Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

22 Aralık 2010

Terkedip gidenlerin ayrılık sonrası "aşk" yaşaması yasaklanmalı

beni, sensiz bıraktınya
yanaklarımda veda öpücüğünün ıslaklığıyla bakındım ardından..
ilk yalnız kaldığım anda, bileklerimi sana yazdığım mektupların yakmadığım uçlarıyla kestim.
avuçlarım, dudaklarının kırmızılığındaki kanıma bulandı...
sen gittinya,
aklıma kimleri nasıl sevebileceğin soruları takıldı
ya onlarıda benim gibi seversen?
ya onlarada bana seslendiğin gibi seslenirsen?
yapma nooolur!
kimseyi sevme, beni sevdiğin gibi
ve seslenme kimseye bana seslendiğin gibi!!
onlar için yaşa, ama hep "bana özel kal"

3 yorum:

Miss maria dedi ki...

Hep bana özel kal olur mu..

Çok güzel yazmışsın... :( Hüzünlendim..

MERY DAIMON dedi ki...

:( hayat yeniler kendini! Ama ya yenilemezse işte.. makara başa tekrar tekrar sararsa eğer?

parafdaatarim dedi ki...

Çok güzel olmuş..

Onlar için yaşa,ama hep "bana özel kal" kısmına bayıldım..