Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

26 Kasım 2010

Biz sevdik mi; cüzdanımızın şişikliği kadar değil, kalbimizin büyüklüğü kadar severiz.

"Kadınların 2inci sınıf, eşcinsellerin 3üncü sınıf insan sayıldığı bir toplumda yaşıyorum" Kaşlarım, bazılarınızın kendi aranızdakilerinden bile daha kaliteli eğitim gördüğü, okullarınızdaki kara tahtalardan daha kara bir kürdüm. Gözlerimde her an ağlamamı sağlayacak çocukluktan kalma bir eziklik, yarınları belirsiz bir gelecek, sırf eğitim görmüş olduğu belli olsun diye, ülkem denilen her milletten insanın kanıyla sulanmış bu topraklarda okumuş oranı yüksek görünsün diye, elime alelacele tutuşturulmuş bir orta okul diplomam yalnız var. Bana layık olduğunu düşündüğünüz o basit mecburi eğitimden dolayı, ne olmayı planlayabileceğim bir yaşamım olamadı. Şimdi küçük bir ücret karşılığı çalıştığım yerlerde zar zor akşam ediyor, gecenin sonunda paranızla satın alamayacağınız kadar hayal kurup, onlarla mutlu olmayı bilerek uyuya kalıyorum.

İnsanız ya, insan olmamıza rağmen görmezden geliyorsunuzya, buna rağmen biz de sevmeyi biliyoruz. Gezmemizi bile bakışlarınızla yasakladığınız sokaklarınızda, başımız dik yürürken bizi görmezden gelsenizde, her defasında görünmeyen sınırlarınızı çiğneyerek var olduğumuzu belli etmeye çalışıyoruz. Farkında değilsiniz ama, dışarı verdiğimiz nefeslerimizi, bizim gibi sizlerde derin derin içinize çekiyorsunuz.

Bizi, sevdiklerimizle beraber sokaklarınızda gördüğünüz zaman tuhaf bir biçimde dikizlerken,  tiksinir gibi bakan gözlerinizi, o dehşete kapılmış yüz ifadenizi umursamadan sevdiğimizin gözlerinin içine bakarak "seni seviyorum" demeyi biliyoruz. Bize yakıştıramasanızda, gerçek aşkı önceliklerimiz arasında tutuyoruz. Sevince,  sizin gibi kendimize engel olamıyor, markasız giysilerimize bakmadan, kendimizden beklenmeyen kalitede sevdiklerimizi sokaklarınızın ortasında sarmalayıp öpüyoruz.

Sizler, gözyaşlarınızı sevdiklerinizden zayıflık göstergesi olarak saklarsınız, ama biz onların karşısında yanaklarımızda iz bırakmasını umursamadan dökülmesine umarsızca izin veririz. Sizler gibi eğlenemiyor olabiliriz, sevdiklerimize altın kolyelerden sahte mutluluklar sunamıyor olabiliriz, ama inanın sevdiğimiz zaman, dünyayı bile iplemeden hepinizin toplamından daha çok severiz...

(Yazının başındaki tırnak içinde yazılan cümleyi Gaykedi'de görmüştüm. Zaten bir çok şeyi özetliyor.)

5 yorum:

Adsız dedi ki...

gerçekten çok iyi :(

Miss maria dedi ki...

İşte budur;

Sizler, gözyaşlarınızı sevdiklerinizden zayıflık göstergesi olarak saklarsınız, ama biz onların karşısında yanaklarımızda iz bırakmasını umursamadan dökülmesine umarsızca izin veririz

The King dedi ki...

Görmeyeli çok yol almışsın ufaklık. Açlıkla, neredeyse şehvetle okudum yazdıklarını. Sırtını sıvazlıyorum buradan..

JG ~ dedi ki...

"Farkında değilsiniz ama, dışarı verdiğimiz nefeslerimizi, bizim gibi sizlerde derin derin içinize çekiyorsunuz."

daha fazla ne söylenebilir ki?

Adsız dedi ki...

duygularını güzel ifade edebiliyorsun, yazım dilini beğendiğimi itiraf etmeliyim. ve evet gözyaşı kadar duyguları daha iyi ifade edebilen birşey olamaz, kıyamam gözyaşı akıtan erkeklere!...karakedi