Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

14 Eylül 2010

Hadi şimdi özgürsün, siktir ol git!!

Her şeyin bokunu çıkarıp, hayatımı alt üst etmekde üstüme tanımam. Beni tanısanız, sizde asla üstüme tanımazsınız emin olun. Nedeni ne gelince, anlatıyım:

Şimdi ben 9 günlük  adına tatil dediğim soğuk savaşa girip gezinince, aklım da sürekli olarak, bir şeyleri eksik yaptığıma dair hisler belirip duruyordu. Ama bi türlü ne olduğunu bulamıyordum. Soğuk savaşımın 3üncü gününde dayanamadım oturdum, evden çıkmadan önceki kontrollerimde, atladığım bir şeyler olmuştur diye düşündüm, taşındım ama yok, bi bok bulamadım. Çünkü evden çıkmadan önce tüpü kapamıştım, pencereleri kapamıştım, balkonun kapısını 10 defa kontrol etmiştim, çöpü dışarı çıkarmıştım. Hatta her şeyi çıkmadan önce onlarca defa kontrol edip çıkmıştım. Yinede bir şeyler zihnimi meşgul ediyordu ve ben şu mini minnacık beynimle durmadan düşünüyordum da düşünüyordum. Evet evet, çok nadir de olsa, bende arada bir düşünebiliyorum. Aslında düşünmüyordum, düşünmeye çalışıyordum, neyi unutmuş olabilirim diye ama ıııhhh bi bok yoktu.

En son artık düşünmeyi bıraktım, dedim unutmuşsam unutmuşumdur falan. Zaten ufacık beynimle, bu kadar fazla düşünmemeliydim. Maazallah sulanır mulanır, kimsenin başına bela olmıyım. Zaten siktiğimin mini minnacık beynimi, neyin meşgul ettiğini ise dönüp eve gelinceye kadar da bulamadım. Beynimde gittiğim ilk günden, eve döndüğüm son güne kadar sikilmiş gibi, nedenini bilmediğim bi konuda kendinde değildi. Lan hatta dönüşte otobüste ''heralde balkonun kapısını açık unuttum, hırsızlar eve girdi, girselerde çalacak bir şey bulamazlar, bulamayınca da sırf bana ders olsun diye salonun ortasına sıçarlar, sonra çalacak bir şey bulamadıkları için rahatlayamayınca eve molotof kokteyli falan atarlar'' diye düşündüm de rahatladım.

Neyse işte, otobüs herkesin böbrek taşını düşürdüğünden emin olmuşcasına düzgün bir yola girip sallanmayı bırakınca, bende uyuya kaldım. Zaten o düşünme aşamasını da, bi ara uyandığımda kendimde olmadığımdan düşünüvermişim. Hani düşünürken kendimden değildim, kendimde olsam düşünemezdim. O anda farkettiğim diğer bir şey ise, otobüs şöförünün aracı kullanmayıp uçurduğuydu. Evet evet otobüs yolda gitmiyor, adeta bulutların üzerinde uçuyordu. Dedim ''allahım herhalde şöför mahalline azraili geçirdin, herkesin canını tek tek almak yerine uğraşmayıp, otobüsü bi uçuruma sürdürüp hepimizin canını tek defada alıcaksın''. Böyle, düşünceler arasında, töbe edip bi ara dine tam dönmüştüm ki, baktım yol düzeldi, otobüsün sallanmaları azaldı, bende şehadet getirmenin kenarından dönüp tekrar uykuya daldım

Sonra işte kazasız belasız bi, şekilde İstanbul'uma dönüverince, direkt sağa sola takılmadan eve geldim. Allahım insanın bodrumdan ibaret evini özlemesi, onun havasını içine çekmesi, ahırdan az farksız bir yeri kral dairesi gibi gördüğü anları herkese nasip et yarabbim. Sen kimseyi it yuvası gibi evinden, bu kadar ayrı koyma inşallaaaaah diye içimden geçirerekten evin içinde biraz geznip oturdum. Baktım bi tuhaflık yok. En değerli eşyam adidas ayakkabılarımdı, onlarda yerlerinde duruyordu, salonun ortasına bok falan da yoktu ''eee bu kaçgündür beynimi siken şeyde neydi?'' diye habire düşündüm. Dedim herhalde bi sikim yok ben öyle takılıp kalmışım. Neyse falan dedim, oturdum bilgisayarı çıkardım çantamdan açtım bıraktım kenara, üzerimdekileri çıkarıp havluma sarındım ve oturdum bilgisayarın başına. Allam bilgisayarla yalnız kalmanın daha ilk dakkasında pornoya girince, yarrağım şahlanıverdi. O kudretlim şahlanıverince, bendeki 9 günlük eksikliği farkediverdim. Meğer ben 9 gündür osbir çekmemişimde beynim ondan bu kadar meşguldu.

