Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

21 Temmuz 2010

Tüketim çılgınlığı devam ediyor. Gel vatandaş gelll 5 kuruşa götümüzü siktiriyoruz

Dün gece bastıran hormonlardan dolayı kendimi tutamayıp dışarıya çıktım. Nasılsa sevişecek birini bulacaktım. Nasılsa et olsun, nefes alsın alsın yeter anlayışının hakim olduğu yüzyılda yaşıyoruz ve bu yüzden birini bulmak hiç zor olmuyor. Bazen sırf bu huyum yüzünden, kendimden nefret ediyorum. Nefret edip söylensemde, kafamdaki anlık düşünceleri yapmaktan hiç geri kalmıyorum. Kendi kendimle konuşurken söylediğim gibi yaptım; bara gittim ve yine birini buldum.

Aslında böyle davranarak, bedenime çok yüklendiğimin farkındayım. Ama bu aralar saldım her şeyi, ne kendimi sınırlıyorum, nede birinin beni sınırlamasına izin veriyorum. Bu yüzden başta söylediğim şu hormonları mormonları da boşverin. Hatta sikim kalkmıştı, götüm kaşınıyordu diyim ben buna. İşte bu yüzden de soluğu barda aldım. Çok da oyalanmadan istediğim gibi birini buldum. Zaten bir iki bakıştan sonra ayak üstü severken bulduk birbirimizi. Çimdiklemedik hiç bir yerimizi bırakmadık. Ellerimiz vucudumuzun her tarafına uzanabiliyordu. Ne kalabalığın içinden dokunurcasına bakan etrafımızdaki diğer insanlar, ne de yanımızdan geçerken kendi götüne giren yarrakların hesabını veremeyen ibnelerin küçümseyici bakışları. Hiç biri, hiç kimse sikimde bile değildi. O an hiç birini götümdeki kıl kadar bile önemseyip bakmıyordum. Nefes alıp etrafta yaşar gibi görünmeleri bile sikimde değilken, bakışlarından mı rahatsızlık duyacaktım.

Düşünüyorumda bu kadar sınırsızlık içinde, yinede doyamıyorum. Büyük bir doyumsuzluk var bende ve istediğim kişiyi elde ettikten sonra, hemen dakkasında gözlerim ikinci bir kişiyi arıyor. Doymuyorum, doyamıyorum ve sanırım bu huyumdan yanımdakileri siktir edin, ben bile rahatsızlık duymaya başladım.

3 yorum:

feanor dedi ki...

"Her gay hayatının belli bir döneminde bu dönemden geçiyor" diyerek Haydar Dümenlik ya da Gönül Ablalık yapmak istemiyorum ama... geçiyor lan.

En baştan başladım bu arada okumaya, hadi bakalım.

Hayat_Erkegi dedi ki...

=)
hoş geldin. Evet haklısın, ama sanırım benim bu dönemlerim 5-6 yılda bir tekrarlanır. Tekrar en başa, sanki ilk defa kuduruyormuşcasına yaşamaya başlıyorum Güzin Abila =)

feanor dedi ki...

Hoşbulduk, en güzel lakap gönül gayi olacak sanırım :P

Olur olur, normaldir. İlişkimsiler ardından çok daha normal hatta.

Gerçi yaşım 23 lan, bakma bu kadar ahkam kestiğime :D Ağustostayım şimdi, yavaş yavaş.