Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

25 Ağustos 2010

Kimse kıpraşmasın, kimlik kontrol lütfen!!

Çıktığım biri olmayınca, bara falan her fırsat bulduğunda giden denyonun tekiyim. Tabii iş böyle olunca bazen haftanın 3 günü gittiğim bile oluyordu. Hatta garsonlarla artık mecburi olarak bacıııımmmm naaaabbeeerr olmuştuk. Ama bu aralar, bara gidiş sıklığını bayağ bi düşürdüm ve nerdeyse 2 haftada 1 ancak gidiyorum. Tabii aslında bu da çok ama benim gibi sık giden birinin bu kadar azaltması, alkışlanacak bir durumdur. Hatta devlet beni bu konuda ödüllendirmeli, ödül anınıda TRT'den naklen yayınla duyurmalı.

Yanlız konu benim bara gidiş sıklığım falan değil. Konu, barda ilk kez tanışan insanların birbirine sordukları soruların, gereksizliği. Bar gibi, eğlence ortamlarında ilk kez tanışan insanların birbirine sorabilecekleri en önemli soru adın ne? olabilir ve bunun dışında özel hayat çerçevesi içine girebilecek her hangi bir soru sorulmaması lazım. Sorulmaması lazım falan diyorum ama nerde?? Adam utanmasa nufus cüzdanını çıkar ona bakıyım diycek. Gerçekten bu kadar abartanlar oluyor. Ulan amcık, bara yiyişecek birini bulmaya gelmişsin, daha ne diye kalkıp lafı uzatıyorsun. Adını sorduktan sonra, karşındaki mal güzel güzel adını söylüyor ve genç kız gibi kırıtarak senin adını soruyorsa, tamamdır işte, işi uzatmanın ne anlamı var. Gözlerine bak, eğer bakışlarını bi yere kaçırmıyorsa yapış gitsin. Uzatıp durmayın boşuna.

En nefret ettiğim durum, işte bu uzatma halleridir. Utanıyormuş gibi yapmacık numaralar, yalandan eli değmiş gibi yapmalar, onu izlerken dalmış gibi yapıp, tam o dönüp bakacakken başka yöne dönüp bakmalar. Ulan siktir git amcık, ne bok olduğun belli zaten. Bari biraz kendin olda, işi hızlandır. Daha ne ayak yapıp duruyorsun. Ama nerdeee.

Bu anlamda her zaman atlayan ben oluyorum. Çünkü bakıyorum karşımdaki mal, ha bire sorular soruyor, dayanamıyorum ve ''öfff soruları atlayalım mı? ne dersin?'' diyorum olayı hemen bitiriyorum. Genel olarak karşımdakide atlıyor hemen ''soruları atlayıp naapalım'' diyor, bende yaklaşıp öpüyorum ve ''bunu'' diyorum. Atlamayan olduğunda ise, hiç yanında oyalanmıyorum bile. Hemen başka kapıya gidiyorum.

Neyse zaten, o andaki malca sorulara bi anlam veremiyorum, sorulan sorulara sikimle konuşur gibi kısa cevaplar vermeye çalışıyorum. Çoğu anlıyor, azınlık ise mal gibi suratıma bakıyor. Sanki tüm soruları cevaplandırıp ne yapacaksak artık. Gerçi bunları yazarken aklıma geldi, acaba askerlik şubesinden falan mı çalışıyorlar nedir? Belki devletim memurunu gay bara gönderip, yoklama kaçağı var mı yok mu kontrol ediyor falan :PpBöyle dalga geçiyorum da, ama bazen gerçekten çok gereksiz, saçma sapan sorular oluyor ve bu soruların cevapları da, her zaman için yalan cevaplar oluyor. Bunun nedeni ise tabiki karşılıklı olarak ilk kez karşılaşan insanların, doğal olarak birbirinden saklamak istedikleri, 2inci şahıslar tarafından bilinmesini istemediği bir hayatlarının daha olması. O yüzden size tavsiyem, barda biriyle tanıştığınız zaman mümkünse az laf, çok iş yapmaya bakın.

Tanımaya çalışıyorum derken işin bokunu çıkarıp aile şeceresine varmak istercesine soruları ard arda sıralamayın. Çünkü sorduğunuz soruların çokluğu kadar, yanlış cevaplar alırsınız. Sonra iş olup birbirinizden iyice hoşlandığınızda, ten uyumunu yakaladığınızda ve artık onunla yaşlanmak istediğinizi farkettiğinizde, sorduğu sorulara verdiğiniz her cavap karşınıza kocaman bi duvar olarak çıkıyor. Artık ona doğruları söylemeniz gerektiğine karar verince, onun tüm hayatınızı doğrularıyla bilmesinin hakkı olduğuna karar verdiğinizde, işler çok karışacak, her şey birbirine girecek. Ve siz kötü olan kişi olacaksınız. Eğer tanıştığınız kişi durmadan soru soran biriyse, bırakın o sizin için, barda tanıştığınız yabancı olarak kalsın.

10 yorum:

x-coach dedi ki...

bi deniyim bari soruları geçip ekşına geçmeyi.
bekle beni bearphorus.
lol

HayatErkegi dedi ki...

Zaten ne diye soruşup duruyorsunuz anlamadım ki. Boş ver abi soruyu moruyu, niyetin ne senin de, bi an önce saadede gelin yahu.

x-coach dedi ki...

bana genelde hep chaser geldiği için mecburen soruyorum :(
tipim diiller, napıyım :(

HayatErkegi dedi ki...

tipini yiyim senin :)

nasıl tipler arıyosun ki?

x-coach dedi ki...

coachbear.tumblr.com :D
açık-saçık görseller var. dikkat.

HayatErkegi dedi ki...

@x-coach gece sayfana bakıp osbir çekcem piçç müthiş bi sayfaydı. şimdi işteyim bakamıyorum :D

böyle tombiş, tombiş olan ama zayıflardan hoşlanan bulursan haberim olsun. BEN BURDAYIMMMMM :D

homeless dedi ki...

barda biriyle tanıştığınız zaman mümkünse az laf, çok iş yapmaya bakın.

cozmussun hocam sen isi
tebrikler

HayatErkegi dedi ki...

işin cıvıklığı olarak anlaşılmasın, gerçi anlaşılırsada sikimde değil ya neyse işte, barda o müzikte tutup konuşmayı uzatmayın, amaç ne ise adım atın ve olay kopsun falan filan işte

HayatErkegi dedi ki...

@homeless :)

feanor dedi ki...

Birinin start vermesi gerekiyor ki ben açılayım. Yoksa bildiğin muhabbet. Açılınca da bir açılıyorum, pir açılıyorum. fuckyeah.