Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

20 Haziran 2011

Kime hangi gözle baktığının sadece senin için bi anlamı var. Tıpkı; kiminle neden sikiştiğinin sadece senin için bi anlamı olduğu gibi

Eğer bi insanın götü kalkmışsa karşısındaki kişiye götünü siktirtmeden, eğer siki kalkmışsa karşısındaki kişiyi sikmeden rahat bırakmıyor.

Şu bizim dingiliz maykıl'la işte böyle bi ilişkimiz var. Ben ona her ne kadar "işte arkadaşız, beraber zaman geçiriyoruz" gözüyle baksamda, sağda solda biraz samimileştiğimiz anda, adamın elini ya götümde, ya sikimde buluveriyorum. Bende böyle anlarda adamı fazla bozmamak için; biraz kırıtarak, biraz somurtarak "yaaa yapma yaaa" falan deyip geçiştiriyorum. Ama benim bu söylemlerim, hareketlerim falan onun hiç sikinde değil. Hatta o biraz daha ileri gidip "yiyişelim" falan filan deyip duruyor. Bende adamı çirkin bulduğumdan dolayı yiyişmek istemiyorum. Ama kalbi o kadar temiz ve kendisi o kadar iyi niyetliki, bu ısrarlarını kaba davranarak değil de, nazik davranarak, en azından arkadaşlığımız sürsün diye her defasında sakince geri çeviriyorum...

Cuma günü iş çıkışı otobüsteydimki maykıl aradı. İşte taksim'e gelmiş "sen nerdesin? gel, canım sıkılıyor beraber turlarız" falan dedi. Bende zaten sıkılıyordum ve o arayınca öyle bi sevindimki, hemde nasıl. İçimden kendime dedim ki "tamam artık, o da beni arkadaşı olarak görmeye başladı" Bu düşünceler arasında taksim'e varıp onunla buluşunca, daha ilk andaki elimi tutup sıkması ve bedenimi ahtapot gibi sarmalamasını normal karşıladım. Sonra zaman geçtikçe, o da arada ellemeleriyle fazla ileri gidince biraz sert, biraz da işte fırça atarcasına "ayyy maykıl yapmaee öyle, ayıp oluyor" falan filanlı çabaladım. Ama bi kaç defa daha böyle olunca ve ben her defasonda sadece uyarmakla yetinince, bana dönüp "sen beni sevmiyorsun" dedi. Bende "seviyorum ama arkadaş olarak seviyorum, zaten fazlasını da benden bekleme" diye de eklemedim. Benim bu cevabımdan sonra baktım, o suratını ekşitiyor falan "kusura bakma, benden sana anca bu kadar yakınlık olur. hem benim bu aralar görüştüğüm biri var, ondan çok hoşlanıyorum ve aklımda o varken, başkasına yer açabilecek halde değilim" dedim. Ben öyle diyince o somurttu ve ben de dayanamadım, göz möz kırpıp "öff takılma işte geç git, bak ne güzel dolaşıyoruz zaman geçiriyoruz" dedim ve sonra işte tekrar istiklal'de oyalanmaya başlayaraktan, dönüp dolaşıp onun ısrarıyla yine bi ibne cafe'sine gidip oturduk.

Cafe'ye girdiğimizde de, bizden başka 2 müşteri daha vardı. Böyle oturduk siparişleri verdik ve konuşuyoruz falan, bi baktım "dakka bir, gol bir" demeden maykılın eli hop diye bacak aramda bitiverdi. Bende biraz somurttum falan filan ama sonra dayanamadım ve elini tutup hafif sıkarak "elini çek" dedim ve biraz geri gittim. O benim bu hareketim karşısında, bir şey olmamış gibi "balkona çıkıp sigara içelim mi?" dedi "tamam olur" dedim ve balkona çıkıp sigara tüttürdük. Sigara tüttürürken biz balkonda iyice yakınlaşıverdik ve ben biraz geri çekildim. Ama piç aklına beni sikeceğini veya kendini bana siktirmeyi koymuş olmalıki, elini pantolonumdan içeri atıp kıllı götüme bi pandik atıverdi. Ses etmedim ve gözlerinin içine bakarak biraz geri gittim ve sonrada "ulan ayıp oluyo bak dışardayız, kendi rahatlığımızla başkasını rahatsız etmeyelim" falan dedim, ama ııh o laf dinleyecek gibi değildi. Çünkü ben bu lafları ederken onun eli benim taşşaklardaydı.

Sonra öyle böyle derken baktım laf dinlemiyor, balkonda onu yalnız bırakıp girdim içeri. İçeri girerken, bende; beni ellemiş olmasından dolayı çadırı kurmuştum. Masaya geçip oturdum ve o sırada, oda ardımdan gelip yanıma oturdu ve yine elini pantolon üstünden sike atıp sıkmaya başladı. Benim sik kalkmış olunca "yapma, biraz o tarafa git" de diyemedim. Öyle böyle derken hop biz yakınlaştık ve öpüştük. Öpüşürken gözlerimi bi açtımki allahım maykılın çirkin suratıyla sevişiyorum. Kendimi tutup geri çekildim ve o sırada pantolonumun içinde olan ellerini de, artık çıkartmasını söyledim.

Biz böyle biraz uzak kalalım hesabı yapıp, ben biraz geri gidince baktım o yine gelip yapıştı ve ben onu tekrar bozmak istemedim. Ammına koyım biriyle neden insan arkadaş olamıyorki?
Yani illa sikimiz, götümüz var diye aklımıza onu sikmek, veya onun tarafından "gece gündüz sikilmek" yalnız mı gelmeli. Sikiyim böyle adaleti.

