Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

24 Mayıs 2011

Yeni iş yerinden herkese helloooo

Burgercilikten geçen hafta elimi, kolumu, sikimi sallaya sallaya çıktım ve çıkmadan önce ayarladığım ofisboyluk işine de dün itibariyle girmiş bulunmaktayım. Gerçi bu yeni ofis işini ayarlamasaydım, burgercilikten nah çıkardım, ama işte ayarladım ve çıktım. Zaten önceki, göt gibi açıkta kalma tecrübelerine dayanaraktan şunun altını çizmek isterimki; bir iş yerinde çalışırken başka bi iş ayarlamadan çıkmak, pek akıllı işi değil. Gerçi ben bunu daha önce ayıp ve ikiyüzlülük olarak düşünüyordum ama işte öyle değil. Çünkü çalıştığın yer seni düşünmüyorki, sadece sömürüyor. Dolayısıyla bu şartlar altındayken kalkıp namuslu takılmanın bi anlamı yok. O yüzden sakince kendine iş arayıp, uygun işi bulduktan sonrada çalışmakta olduğun iş yerinden siktir olup çıkmak en güzeli. Ben de o yüzden bu işi ayarladığım gibi, burgercilere dönüp "nanik" yaptım.

Bu yeni iş öncekinden daha güzel. Böyle bi pasajın içinde bi yer. Her tarafta farklı insanlar, farklı işler falan var. Herkes kendi işinde, gücünde falan. Zaten kimse kimseyle de pek muhatap olmuyor. Bi tek sabah gelirken karşılaştığın konu komşuya, mutluymuş gibi sırıtıp"günaydın" deyip ofise giriyosun, akşam ofisten çıkarken de karşılaştıklarına yine mutluymuş gibi sırıtıp "iyi akşamlar" dileyip yoluna devam ediyosun. Konu komşuyla muhabbetim şimdilik bu kadar.  Güzel bi iş ya, hiç öyle diğer işlere benzemiyor. En güzel taraflarından biri de; daha önce de böyle bi işte çalıştığımdan dolayı, alışma süreci falan fistan gibi, iş hayatındaki sikimsonik ezik piskoloji hallerini yaşamamış olmak oldu. O yüzden gayet rahat rahat, paşa babamın iş yeriymiş gibi gelip kuruldum.

Çalışma biçiminde de bi sıkıntı yok. Sadece telefonlara bakıyorum, patron burdayken çayını falan filan götürüp getiriyorum, akşama kadar orayı burayı kontrol edip ortama sahip çıkıyorum, bide patron yokken biri geldimi buyur edip, patron gelinceye kadar hal hatır sorup oyalıyorum. Bu arada da işte nezaketen ağzımı yuvarlayıp "ne içördönöz" diye sorup bi isteği varsa veriyorum.

Bu istek kısmında bazı görmemişlerki varki hemen "kola alıyım" yok "soğuk bir şeyler alıyım" diye bi havalara giriyolar ki sormayın. Lan denyo bi bardak soğuk su senin neyine yetmiyo, iç suyunu işte daha ne istiyosun. Ama yok işte "yok kola alıyım, yok bilmem şunu alıyım, bunu alıyım" deyip duruyorlar. Bende o zaman "lan alışınız ne kuvvetliymiş" diyesim geliyor da, terbiyem el vermediği için tutuyorum kendimi.

Ama yeni iş gerçekten güzel ve çok kolay yaw. Hatta ohh kebap kebap. Böyle gelip işte günlük rutin işleri yapıp nete takılıyorum, gay sitelerinde dolanıp, twitter'a falan giriyorum. Ohh yan gel yat osman hesabı. Yalnız pencereler sinek bokundan dolayı çok pis görünüyor oda ayrı bi konu. Gerçi haftada bi defa temizlikçi kadın geliyormuş. Etrafta ne var ne yok, ne yapılması gerekir tarzı şeyleri not alıp kadına söyleyecekmişim. Ama hafta sonuna kadar da beklemek çok zor lan, dur ben bi silip geleyim. Hem patron gelince biraz gözüne girerim.

                                         -------------------------------------

Yarım saat sonra:
Pencereleri sildim. Anam sinek boku değil sanki dersin inek boku gibi. Mübarek nasıl yapışmışlar cama anlatamam. Dersin tezek gibi. Sil sil gitmiyo. Cam sil bitecekti az kalsın. Patron beni camları silerken görür de güzel olur diye düşündüm ama, ııh hiç gelen giden yok. Öyle pencereleri silmekle kala kaldım.

Ya onu bunu boşverinde, işte ben çalışmaya başladığımı yazmak falan istedim. Hani insan mutsuzluğunu rahat rahat paylaşırya, bide mutluluğumu paylaşıyım dedim. Güzel iş ya, sigortam da var, yemek kartım da var, maaş desen zaten burgerciden daha iyi. Sevdim ben bu işi ve yeni patronumu.Hadi herkese çok kolay gelsin.

11 yorum:

Aslısın dedi ki...

Oh ne güzel, Allah mutluluğunu arttırsın. İş işte koca kocada bulunur diye bir söz vardır ki çok mantıklıdır bence:)

baturaysakin dedi ki...

Beklediğim yazıydı. kumanda panelinde ki blog güncellemelerine bakarken bu ümitle bakmıştım.
neyse sevindim, hayırlı uğurlu olsun yeni işin. bırak ne siliyon cam mam. Ver kolanı, ver çayını ver.. neyse işte.

Hadi koçum sen işine bak, laf atanlara ekmek falan at. Ekmek de pahalı boşver.

Artık ilk maaşınla bi çikileta falan ısmarlarsın di mi? browni intense'e de razıyım.

Adsız dedi ki...

hadi hayırlı olsun :)

Hayat_Erkegi dedi ki...

Sağolun arkadaşlar, teşekkürler =)

Adsız dedi ki...

ilginc bilgiler icin tesekkurler

karakedi dedi ki...

güle güle kullan :)

Kıreyzi Görl dedi ki...

Sinekler ileride sorun çıkarabilir. Dikkatli ol.

O Gay; Ben de... dedi ki...

hayırlı olsun; patronun öküz diilse camların temizlenmiş olduğunu anlar umarım :)

Lakin iyi birine benziyor bakalım neler olacak...

perikızı*** dedi ki...

hayırlı olsun çok sevindim adına herşeyinin olmasına umarım mutluğuna mutluluk katarsın inş :) bu arada patron mal değilse temizlik yaptığını anlar :D

Yiğit Tan dedi ki...

Çok mutlu oldum... Ben de ilk işimden istifa ederken başka iş ayarlamamıştım. Yani bulamamıştım alternatif. Ama ayrılmam da gerekiyordu. Patronum sormuştu, ayrılıyorsun ama iş buldun mu diye. Ben de yok demiştim. İş bulmadan bir işten ayrılınmaz demişti. Bunu sakın unutma demişti... :))) Hayırlı uğurlu olsun yeni işin...

Filedelfiyayı bilmem ama burada hava her zaman güneşli değil dedi ki...

cok keyifli yazmışşın. okurken sesini duyar gibi oldum sanki :)