Evet işte bu kadar basit, ucuz, oruspunun tekiydim. Lan insan bi kaç gün osbir çekmedi diye bu kadar kendinden şüphe eder mi yahu??? Neyse dedim, malum pornoda başlamıştı, zaten nasıl olmuşta ben 9 gün osbir çekmedim diye söylenerek filmi seyre başladım. 2dane chubbear er kişisi yalaşıp dururken bende osbirimi çektim, yığıldım koltuğuma. Iyyyy her zamanki gibi ilk iş olarak, önce kendimden iğrendim, kalktım duş aldım döndüm geldim. Maillerime bakınırken aradan 1 saat falan geçtiki kendimi yine porno izlerken buluverdim. Yine aynı pisliği yapıp bu sefer bağırarak boşalıp, banyoya gittim. Töbe yarabbim dedim ne oluyoruz, lan bi dur amcık dur, ama yok, banyoda da bi daha asılınca artık dizlerim ağrımaya başladı. Ayakta kalıcak takatim kalmamıştı. Hemen töbe estafurullah çekerek yıkanıp çıktım. Saatler akşamın 9 una gelirken, şeytanın beni götümden dürttüğünü farkedip giyindim. Osbir çekmek yok, kuruycaksın olcak o. Zaten bi kaç damla kanım yalnız vardı,  onlarıda osbir çekerken harcıycaktım. Lan bu halimle sokağa çıksam, millet tüüüüü kansız diye suratıma tükürürdü, ama ben tüm bunlara rağmen bi iki saat içinde 3 defa gidiyordum. ohhaaaaa dedim kendime.

Sonra nasıl olduysa gecenin 1 ine kadar öyle pipime dokunmadan zaman akıp gitti. Sonra saat 1 de yine pornoya dadanınca olan oldu, kızılca kıyamet göbeğimde patladı. Bu sefer kenara köşeye sıkıştırdığım peçeteye falan sarıldım, zaten banyo yapacak takati de kendimde bulmuyordum. Ama bitti mi dersiniz, tabiki bitmedi. Dedimya damarlarımda bi kaç damla kan kaldı, o son damlalarida dökünceye kadar pes etmek olmazdı. Nedense uzun yoldan gelmeme rağmen uyku falanda tutmuyordu, yol yorgunluğu namına bi zıkkımın körü de yoktu üzerimde. İçimden kendime küfür ede ede saatler geçip 4 e gelince son defa bi pornoya daha dadandım ve kıyamet tekrar göbeğimde patlarken, gözlerim kapanmaya başladı. Ohhhşş bi uyumuşum varya hiç sormayın. Yanımda büyükşehir belediyesinin palyaço mehteran takımı, hep beraber osmanlı davulu çalsa, kulaklarımın sikinde olmaz.
Hatta mehteran takımı gelip beni topluca sikse, hatta sikten geçirse uyanmam, o derece kendimden geçmişim. Gerçi göbeğimde kopan kıyametleri totale vurunca, ulan az yüklenmemişim diyorum, çünkü 5 defa gitmişim ve bunlarıda  10 saat içinde yapmışım. Ehhh maşşallah diyor ve olaya kaldığım yerden devam ediyorum.

Neyse işte mehteran takımı komple sikse uyanmam dedimya, gerçekten de öyle oldu. Uyanınca götümde acı macı hissetmedim ama birilerinin de eve girip beni sikmediğinden emin değildim. Yani sikmişlersede artık yapacak bir şey yok. Yalnız neden bu kadar farkında değilim deyip durduğuma gelince, ulan geceden sabah mesai başlıyor diye telefonu ayarlamıştım ama alarm malarm hak getire. Böyle ben koltukta zıbarıp uyumuşum ve uyanınca yeni gelin gibi nazlı nazlı gözümü açıp nerde olduğumu kestirmeye çalışırken, evimde olduğumu farkettim. Dedim bakıyım saat kaç. Demez olaydım.Allaaaaam bu neydi başıma gelen meğer, saat 11:10 olmuş ve ben hala nazlı nazlı yatakta sağa sola bakınıp duruyorum. Töbe yarabbim, bide telefonum çalmış, iş arkadaşlarım mesaj atmışlar ''hayırdır yetişemedin mi? neden işe gelmedin?'' falan diyorlar. Oyyy allaahım ben ne yaptım, şu çoğunluğu götten ibaret, şu minicik bedene yüklenip ha bire osbir çekiyorum, sonrada böyle uykuda kalıp kendimi işten attırmaya çalışıyorum. Nasıl giyindim, ne yaptım bilmeden evden çıktım. Yolda da geç kamış olmanın verdiği eziklikle, kendi kendime kovulma senaryoları kuruyorum.

1-Patron beni görünce, yüzüne bi tebessüm, bi mutluluk ifadesi yerleşecek, önce sakin sakin iyi bayramlar falan diye tatlı tatlı girecek konuya, sonrada krizden falan bahsedip ''hadi şimdi özgürsün, siktir ol git'' diycek diyorum içimden.

2-Ya da ''eee bayram nasıl geçti, iyi dinlendin mi bari?'' diycek, ben de ''ehh dinlendim valla daha ne olsun ki, valla saolun varolun'' ^_^ diycem , O'da ''yok yok sen, iyi dinlenmemişsin git bi kaç gün daha dinlen, hatta gün yetmez, bi kaç ay daha dinlen'' diye nazikçe götüme tekmeyi bascak.

3-Yada patron yanıma yaklaşıp kulağıma sexi bi ses tonuydu ''bugün çok tatlı görünüyorsun, bayramda yediğin tatlılardan olsa gerek, hadi sen çık git gönlünce, doyasıya kadar gez, hem İstanbul sokaklarını bu tatlılıktan mahrum etmek olmaz, hatta bi kaç ay dolanda öyle gel'' diyecek. Gibi onlarca kovulma şekli düşündüm. Düşün düşün boktur işin misali hoop ofise gelivermişim. Lan ne çabuk bitti bu yol, oysa böyle kısa sürmezdi, lan yollar bile bana düşman.

Neyse işte, ofise bi vardım, ayyy keşke gökten zenbille falan iniverseydim, yada köstebek falan olsaydım, böyle yeri eşerek ofise girer, sonrada sessizce gider koltuğuma çaktırmadan oturur, sanki sabahda işe ilk gelen ben mişim gibi millete surat yapardım. Ama yok, ne gökten zenbilli biriydim, nede  köstebekdim, böyle mal mal pişmiş kelle gibi sırıtmak yetmezmiş gibi, bide en tatlı ifademi yüzüme takınıp ezik bi ses tonuyla ''herkese iyi bayramlar, ben geldim'' diye utanmadan bağırır gibi yarapak, geçtim yerime oturdum. Allam geç kalmışlığın verdiği o utançla dilim bi çözüldü, herkese ayrı selam veriyorum, hal hatrını soruyorum, şakalar yapıyorum, esprilerin en bombasını ard ardarda patlatıyorum. Böyle benden sonra ofis, kahkaha bombası atılmış gibi çınlayıp durdu. En son biri dayanamayıp ''ya sende bi farklılık var'' diyince, ben de ''geç kaldım ya, kendimi affetirmeye çalışıyorum'' dedim. Sonra bunada ofisçene gülüp geçtik. Allahtan o anda çişim geldi kalkıp tuvalete gittim. Zaten aceleden sabah çişimi yapmadan evden çıkmıştım. Sabah ereksiyonu falan hak getire, nerdeeee? Küçük bey geceden mesai yapınca, sabah kalkmayı oda unutmuştu. Tuvalette 2 tokatla onuda iyice uyandırıp, çişimi yaptım.

Neyse işte tuvaletten döndüğümde herkes sakinleşip, işine dalmış harıl harıl çalışıyordu. Bende hemen işlere dalar gibi yaptım. Harıl harıl bişiler yapmaya çalışıyordum. Ama inanın o an ne yaptığımdan benim bile haberim yoktu, sadece çalışıyormuşum gibi bi izlenim vermeye çalışıyorumdum. Yani çalışmıyordum, ama çalışmaya çalışıyordum. ^_^  Neyse işte demem o ki; valla bugün çok zor bi gündü. Allam ne olur bi daha geç kalmıyım, valla geç kaldığımda millete bakacak yüzüm olmuyor. Allam, bide beni bu kadar çok üst üste osbir çekmekten alı koy, bi şey yap, yoksa kuruyup gitcem, demedi deme. Ya tamam biliyorum hepimiz muhakkak bi şekilde ölcez, ama en azından ölümüm osbirden olmasın.

3 yorum:

Yiğit Tan dedi ki...

Geçenlerde İzmir'de evine hırsız giren bir arkadaşımın yazdıkları:
"Evime hırsız girmiş. Hırsız adına çok üzüldüm, ne yazık, çalacak değerli birşey bulamamış:) Ama evi bayağı dağıtmış"

victoria dedi ki...

baştan sona güle güle bi kaldım allah iyiliğini vermeye ya da vere vere :D

Adsız dedi ki...

ahahahahahaha çok güeldi