Neyse işte, biz böyle uğraş uğraş dururken bi ara dayanamadım ve tuttum biraz seviştim. Sonra nefes alabildiğim ilk anda, beynime giden oksijen sayesinde "ne yapıyorum uleeenn, illa sikin kalktı diye sikinin dediğini mi yapıcaksın" diye düşünüp, hemen tuvalete gidip asıldım ve tam boşalma anında, maykıl kapıya gelip bir şeyler geveledi. Bende o an boşalma anını yaşadığım için "ahh ohhlu" bi "tamam geliyorum" falan dedim ve sonra o gitti. Sikimin ağzını yüzünü silip, klozete oturdum. Soğuk suyun etkisiyle hala kalkık olan sikimi indirmeye çalışırken sifonu çektim ve o anda aklım başıma geldi: Maykıl'a ayıp etmiştim.

Sonra böyle kafa karışık bi şekilde tuvaletten çıkıp masaya gittiğimde, maykıl hiç bir şey demeden durup yüzüme baktı ve "geçen seferde böyle yapmıştın" diye söylenirken surat asıp balkona çıktı. O böyle söyleyince, ben kendimi daha kötü hissedip ardından balkona gittim ve onu, sigarasını ciğerinin taaa en içine çekerken buldum. Öyle beraber sokağa bakmaya başladık. Sonra bana dönüp "neden benimle oynuyorsun" dedi.

O böyle diyince, dondum kaldım. Hiç bir şey diyemedim. Aslında evet onunla oynuyordum. Hani onu beğenmiyordum ama, bilinçaltımdan da beğenilmiş olduğumun verdiği hazzı yaşamaya çalışıyordum. Sonra sessiz olduğumu görünce, aynı soruyu bi daha sordu "neden benimle oynuyorsun" dedi. Bende biraz mahçup, biraz ezik, biraz aptal gibi bir ifade ve ses tonuyla sadece "seninle oynamıyorum" diyebildim. O "ne bu peki" diye biraz sert bi şekilde sorunca, bende "seninle oynamıyorum, ama senin hareketlerine karşılık da kendimi tutamıyorum" dedim.

Benim bu cevabım karşısında yüzü biraz asıldı ve gözleri hafif pörtlemiş bi şekilde "o zaman bana karşılık da verme ve istemediğini söyle" dedi ve o anda yüzü sinirden kızarmışdı. Bende "ee işte sana söyledim, hemde kaç defa söyledim sana, ama beni dinlemiyorsunki" diyebildim. Ben böyle diyince, o da kızarak "benimle oynuyorsun, ben oyuncak değilim, bi insanım" dedi.

O anda durdum, nefes de alamadım. Sanki ben yalnız değil zamanda durdu o an. Fıldır fıldır dönen yeşil gözlerine baktım, suratındaki sivilceleri sayıp saymamak arasında gidip geldim, sarı saçlarının güzelliğine, cevap beklediği her halinden belli kızgın surat ifadesine bom boş gözlerle baktım ve o benim sessizliğimden sonra tekrar "ben insanım, benimle oynuyorsun" dedi ve kızarak bana arkasını döndü. Ne yaptığımı bilmeden, onu taklit ederek bende ona arkamı döndüm ve nereye baktığımın farkında olamayarak sokağa bakınmaya başladım. Orda bi yerlerdeydim, ama aslında orda değildim. Yada sadece şu beş para etmez bedenim ordaydı. Öyle işte boşlukta hissediyordum kendimi.  Sokaktaki kalabalık gözlerimin önünde olmasına rağmen görmüyordum, ama sesleri kulağımdaydı. Orda bi yerde yüzlerce insanın uğultusu vardı. Bende orada durup izliyor olmalıydım ama orada değildim. Bambaşka bi yerdeydim. Aradan ne kadar süre geçti bilmiyorum. Belki bir iki dakika, belki bi kaç saniye. Sessizliği o bozdu yine "ben gidiyorum" deyip çıktı, hayatımdan siktirdi gitti.

Ben ise, o kızgın bi şekilde "ben oyuncak değilim, bi insanım" derken şunları düşünmeye başlamıştım:

Ammına koduğumun oğlu, şerefsizin çocuğu, götüne koyduğumun pezevengi!!
Sen insansın da ben neyim? bi hayvan mıyım, duygusuz eşyamıyım? her önüme gelene götümü mü siktiriyorum, her karşıma çıkan; adam olmayan, ama adam gibi görünen orospuçocuklarıyla mı yatıp kalkıyorum?
Neyim ben bi robot mu, sadece aklı sikişmekte olan, aklı göt sikmekten veya götünü siktirmekten başka bi şeye çalışmayan bi ibnemiyim.? Neyim ben amına koduğumun piçi. Orospuçocuğunun allahı. Madem insansın, neden hayır dediğimde anlamıyorsun? Görmüyor musun sadece bi arkadaşa ihtiyacım var.

Arkamı döndüğümde götümü sikmeye kalkışmayacak, beni sadece arkadaş olarak görebilecek ve ona ölünceye kadar güvenebileceğim birine ihtiyacım var. Beni ben olduğum için, sadece arkadaş olarak kabullenecek birine ihtiyacım var, benim sikecek veya kendini bana siktirecek birine ihtiyacım yok..!! niye anlamıyosunnn

1 yorum:

O Gay; Ben de... dedi ki...

"yüz verdik deliye geldi sıçtı halıya" hesabı olmuş seninkisi.

Yüzsüzlüğün de bu kadarı yani, en olması gereken olmuş ve ayrılmışsınız senin derdin arkadaşlık iken onunkisi başkaymış işte.