Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

22 Temmuz 2010

Kedidir kediii

Dün akşam 8de eve gittiğim gibi uyuya kalmışım. Sabah uyandığımda saat 08:00 idi. Tam 12 saat uyumuşum. Sanırım son 1 yıldır bu kadar uzun uyuduğumu hiç hatırlamıyorum. Genel olarak uyku süremi kısa tutmaya çalışıyorum. 5-6 saat benim için ideal olandı. Bu sefer ideali falan filan geçtim öküz gibi uyuya kalmışım.
Sabah uyandığımda bir kedi içerde dolanıp duruyordu. Yerimden pışt hışt mışt yaptım ama hiç oralı olmadı. Çok aç olmalıydıki artık tüm korkularını aşmıştı.
Ayağa kalkıp kovıyım dedim ama nafile kaçmıyordu, benim ayağa kalktığımı görünce gelip bana sürtünmeye başladı. Bende acıktığına iyice emin olup buzdolabına doğru gittim. Amacım bi kaç gün önceki kızarmış tavuğu vermekti. Ama nafile ev arkadaşım onu yemiş. Zaten dolapta, bir kaç yumurta, çürük sebzeler, boş ketçap ve mayonez şişeleri dışında, sağlıklı beslenmek adına alınmış 2 paket süt dışında bir şey yok, sadece bunlar vardı. Birde aylardır bitmeyen sucuk. Sucuğu veremezdim ben açtım :Pp
Kedi önceden içeri girmiş olmalıki, mutfak reyonunun üstündeki küçük çöp kovasını devirmiş, ortalığı da yeterince dağıtmıştı. Verecek bir şey bulamayınca dış kapıyı açtım ve bir şeyler verecekmiş gibi pışşş pışşş yapıp gelmesini sağladım. Elimi dışarı uzatınca, hemen dışarı çıktı, kapıdan çıkmıştıki, ardından kapıyı kapayıverdim.
İçeri girip, kediye yaptığıma 5 dakika kadar gülüp boş boş bakındım.
Sonra elimi yüzümü yıkayıp, salona geçtim. Üzerimdeki şortu çıkarıp attım. Çırılçıplak salondan odalara geçiş yaparken, karşı komşuların görebileceğini düşünüp pijamayı geçirdim üzerime.
Dolaptan 2 yumurta aldım, birde sucuğu. Getirip sucuklu yumurta yaptım. Dünden aldığım ekmekle tavayı bi güzel sildim süpürdüm. O kadar açtımki, kahvaltıdayken kediyi unutmuştum bile. Bi yandan kahvaltımı yaparken, bi yandan da tv seyrediyordum.
Köşe yazılarını okuyan spikerin sesi güzeldi. Haberler, köşe yazıları hepsi aynı sıkıcı renkte devam ediyordu.

Hiç yorum yok: