Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

21 Temmuz 2010

ne diyorum ki


İnsan aşık olunca nasıl olur?
Gerçekten bilmediğimi farkettim. Peki bugüne kadar yaşadığım ve aşk olduğuna dair ısrarda bulunduğum şeylerin adı neydi?
Her; bu, ruh haline girdiğimde, soru işaretlerimin çokluğu ve cevaplarının olmaması, beni boşuna yaşadığım konusunda yeminlere verdirtiyor.
Neden yaşıyorumki?
Aşık olup olmadığımı, aşkın ne olduğuna dahi emin olmadığım halde neden yaşıyorum.

Evet kafam karışık gidip intihar etmek ve böylece tüm sorulara kesin bir cevap vermek en iyisi. Ama en kısa ve en korkakçası.
Hayır devam etmeliyim deyip her devam edişim...

Soru işaretlerim o kadar çok ki.
Sanırım artık pes edip kendime de karşı çıkmalıyım.
Kendi güçsüz taraflarımı da kabullenmeliyim.

1 yorum:

Unknown dedi ki...

Başladım en baştan, hadi bakalım,,