Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

3 Ocak 2011

Pala Remzi

Hayret lan ilk kez canım sıkılmıyor :)) ilk defa bi blog yazısına başlarken "sevgili blog canım çok sıkılıyor" diye yazmadım. Bence bunu tarih yazmalı, takvim yaprakları da bunu her yıl "bugünü" tüm insanlığa anımsatacak bi notla görevlendirilmeli. Neyse konu ne bende bilmiyorum, öylesine açtım sayfayı ve canım sadece yazmak istiyor. Şu an ofis bayaa kalabalık. Aklımda hiç bir şey yok, sadece başım accık ağrıyor. Onun dışında bir şey yok. Bu sabah uyandığımda bayaa canlıydım. Eee tabi 4 gün boyunca öküz gibi yatarsam olacağı buydu. Lan düşünsene kapıya bile çıkmadım. Bi ara kokuştuğumu düşünüp duş için yataktan kalktığımı hatırlıyorum. Başka bide sanırım yemek için falan kalkıp mutfağa gittim. Yemek dediğimde öyle aklınıza etli butlu şeyler gelmesin. Her zamanki gibi makarna ve yumurtaydı. Genelde uğraşmak istemiyosam 2 yumurta kırıp hoop diye pişirip ekmekle atıştırıyorum, eğer uğraşmak istiyorsam makarna yapıyorum. Ama genelde evde yemek yiyen biri değilim, hep dışarda yiyorum.

Birde lan havalar soğuduğundan bu yana işten geç çıkıyorum. Hayır hayır işimi çok sevdiğimden, ayılıp bayıldığımdan değil, ofis sımsıcak o yüzden. Bide düşünüyorum lan eve gitsem tek başıma ne yapıcam ki?? O yüzden ofiste oturup kendimi işe güce veriyorum veya blogları geziyorum, twitter'da takılıyorum. bide lan evde kimse yok bi gün kafayı yiyceğimden korkuyorum. en sonunda bi gün bu blogu açtığında yazı diye sadece "lülülülülüülülülülülülülülü" diye yazılar görürseniz hiç şaşırmayın. Kafayı tam yediğim zaman yazacağım yazılar anca böyle olacaktır. Gerçi şimdi de pek bi farkı yok ama en azından sadece lülülülülülülülülü yazmıyorum.

Bide cuma günü ayakkabımın yanlardan yırtıldığını farkettim. Bunu görünce resmen canım yandı valla. Dedim yeni bi ayakkabı alıyım, ama sonra cebe baktım oda yırtık. Maaşla ancak kira ve faturaları ödüyorum, başkada bi sikime yaramıyor. Ama olsun yahu yinede şükür diyorum. Yalnız şükür şükür de bakalım neler olacak.

Bide dün traş oldum ve sadece sakalı kesip bıyık bıraktım. İlk başta dedim şarlo gibi bıyık bırakıyım, ama sonra herkes güler diye vazgeçip "pala remzi" gibi bıyık bıraktım. Komik duruyor ama olsun, valla ben sevdim bıyığımı. Bazen dilimi vurup kendi kendimden tahrik de oluyorum. Sabah ofise bu şekilde gelince herkes beni 70li yıllardaki türk filmlerinden fırlayıp gelmiş gibi görünce biraz güldüler, ama ben onlara "nayır nalan, nolamaz" falan gibi bir iki cümle kurup geçiştirdim. Diğer kızlarda beni bıyıklı görünce beğenmediler, ama olsun ben zaten kızlar için bırakmadım :))) erkek bıyıksız olmazki :))) oyyy bıyığımı çok seviyorum lan, böyle ikide bir gidip aynaya falan bakıyorum. Sanırım hair fetish var bende. :)

3 yorum:

M.DAIMON dedi ki...

bol farkındalıklı bir gün..

karakedi dedi ki...

bazılarına o kadar yakışıyor ki, bıyık işte! baktırıyor adamı... ben de bazen bıyık bırakmayı düşünüyorum, ama o zaman da peder bey'e benzeme korkusuyla bu fikirden cayıyorum :/

Hayat_Erkegi dedi ki...

@Kedi =))) peder bey'e benzemeyi geç, olm bıyık harbiden de her türlü sexi duruyor ;)