarlarındaki kanın daha bi deli aksın...

Bırak sonradan darmaduman ol ânı yaşadıkların yeter onları örtmeye